Archive

Archive for Eylül, 2008

Eyl
06

Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Cem Karagözlü, içinde 8-10 çeşit mikroorganizma bulunduran ve fermante bir süt ürünü olan kefirin, çok yararlı olduğunu söyledi.

Temelinde süt olduğu için, kefirin sütteki faydalı besin elementlerini barındırdığını ifade eden Karagözlü, şu bilgileri verdi:
“Kefir, vücut direncini artırıyor, sindirim sistemine yararlı oluyor, ishale ve hazımsızlığa iyi geliyor. Bağırsakta kanser oluşturan etkenleri engelliyor. İlaç değil ama kanser hastası olanlar, bu özellikleri nedeniyle kefiri tercih ediyor. Kefir, kefir taneleriyle elde edilen, etil alkol ve laktik asit fermantasyonlarının birarada oluştuğu, tarihi geçmişi olan süt içkisidir. Anavatanı Kafkas Dağlarıdır. Kefirin, sinirsel rahatsızlıklara, iştahsızlık ve uykusuzluğa da iyi geldiği saptanmıştır.”

Türkiye’de kefiri doğru ve bilimsel olarak ilk kez kendilerinin ürettiğini belirten Cem Karagözlü, alınan kefir tanelerinin, kaynayan ve 20-25 dereceye kadar soğutulan süte atıldığını, fermantasyon sonucu elde edilen maddenin süzülerek içildiğini, tanelerin ise yeniden üretim için saklandığını söyledi.

Talebin her yıl daha da arttığını dile getiren Karagözlü, bilimsel yöntemlerle 2001 yılında 5,5 ton, geçen yıl ise 8,5 ton kefir üreterek piyasaya verdiklerini sözlerine ekledi.

Kefirin tanesi 5 milyon, 200 mililitrelik bardağı ise 600 bin liradan satılıyor.

Eyl
06

Yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde bulunan probiotiklerin, alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını engellediği bildirildi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, sağlık için yararlı olan ”dost mikropların” başlıcalarının ”lactobacillus” ve ”bifidobacterium” olduğunu belirtti.

Bu dost mikropların, vücuda zararlı olanların bağırsaklarda tutunma yerlerini işgal ederek, üremelerini, gerekli olan besinleri tüketerek çoğalmalarını ve hastalık yapmalarını engellediklerini vurgulayan Prof. Dr. Küçükusta, yoğurt, kefir (özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek) ve mayalanmış sütten elde edilen diğer besinlerin, bu dost mikroplar bakımından zengin olduğunu dile getirdi.

Probiotiklerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, bağırsaktan vitamin ve minarellerin emilimini artırdığını ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, başta bağırsak iltihapları ve çeşitli nedenlere bağlı ishaller olmak üzere böbrek, idrar yolları ve derideki infeksiyonlara karşı koruyucu etkileri bulunduğunu anlattı.

Yoğurt ve Egzama İlişkisi
Prof. Dr. Küçükusta, probiotiklerin besin alerjisini önlediğinin de anlaşıldığını dile getirerek, Finlandiya’da yapılan bir araştırmada, gebeliklerinin son haftalarında ve süt verdikleri 6 aylık dönemde probiotik verilen annelerin bebeklerinde egzamanın yüzde 50 daha az görüldüğünün belirlendiğini söyledi.

Çiftliklerde doğup büyüyen çocuklarda da astım ve alerjik hastalıkların daha az görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Küçükusta, uzmanların probiotiklerin astım üzerine etkilerini de araştırdığını dile getirdi.

”Yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde bulunan probiotikler, alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını da engelliyor” diyen Prof. Dr. Küçükusta, probiotiklerin yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde doğal olarak bulunduğunu hatırlattı.

Eyl
06

Erken yaşlarda başlanan bazı içecekler hastalıklardan koruyor.

Erken yaşlarda başlanan bazı içecekler ileriki yaşlarda ortaya çıkabilecek hastalıklardan koruyor.

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Ayşe Baysal, hiç bir gıdanın hastalıkların tedavisinde mucize gerçekleştiremeyeceğini ancak, şalgam suyu, boza, kefir, süt, ayran gibi içeceklerin bebeklik çağından itibaren tüketilmesinin, ileride ortaya çıkacak birçok hastalıktan korunma açısından önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ayşe Baysal, kanser, obezite, osteoporozis, kalp-damar gibi hastalıkların ortaya çıkmasında hatalı ve dengesiz beslenmenin önemli rol oynadığını belirterek, bu nedenle bebeklikten itibaren doğru ve yeterli beslenmeye önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle okul çağı çocuklarının yeterli kalsiyum, D, B vitaminleri almasının önemli olduğunu anlatan Baysal, şeker ve şekerli gıda, tuz tüketiminin önemli sağlık riskleri yarattığını ifade etti.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Karagözlü ise Kelime anlamı “yaşam için” olan probiyotik ürünler konusunda Türkiyede yasal bir düzenleme olmadığını kaydederek , “işlevsel gıda” olarak bilinen bu tür gıdaların pazar büyüklüğünün dünyada 200 milyar dolara ulaşmasının beklendiğine de dikkati çekti.

Eyl
06

Piyasada prebiyotik katkılı besinlerin tüketiciye sunumu artarken, uzmanlar da bu besinlerin faydaları konusunda uyarıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, prebiyotik adı verilen yararlı bakterilerin bazı besinlerle ya da tablet şeklinde alındıklarını belirterek, “Prebiyotiklerin 2 etki mekanizması var. Birincisi bağırsaklarda zararlı olan bakterilerin çoğalmasını engelliyor. İkincisi de kanserojen etkiye sahip maddelerin emilimini azaltıyor.” diye konuştu.

Erdal, prebiyotik bakterilerin anti kanserojen olduklarını ifade ederek, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de kaydetti. Erdal, şu bilgileri verdi: “Prebiyotikler bağışıklık sistemini güçlendirir. Kemik erimesi ve diyabete karşı da olumlu etkileri var. Kefir ve köy yoğurdu doğal prebiyotik içerir. Ev yapımı yoğurttan, kefirden ya da prebiyotik katkılı yoğurttan, metabolizma için gerekli olan prebiyotik bakterileri sağlayabiliriz.”

Erdal, vücuda giren kanserojen maddelerin emiliminin azaltılmasında prebiyotiklerin önem taşıdığını belirterek, şöyle devam etti: “Çevresel faktörler sonucu, bazı besinlerde tat verici olarak kullanılan öğelerle ya da besinlerin pişirilmesi sırasındaki yanma, kömürleşme gibi nedenlerle kanserojen etkiye sahip maddeler vücudumuza girer. Prebiyotikler salgıladıkları asitlerle bu maddelerin ince bağırsaklarda emilimini azaltır. Prebiyotik bakteri içeren besinlerin tüketilmesi sağlık için önemlidir.”

Eyl
06

Yararlarının ortadan kalkmaması için sıcak yemekle yenmemesi gerekiyor

Besleyici, koruyucu, tedavileri destekleyici ve iyileştirici özellikleri nedeniyle her yaş grubunun istediği kadar tüketebileceği kefirin, sıcak yemeğe ilave edilerek yenmemesi gerektiği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Mustafa Tayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kafkas Türkleri tarafından keşfedilen, kefirin, laktik asit bakterileri ve asetik asit bakterileri ve torula mayalarını içeren kefir tanelerinin sütü fermantasyonuyla elde edilen, içilebilir kıvamda, sağlık açısından oldukça faydalı bir süt ürünü olduğunu söyledi.

Kefirin ekşi ve ferahlatıcı tadıyla ayrana, içerdiği bakterilerin bağırsak sisteminde tutunma özelliği olan probiyotik yapılarıyla da yoğurda benzediğini anlatan Tayar, “Kaliteli ve sağlıklı yaşama katkısı, kefirin bileşiminde bulunan probiyotik bakteri ve mayalardan kaynaklanır” dedi.

Kefirin Yararları
“Toksik maddelerden vücudu temizleyen antioksidan ve antikanserojenik özellikler, kefirin tedavileri destekleyici ve koruyucu rolünü güçlendirmektedir” diyen Tayar, şu bilgileri verdi:

“Kefirin, tüketiciler tarafından bir ilaç olarak algılanmaması, sağlıklı yaşam ve tedavi sırasında bir destek gıda olarak düşünülmesi gerekir. Kefir, bağırsak florasını güçlendirerek sindirim sistemini mükemmel hale getirir. Sinir sistemine olumlu katkılar yaparak rahatlama sağlar, uykusuzluğa iyi gelir, çeşitli hormon salgılarının seviyelerini dengeler ve normalleştirir.”

Sıcak Yemekle Yememek Gerekiyor
Kefiri günlük olarak tüketmenin önemli olduğunu, böylece sindirim sistemindeki iyi mayaların dengesinin sağlanarak, sağlık açısından yarar sağlanabildiğini belirten Tayar, şöyle devam etti:

“Günün her saatinde, istenildiği kadar kefir tüketilebilir. Bir kişi günde ne kadar yoğurt yiyorsa, o kadar da kefir tüketebilir. Önce bir çay bardağı içilip, daha sonra miktarı gittikçe artırılabilir. Kefir günün herhangi bir saatinde, yemeklerle birlikte, yemek sonrasında, ya da atıştırmalık olarak tüketilebilir. Dikkat edilmesi gereken, kefirin sıcak yemeğe ilave edilerek yenmemesidir. Çünkü yüksek sıcaklık, kefirin içindeki probiyotik mayaların ölümüne, dolayısıyla bu mayaların sağlayacağı faydaların ortadan kalkmasına sebep olabilmektedir.”

İçindeki Alkol Zararsız
Son zamanlarda kefirin içinde alkol olduğu için tüketilmesinin sakıncalı olduğu yönünde açıklamalarda bulunulduğuna değinen Prof. Dr. Tayar, “Kefirde alkol vardır, ancak bu alkol sütten kefir oluşurken doğal olarak meydana gelmektedir. Fermante olarak üretilen bazı gıdalarda da alkole sıklıkla rastlanır. En ekşi, en sert kefirde alkol onbinde 5′i geçmez. Piyasalarda satılan ve evde yapılanlarda bu oran en fazla onbinde 1 veya 2′dir. Yoğurt ve ayranda da az miktarda alkole rastlanır” dedi.

Eyl
06

İftar
* 1-2 bardak su.
* 1-2 kepçe mercimek çorbası.
* Salata. (Salata tüketerek biraz vakit geçirin. Hem sindirim sisteminiz bir anda yorulmaz, hem de tokluk hissi oluşur.)
* 3-5 köfte kadar et veya tavuk veya etli veya tavuklu sebze yemeği.
* 4-6 kaşık zeytinyağlı sebze yemeği.
* 1 kase light yoğurt.
* 2 dilim tam buğday ekmeği.

Ara
* 1 elma veya 1 şeftali.
* 1 kutu probiyotik yoğurt veya 1 bardak kefir.

Sahur
* 1 dilim peynir.
* 1 yumurta.
* Bol domates, salatalık, maydanoz.
* 6 adet tuzsuz zeytin.
* 2 adet ceviz.
* 2-3 dilim tam buğday ekmeği.

Biraz aradan sonra
* 1 meyve.
* 1 bardak light süt veya 1 kutu probiyotik yoğurt.

İftar ve sahur arasında 3 litre su!

ESRA TÜZÜN

Eyl
06

Birçok kişi aç kaldığını düşünüyor ama içeceklere hiç dikkat etmiyor. Şekerli ya da asitli içecekler, şeker eklenmiş asitli içecekler, yağlı ayran ve kefir, kahve ve çaya atılan şekerler çok ciddi kalori ve kilo kaynağıdır.

ESRA TÜZÜN