Archive

Archive for Ocak, 2008

Oca
21

Kefir de yoğurt gibi fermente bir üründür. Mayalanması için bakteri gerekir. Bekletildikçe tadı ekşir ve çok az olan alkol oranı artar. Kefirin bilinen bir zararı yoktur. Kefiriniz tatlı ise ve ekşi seviy orsanız mayalanma süresini 48 saate kadar uzatın. Kefir ekşidikçe faydası artar, alkol miktarı da yükselir. Tatlı kefir istiyorsanız mayalanma süresin 24 saatten fazla uzatmayın ve kefiri buzdolabında saklayın. Bu içeceği tüketmeye günde bir çay bardağı ile başlayın, miktarı giderek artırın. Genellikle günde 250-1000 mlt. kadar tüketilmektedir. Müzmin hastalığı olanların en az bir litre tüketmesi gerekiyor. Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kronik hepatit, mültipl skleroz hastalıklarda tedavi edici niteliğe sahip, ucuz ve doğal bir seçenektir. Kefirdeki bakterilerin ürettiği laktaz, süt şekerini sindirir. Hafif bir sinir yatıştırıcı ve depresyon azaltıcıdır. Gevşeme ve uyku hali verir. Depresyonu azaltıcı etkisi triptofan, magnezyum ve kalsiyum içeriğinin yüksek olmasına bağlanmaktadır.

Hepimiz sağlığımızı korumak, vücudumuza gereken değeri vermek ve en optimum dengeyi bulmak için arayış içindeyiz. Ancak yeterli ve dengeli besin almayan kişilerin, bu süper besinlerden (örneğin kefir) çok fazla tüketmesi, onların sağlıklı beslendiği anlamına gelmiyor. Önemli olan sağlıklı yaşamın destekleyicisi besinlerin, öğünlerinize yeterli ve dengeli biçimde eklenmesi. Bu besinler kilo vermenize değil, içerdikleri güçlü antioksidanlar, bitkisel kimyasallar sayesinde kronik hastalıklardan korunmada etkin.

Oca
21

Kafkasların sağlıklı içeceği kefirin özellikle bebeklerde alerjiye iyi geldiği ortaya çıktı. Uzmanlar, kefirin içinde bulunan süt asidi ve alkolün bebeklerde bağışıklık sistemini alerjilere karşı güçlendirdiğini ortaya çıkardı. Yapılan araştırmalarda özellikle bebeklerde alyuvarlar içinde yer alan ve alerjik tepkilere neden olan ovalbumin proteininin üçte bir oranında azaldığı tespit edildi. Uzmanlar, Kafkaslar ve Doğu Avrupa’da yaygın kullanılan kefirin, bu bölgedeki çocukların sağlıklı olmasında da etkili olduğunu belirtiyor.

Oca
21

Kafkasya kökenli kefir, gençlik iksiri olarak anılmanın yanı sıra uykusuzluktan sindirim sistemi sorunlarına kadar pek çok konuda vücut dengesini düzenliyor

Kefir uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içkisi. Kafkasyalılar, fermante bir ürün olması bakımından kımıza benzeyen kefiri, su yerine içiyor ve gençlik iksiri olarak kabul ediyor. Sütten yapılan kefir, insanların ilgisini çeken alternatif probiyotik içeceklerin başında geliyor. İçeriği ile yüksek antibiyotik aktiviteye sahip olan kefir; bağışıklık sistemini destekliyor, hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel oluyor, hastalıklara karşı direncin artmasını sağlıyor, sindirimi kolaylaştırıyor. Çeşitli üniversitelerin gıda mühendisliği bölümlerince yapılan araştırmalara göre, kefir sütteki tüm besin maddelerini içerdiği için yoğurt kadar yüksek besin değerine sahip. Sindirimi kolay olan kefir, ayrıca serinletici ve iştah açıcı bir aromaya sahip. Hazmının kolay, içeriğinin proteince zengin oluşu nedeniyle kefir, hastalar ve çocuklar için de uygun bir besin. Kefir için Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknisyeni Eğitim Araştırma Uygulama İşletme Müdürü Salih Özcan, şunları söylüyor: “Kefirin, ülser, yüksek, tansiyon, bronşit, astım, safra bozuklukları ve diğer bazı hastalıkları tedavi edici özelliğe sahip olduğu ileri sürülüyor.”

DÜZENLİ İÇİLMELİ
Özcan, tüm süt mamulleri gibi, düzenli kefir içilmesinin de bağırsak florasını düzenlediğini ve buna bağlı olarak bazı bağırsak rahatsızlıklarını iyileştirdiğini belirtiyor. Ayrıca kefirin, sinirsel rahatsızlıklar, iştahsızlık ve uykusuzluk için de yararlı olduğunu ifade eden Özcan, son günlerde kefire ilginin arttığını belirtiyor. Kefir, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin satış mağazasında bulunuyor.

Oca
16

Bugünlerde beslenme sisteminizde belirli besinlere ağırlık vererek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz

Çevremizde çoğu kişinin griple boğuştuğu şu günlerde bağışıklık sistemimizin her zamankinden daha güçlü olması gerekiyor. Bunun için beslenmemizin zenginliği büyük önem taşıyor.
Bağışıklık sistemi güç kazandıkça, metabolizmayı tehdit edebilecek mikroplar, bakteriler, mantarların yaratabileceği riskler azalma eğilimine giriyor çünkü vücudumuzun savunucuları saat başı 10 milyondan fazla antikor üreterek savaş açıyor.

Bağırsaklardaki mukoza tabakasında yer alan trilyonlarca iyi huylu bakteri metabolizmanın zararlı bileşiklerce kuşatılmasını engeller. Ancak bu iyi huylu bakterilerin sayıları antibiyotik kullanımı, dengesiz diyetler gibi faktörlerle azalabiliyor ve kişiler enfeksiyonlara açık hale gelebiliyor. Bu nedenle yoğurt ve bir tür fermente süt ürünü olan kefir tüketerek vücudumuza destek güç göndermenizde fayda var. Piyasada light formları da bulunan kefir, eski zamanlardan beri tüketiliyor, sağlıklı bakterilerin bağırsak florasında artışına yardımcı oluyor.

Oca
16

Hazmı kolaylaştırır… Kolesterolü düşürür… Bağışıklık sistemini güçlendirir… Kefirin sağlık açısından faydaları saymakla bitmez

TAYLAN KÜMELİ
Kefirin anavatanı Kafkaslardır. Kafkaslar tarafından “gençlik iksiri” olarak görülmektedir. Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da da yapılmaya başlanan kefir, bugün ülkemizdeki ziraat fakültelerinin süt teknoloji bölümlerinde üretiliyor. Kefir ekşi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana, yoğurtta
bulunan maya ve bakterilerin bağırsak sisteminde tutunma özelliği olan “probiyotik” yapıları ile de yoğurda benzer.Kefir asit ve alkol fermantasyonunun bir arada etkileşimi sonucu oluşan bir üründür. Fermantasyon süresinin uzunluğuna bağlı olarak içinde oluşan alkol oranına göre bir sınıflandırma yapılmıştır. Buna göre 24 saat sonucunda tatlı kefir, 48 saat sonucunda orta sert kefir, üç güne kadar uzayan fermantasyon sonucunda sert kefir ve fermantasyon süresi daha da uzunsa çok sert kefir oluşur. Birçok farklı sütle yapılabilmektedir. Örneğin inek, keçi, koyun, hindistancevizi, soya veya
pirinç sütü gibi.Kefir tanesinin boyutları 0,5-3 cm. arasında değişen, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz, beyaz-sarı arasında küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Taneler sütü fermante edici rol oynamaktadır. Kefir, yapısındaki bakteri ve mayalarla sahip olduğu probiyotik özelliği sayesinde hazmı kolaylaştırır. Laktoz oranı süte göre düşük olduğundan bağırsağı laktoza karşı duyarlı olan kişiler tarafından rahatça tüketilebilmektedir.
Mide ve pankreas salgılarını artırıcı, bağırsakta antibakteriyel etkisi bulunmaktadır. Vücuttaki bazı mikroorganizmaların ve patojen bakterilerinin olumsuz etkilerini azaltır. Kolesterolü düşürür. Enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini baskın hale getirici özelliğe sahiptir. Yapısındaki aminoasitle sinir sistemini yatıştırır. Bu özelliği yine yapısındaki kalsiyum ve magnezyum mineralleri tarafından da desteklenmektedir. Kefir B12, B1 ve K vitaminleri açısından da zengindir. Bu vitaminlerin vücuda yeterli oranda alınmasının gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerek deri rahatsızlıklarına karşı sayısız fayda sağladığı bilinmektedir. Günde 250 mililitre ile 1 litre arasında kefir tüketilmesi faydalıdır.
Milliyet

Oca
16

Avrupa ülkelerinde kişi başına yıllık süt tüketimi ortalama 94 litre olduğu halde, Türkiye’de 24 litre.

* İşlenmiş ve paketlenmiş süt tüketimi ise kişi başına 11 litre.

* Türkiye’de tüketilen sütün yüzde 52′si açıkta satılıyor.

* Türkiye’de yılda üretilen yaklaşık 11 milyon 500 bin ton sütün sadece yüzde 20′sinin üretimi kayıt altında.

* Hijyenik olmayan açık sütün genel süt tüketiminden aldığı pay 2005 yılında yüzde 57 iken, 2006′da yüzde 52′ye geriledi.

Ülkemizde ki süt tüketiminin arttırılması için dondurma yoğurt kefir gibi alternatif gıdalara yönelmek gerekiyor.

Oca
16

Osteoporozun (kemik erimesi) önlenmesinde süt ve süt ürünleri tüketiminin önemi büyüktür.Özellikle mide sorunları ve hazımsızlık yaşayan insanlar kefir içerek bu açıklarını kapatabilirler.

Türkiye’de yetersiz beslenmeye bağlı sıkıntılar yoğun bir şekilde yaşanıyor, ancak dengesiz beslenme çok daha önemli bir sorun . Osteoporozun farkındalığı konusunda hala eksiklikler var ”Osteoporoz toplumda hala ‘yaşlı kadın hastalığı’ olarak biliniyor”

Süt ve süt ürünlerinin doğumdan itibaren her dönemde düzenli olarak tüketilmesi çok önemli, osteoporozun önlenmesinde süt tüketimi kadar, güneş ışığından yararlanma ve fiziksel aktivitenin de yeri büyük.Sözü edilen tüm unsurlar bütün halinde düşünüldüğünde osteoporozun önüne geçilebileceğini kaydetti.

”HER 6 KADINDAN BİRİNDE OSTEOPOROZ KIRIĞI GÖRÜLÜYOR”
Her 6 kadından birinde osteoporoz kırığı görülüyor, osteoporoz sessiz ilerliyor ve tedavi maliyetinin de çok yüksek .

Süt ve süt ürünlerinin tüketiminin toplumundaki yeri çok önemli. ”Süt, bireyin büyüme ve gelişmesi için gerekli olan besin ögelerinin tamamına yakınını içerir” Bir bardak sütle 6 yaşında bir çocuğun ihtiyacı olan kalsiyumun yüzde 52′sinin, proteinin yüzde 35′inin ve fosforun yüzde 55′inin karşılanır.Süt ve kefir içerdiği fosfor-kalsiyum oranı nedeniyle de vücudun kalsiyumdan yararlanması için en ideal ölçüye sahiptir

Oca
12

C.Paşa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

Hangi sütü içmek daha tehlikeli

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi.

Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT’nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.

Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ”Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor” görüşünü dile getirdi.

Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ”Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır” diye konuştu.

Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ”otoimmün-kendi dokularını tahrip edici” hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.

Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ”Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler” dedi.

SÜT, KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?

Aydın, ”Süt, sağlam kemiklere neden olur” yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.

Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:

”Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD’dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.”

Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, ”Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli” dedi.

SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN

Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:

”Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.”

TGDF GÖRÜŞÜ

Türk gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren 23 ayrı sektörel derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Başkanı Şemsi Kopuz da sütün, ”bileşimindeki protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminler açısından dengeli beslenmede önemi tartışılmaz doğal bir gıda olduğunu” bildirdi.

Topuz, pastörizasyon ve UHT işleminin, ”çiğ sütte bulunan ‘patojen-hastalık yapıcı’ mikroorganizmalardan kaynaklanacak olası sağlık risklerini ortadan kaldırmak amacıyla, sütün besin değerlerini en yüksek derecede koruyacak sıcaklık ve sürede optimize edilmiş ısıl işlemleri olduğunu” anlatarak, ”UHT tekniği ile üretilen sütlere uygulanan bu ısıl işlemlerin aksine sokak sütlerine evde uygulanan geleneksel kaynatma işleminde sütün içerisindeki mikroorganizmalar tam olarak yok edilemediği gibi sütün içerisindeki besin değerleri de kayba uğramaktadır” dedi.

Homojenizasyonun, ”süt içerisinde bulunan yağ damlacıklarının sütün her tarafına homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak ve üst yüzeyde toplanmasını engellemek” amacıyla uygulandığını kaydeden Topuz, homojenizasyon işlemi ile süt yağının homojen dağılımının sağlandığını, süt yağ globüllerinin daha küçük parçalara bölünmesiyle süt yağının sindiriminin kolaylaştırıldığını bildirdi.

AA

Oca
10

GIDA RAPORU

Kefir tanelerinin süt içerisinde kapalı bir ortamda belli bir sıcaklıkta ve belli bir zaman içerisinde bekletilmesi ile kimyasal bir olay olan Fermantasyonun devreye girmesi sonucunda, ayran veya yoğurt benzeri oluşan kıvamlı sıvıya Kefir denmektedir. Yoğurt ve ayranın oluşumundan farklı olarak, kefirin Fermantasyon sonucu oluşması sebebi ile beraberinde alkolün oluşması problemini de getirmektedir. Bu konuda bilgi veren kaynakların orijinal bilgi notunu aşağıda bilginize sunuyoruz. Bu bilgiler ışığında kefir içkisini tükettiğimizde, az da olsa bir alkol maddesini de tüketmiş olabileceğimiz anlaşılmaktadır. Çoğu sarhoşluk veren maddenin azından da kaçınmamız gerektiğini düşünüyoruz.

En iyisini Allah(cc) bilir

1.”In its strictest sense, fermentation is the anaerobic metabolic breakdown of a nutrient molecule, such as glucose, without net oxidation. Fermentation does not directly produce energy in cells; it merely allows glycolysis to continue. Fermentation yields lactate, acetic acid, ethanol, or some other simple product.

Fermentation is also used much more broadly to refer to the bulk growth of microorganisms on a growth medium. No distinction is made between aerobic and anaerobic metabolism when the word is used in this sense.

This process is often used to produce or preserve food. Fermentation typically refers to the fermentation of sugar to alcohol using yeast, but other fermentation processes include the making of yogurt. Fermentation usually implies that the action of the microoganisms is desirable.” (Wikipedia the free encyclopedia)

En genel manasıyla, Fermantasyon, oksijen katışmaksızın glukoz gibi bir besin molekülünün havasız bir ortamda metabolik (hücre içerisinde) olarak bozulmasıdır. Fermantasyonda enerjinin doğrudan hücre içinde üretilmesi durumu söz konusu değildir, sadece glikolizin devam ettirilmesi söz konusudur. Fermantasyon sonucunda laktat, asetik asit, etil alkol v.b. gibi bazı basit ürünler ortaya çıkar.
Fermantasyon için verdiğimiz açıklamadan daha çok kullanılan ve ayrıntılı açıklaması ise küçük mikro organizmaların beslenmeye ve büyümeye elverişli ortamlarda yüksek miktarda çoğalması olayıdır. Bu açıklama açısından bakıldığı zaman oksijenli (aerobik) veya oksijensiz (anaerobik) metabolizmalar arasında bir fark olmadığı görülmektedir.
Bu işlem genel olarak besin üretiminde veya besinlerin korunması amacıyla kullanılır. Fermantasyon genellikle şekerin alkole fermante edilmesi olarak ifade edilir bunun yanında diğer fermante işlemleri sonucunda yoğurt oluşması durumu da söz konusudur. Fermantasyon, genellikle arzu edilen mikro organizmaların aksiyonunu dolaylı olarak içerir ve diğer zararlı mikro organizmaların gelişmesini önler. Gıdayı patojenik ve çürüme bakterilerinden korur.

2.What does kefir taste like? Kefir tastes somewhat like buttermilk or yogurt. However, it is much richer and more flavorful. That is partly due to the broad spectrum of probiotic bacteria, and partly to its small alcohol content. That is because it is a fermented product, like champagne. It has the zing you get from fermented foods, such as beer, pickles, and sauerkraut.(Kefir FAQ)

Kefirin tadı neye benzer? Kefirin tadı ayrana veya yoğurta benzemektedir ama kıyas edildiği zaman daha lezzetli ve hoştur. Bunun sebebi kısmen birçok probiotic bakterinin işlem esnasında görev almasında, kısmen de içinde küçük bir miktar alkol bulunmasındandır. Bunun bir sebebi de şampanyanın fermante edilmesine benzer bir şekilde fermante edilmesidir. İçinde dile hoş gelen birada ve turşuda bulunan hafif bir ekşilik vardır.

3. Dolapta bekleyen kefir sağlık açısından bir olumsuzluk etmeni oluşturmaz. Düşük sıcaklıklarda bile, içerisinde bulunan Acetobakterler tarafından üretilen asetik asit nedeni ile ekşiliğin artmasına neden olur. Hatta bir araştırmada bir yıl boyunca bekletilen kefirin tadının biraz ekşi olduğu ve içerisinde yer alan mayalar nedeni ile alkol miktarının % 4 civarına çıktığı belirtilmiştir. ( RAHMİ LALE)

4. Kefir has a uniform creamy consistency, a slightly sour refreshing taste, with a mild aroma resembling fresh yeast [or beer like]. Kefir also has a slightest hint of natural effervescent zesty tang. There are an assortment of approx. 40 aromatic compounds, which contribute to the unique flavour and distinctive pleasant aroma of kefir. To round this all off, kefir may contain between 0.08% to 2% alcohol. However, between .08 to .5% alcohol are realistic figures for 24 hour brewed kefir. (Dom’s Kefir )

Kefir krem gibi kaygan bir kıvamdadır. Bir parça ekşi lezzette ve bira gibi hafif taze maya aromalıdır ve tabii olarak köpürtülüdür. 40 civarında aromatik bileşenden oluşur. Bütün bunların yuvarlatılması durumunda, 24 saatte demlenmiş kefir %0.08-2 arasında, daha gerçekçi bir yaklaşımla %0.08-5 arasında alkol içerir.

5.Kefir is a fermented milk drink originating in the Caucasus. This drink is prepared by inoculating cow’s or goat’s milk with the grains – or “beads” – of previous kefir batches. Kefir grains are a combination of probiotic bacteria and yeasts in a matrix of proteins, lipids and sugars. Lactobacillus acidophilus and Saccharomyces kefir are widely used, though the exact combination of bacteria and yeasts vary between cultures. The milk is incubated at room temperature for a day or more, during which the lactose is fermented. The resulting beverage is a sour, carbonated, slightly alcoholic drink. The consistency is similar to yoghurt. (Wikipedia the free encyclopedia)
Süt, bir veya daha fazla gün oda sıcaklığında, kapalı bir ortamda kefir daneleri ile birlikte bekletilirse, bu esnada laktoz fermente olur. Sonuçta ekşi, karbonatlanmış, bir parça alkol ihtiva eden bir içecek elde edilir. Kıvamı ise yoğurda benzer.
6.Yoghurt or yogurt, less commonly yoghourt or yogourt, is a dairy product produced by bacterial fermentation of milk. Any sort of milk may be used to make yoghurt, but modern production is dominated by cow’s milk. It is the fermentation of milk sugar (lactose) into lactic acid that gives yoghurt its gel-like texture and characteristic tang. (Wikipedia the free encyclopedia)
Yoğurt, sütün bakteriyel Fermantasyonu yolu ile üretilen bir mandıra ürünüdür. İşlem, süt şekeri(laktoz)u laktik aside dönüştüren, bir Fermentasyondan ibarettir. Sonuçta keskin lezzeti olan ve pelte kıvamında yoğurt elde edilir. Bakteriler, doğal süt şekerini yer ve yan ürün olarak laktik asidi serbest bırakır. Artan asitlik, süt proteinlerinin sıvı kitle içerisinde lifleşerek çökmesini sağlar. Yaklaşık 4-5 pH değerine çıkan asitlik, aynı zamanda potansiyel patojenik bakterilerin hızla oluşmasını da engeller…
7.Ayran or airyan is a popular drink in Turkey and Bulgaria, made up of a yoghurt and water mixture. The ayran made from yoghurt that has been from sheep milk has a quite thick taste, fatty but also tasty. Salt is usually added to ayran for flavour, and sometimes ground black pepper. It is served cool, and usually accompanies döner, kebab, banitsa or pastry. (Wikipedia the free encyclopedia)

Ayran, yoğurt ve suyun karıştırılması ile ve lezzet vermek için bir miktar tuz eklenerek elde edilen bir içecektir

8.“Kefir çeşitleri mayalama süreleri itibariyle; tatlı ekşi-sert, normal ekşi-sert, orta ekşi-sert ve çok ekşi-sert diye sınıflandırılmaktadır. Doğal alkol oluşumu bu mayalama süreleri ile doğru orantılı olarak gerçekleşmektedir.

Elbette dünyada üretilen kefir çeşitleri genellikle çok sert-ekşi sınıfındandır.
Örneğin arpa ve bira mayasından elde edilen ürünlere baktığımızda alkollü ve alkolsüz bira olarak oluşumlar çok iyi bir örnektir”(altıkılıç)

9. “Kefiriniz tatlı ise ve ekşi seviyorsanız mayalanma süresini 48 saate
kadar uzatın. Kefir ekşidikçe faydası artar. Ayrıca alkol miktarı da artar.
Tatlı kefir istiyorsanız mayalanma süresini 24 saatten fazla uzatmayın ve
kefiri buzdolabında saklayın. Kefirinizin daha katı olmasını istiyorsanız
ayırdığınız kefir ayranını birkaç saat buzdolabında tutun.”(Prof.Dr. Ahmet
AYDIN)(www.beslenme.bulteni.com)

İslam Fıkhında Durum Nedir?

Kur’an ı Mübin’de, sarhoşluk veren içkilerin kademeli bir şekilde yasaklandığını bildiren ayetler dikkat çekicidir. Bu ayetler incelendiği zaman sarhoşluk veren içkinin(hamrın, şarabın) haram oluşu ile ilgili on delil çıkartılabilir: 1. Cenab ı Hak Hamrı kumar ile birlikte ele almış ve kumara atfetmiştir. 2. Hamra necis demiştir. 3. Hamrı şeytanın amellerinden saymıştır. 4. Hamrdan sakınılmasını emretmiştir. 5. Selameti Hamrdan sakınmaya bağlamıştır. 6. Şeytanın Hamrla düşmanlığı yayma özelliğini belirtmiştir. 7. Buğzu yerleştirmeyi Hamra bağlamıştır. 8. Allah’ın zikrinden uzaklaşmayı Hamra bağlamıştır. 9. Namazdan menetme özelliğini Hamra bağlamıştır. 10. Tehdidi ilân eden soru sigasıyla açık bir yasaklama getirmiştir.
Bu şartlar altında Hamr(şarap), liaynihi, yani bizatihi aynıyla haramdır. Hamr sarhoşluk vermesi şartıyla haram değildir, bilakis onun tek damlası dahi haramdır. Hamr, galiz bir necasettir. Çünkü Cenab ı Hak onu rics olarak adlandırmıştır. Yani sidik ve akıtılmış kan gibidir. Onu helal gören kâfir olur. Onun içilmesini kesinlikle haram kılan, onun alışverişini, onun bedelini yemeyi ve üretimini de haram kılmıştır. Onu çamur karmada da kullanmak haramdır. Tedavide de kullanmak haramdır. Başka yerlerde de kullanmak haramdır. Hamr içene had vurulur. Sadece ölüm tehlikesi halinde susuzluğu giderecek miktara izin verilmiştir.

Konu ile ilgili Peygamberimiz(s.a.v.)’in hadislerine bakarsak:

“Her sarhoş edici hamrdır, Her sarhoş edici haramdır.”, “Çoğu sarhoşluk verenin azı da haramdır.”O dönemde hamr genellikle üzüm ve hurmadan yapıldığından konunun genelliliğini açıklamak için “Kesinlikle buğdaydan bir hamr, arpadan bir hamr vardır. Kesinlikle kuru üzümden bir hamr vardır. Kesinlikle baldan bir hamr vardır.”

El Kuhistani’ye göre: “Hamrın asılları üzüm ve hurma gibi meyvelerden; buğday, arpa, darı, mısır gibi hububattan; şeker, paluze ve bal gibi tatlılardan; deve ve kısrak sütü gibi sütlerden meydana gelir, ayrıca her birinin çiğ ve pişirilmiş olmak üzere iki çeşidi vardır.”

Hamrı oluşturan Fermantasyon olayının başlangıcı ile hamr noktası arasında, farklı maddelerden oluşturulmuş içecekler söz konusu olmuştur. Bunlar “Tılâ”, “Bâzîk”, “Seker” ve “Nakî” isimleri ile anılan içeceklerdir. Bu içecekleri içenlere had vurulmasında farklı görüşler ortaya çıkmasına karşılık alîmlerin yaygın kanaati, bu içeceklerin haram olarak nitelenmeleri istikametindedir.

Bunların dışında “Nebiz” denilen bir içecek daha var ki, bu içecek konumuz olan kefire benzer tarafları ile dikkatimizi çekmektedir. Nebiz, kuru veya yaş üzüm ve hurmadan başka bal, incir, buğday, arpa, darı veya başka danelerden yapılabilen bir içkidir. Bu daneler suya atılır ve bir müddet bekletilir. Çiğ veya pişirilmiş şekilde olabilir. Bu şekilde elde edilen içki ister sarhoşluk versin, ister vermesin Nebiz ismi ile anılmaktadır.
Nebis konusunda, birbiri ile taarruz halinde olan rivayetler arasında iki rivayeti burada zikredelim. İbn-i Abbas(r.a.) kanalı ile gelen rivayette; İbn-i Abbas(r.a.) şöyle demiştir, ”Resulullah(s.a.v) nebiz yapıyor ve bundan üçüncü günün akşamına kadar içerdi.Bu zamandan sonra kapta bir şey kalmışsa içmez, dökerdi.”(Muslim,Eşribe 79-82; Nesaî, Eşribe 56 )

Diğer rivayette ise Firuz(r.a.) şöyle demiştir; “Resulullah(s.a.v.)’e gittim ve şöyle dedim.”Ya Resulallah, Allah Teala, içkiyi haram kılan ayetini indirdi. Bizim bağlarımız var, üzümleri ne yapalım?” dedim, Resulullah(s.a.v.) “kurutursun” dedi.”Kurusunu ne yapacağım?” deyince, “sabah ıslatır, akşam içersiniz; akşam ıslatır, sabah içersiniz” dedi. “Köpürünceye kadar bekletebilir -miyiz?” diye sorduğumda da O, “ testilere koymayın, tulumlara koyun, tulumlarda bekleyince sirke olur.” cevabını verdi.”(Nesaî,Eşribe56; Ebu Davud, Eşribe 10)

Farklı ve bazen birbiri ile taarruz eden rivayetlerin temelinde nebizin oluşmasındaki şartların çokluğu söz konusudur. Ortamın sıcaklığı, kullanılan kabın cinsi, kapların açık veya kapalı oluşu gibi şartlar Fermantasyon olayının hem hızını ve hem de istikametini değiştirebilir. Nebiz sıcakta ve toprak kapta bekletilirse, alkolleşme daha kısa zamanda gelişecektir. Tulumda bekletilirse bu sefer alkolleşme yerine sirkeleşme olayı oluşacaktır.
Neticede, nebiz ya da kefir içkisinin oluşumunda helal-haram sınırını tespit etmekte önemli derecede bir müşkülat söz konusu olmaktadır. Bu hususta, El- Kuhistani’de şöyle denmiştir: ”Eğer bu tarz bir nebiz içkisinden maksat yemeği sindirmek ise veya geceleri ibadete kuvvet bulmak, gündüzleri oruçta kuvvet kazanmak, İslam düşmanları ile savaşmakta kuvvet elde etmek veya elemleri defetmek suretiyle tedavi olmak ise, bu dahi âlimler arasında ihtilaf edilen bir noktadır.”(İbn-i Abidin, Eşribe bahsi)

Yukarıdan itibaren, tarafsız bilim kaynaklarından ve fıkıh kitaplarından aktardığımız bilgiler önümüzdedir. Şunu bilelim ki Fermantasyon olayı ucu açık bir olaydır. Yani bir içecekte Fermantasyon olayı başlamışsa ve bu olay alkol oluşturan bir olaysa zaman ve sıcaklığa bağlı olarak alkolleşme sonuna kadar devam eder. Kefir oluşumu ile yoğurt oluşumunun farklı olaylar olduğu da yukarıdaki belgelerden açıkça görülmektedir. Ansiklopediler ve kefir üreticileri de kefirde az veya çok bir alkol oluşumunu kabul etmektedirler. Bilhassa Türkiye’de kefir üreten firmanın bize gönderdiği broşürden alıntıladığımız 8 no.lu belge de bizi teyid etmektedir. Nebiz gibi, kefir gibi, boza gibi Fermantasyon sonucunda alkol oluşturan içeceklerin ticarî bir mal olarak piyasada pazarlanmasının, günlerce raflarda durmasının dinine bağlı Müslümanlar için tehlike arz ettiği bilinmelidir. Bu sebeple, ilanlarda, reklâmlarda, Üniversite raporlarında, bulunmaz bir nimet gibi takdim edilen kefir içkisine karşı dikkatli olmamız gerektiğini hatırlatırız. İslamî kesime hitap eden yazılı, sesli ve görsel basın kurumlarımızın, bu tip ürünlerin reklâmını yayınlamadan önce inceleme yapmalarının önemini de vurgulamak isteriz.
En iyisini Allah(cc) bilir.
GIDA RAPORU
Kaynakça: 1- Wikipedia Ansiklopedi
2- Dom’s kefir sitesi
3- Kefir FAQ
4- Rahmi Lale kefir yazısı
5- Altıkılıç Kefir Firması Broşürü
6- İbn Abidin Eşribe bahsi
7- Şamil İslam Ansiklopedisi Nebis bahsi
8- İslam Fıkhı Ansiklopedisi,4.cü cilt, İçecekler bahsi(Prof.Dr.Vehbe Zuhaylî)
9. (Prof.Dr. Ahmet AYDIN)(www.beslenme.bulteni.com)

Oca
10

Sinirsel depresyon Her gün 1litre 2-3 defa alınabilir

Bronşit-astım Her gün 1litre Ağır vakalarda 1 yıl süreyle

Kabızlık Her gün 1litre Ağır vakalarda büyüklere 2 litre

Kan bozuklukları Her gün 1litre

Ağır vakalarda büyüklere 2 litre

Çıbanlar Her gün 1litre Hastalık süresince

Ekzama Her gün 1litre Hastalık süresince

Yüksek tansiyon Her gün 1litre

Enfeksiyonlar Her gün 1litre

Safra bozuklukları Her gün 1litre

İshal Her gün ½ litre Düzelinceye kadar