Archive

Archive for Şubat, 2010

Şub
26

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Çocuğun sağlıklı gelişimi anne karnına düşmeden başlar” diyor ve güçlü bir bebek için anne baba adaylarının hamilelikten 6 ay önce sağlıklı beslenmeye başlamaları gerektiğini belirtiyor. Prof. Aydın, çocuk beslenmesine ilişkin çok önemli noktalara dikkat çekti.

Unlu ve şekerli gıdaya hayır
Prof. Dr. Aydın’a göre sağlıklı bir bebek için atılacak ilk adım, annenin hamile kalacağı tarihten 6 ay öncesinden itibaren unlu ve şekerli gıdalardan uzak durmak olmalı. Bol miktarda taze sebze-meyve, proteince zengin et, süt, yumurta gibi gıdaların tüketilmesi ise son derece yararlı.

Bebek isteyenler
Omega 3 almalı Prof. Dr. Ahmet Aydın, Omega 3 ve Omega 6 dengesinin anne baba adayları için çok önemli olduğunu, bu nedenle bebek sahibi olmayı planlayan çiftlerin Omega 3 takviyesi almaları gerektiğini belirtiyor.

◊ Ayçiçeği ve mısırözü yağları yerine tereyağı ve zeytinyağı gibi doğal yağların
tüketilmesi gerekiyor.

◊ Günde en az 2 litre su içmek, probiyotik içeren gıdalardan yana zengin beslenmek de sağlıklı bir bebek dünyaya getirme konusunda yapılacaklar
arasında ilk sıralarda yer alıyor. Klasik beslenme usullerine dönün “Küçük çocuklara ezilerek yedirilen kabak dolmasının mükemmel bir beslenme şekli olduğunu düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Aydın’ın başka önerileri de var: “7-8 aylık bir bebeğin ağzına havuç verilmesi diş gelişimi açısından çok önemli bulunuyor. Kemirmenin gelişmemesi, dişleri çarpık çıkmasının en önemli nedeni olduğu için, diş kemiklerinin gelişmesi için sadece kalsiyuma değil, fosfor ve magnezyum gibi birçok hormon ve C vitaminine de ihtiyaç duyuluyor.

Her dönemde balıkyağı Prof. Dr. Aydın, “Bebek doğduktan sonraki 0-6 ay diğer
dönemlerden ayrı tutulmalı” diyor ve 6 aydan sonraki dönemlerde beslenmenin farklılık göstermediğini söylüyor.

◊ 0-6 aylık bebeğin sadece anne sütü alması gerekiyor. Bu dönemde mutlaka D vitamini ilavesine gerek duyuluyor.

◊ Annenin emzirme döneminde balıkyağı takviyesi alması çok önemli bulunuyor.

◊ Prof. Dr. Ahmet Aydın, D vitamini ve balıkyağının her yaşta mutlaka alınması
gerektiğini ve bu iki önemli unsurun doğal yaşamdan uzak olan toplumlar için şart olduğunu söylüyor.

Ömrü uzun gıda ömrü kısa insan

Prof. Dr. Ahmet Aydın’a göre unlu ve şekerli gıdaların yüz şekillerini daraltıcı etkisi bulunuyor. Ev yapımı gıdalar ise çocukların beslenmesinin daha kaliteli olmasını sağlıyor. Ancak günümüzde ev yoğurdu yapılmak istendiğinde, piyasada satılan sütler nedeniyle bu gerçekleşemiyor. Çünkü gıdaların ömrünün uzaması vatandaşın ömrünün kısalmasına neden oluyor. Bunun nedeninin katkı maddelerindeki artış olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, “bir sütü pastörize etmek, probiyotikleri yok etmek anlamına geliyor” diyor.

Ev yoğurdu, kefir ve nar ekşisi
Mutlaka tüketilmesi gereken besinler arasında ev yoğurdu, kefir ve nar ekşisi bulunuyor.
Hamilelik gerçekleştiğinde anne adayının sağlıklı beslenmeyi
devam ettirmesi gerekiyor. Hamileliğin ilk haftaları organ taslaklarının bu dönemde oluşması ve yapılan yanlışların telafisinin olmaması açısından büyük önem taşıyor. Hatalı beslenmenin sonuçlarıyla bazen doğumla bazen
de yıllar sonra karşılaşılıyor. Bir çocuğun anne karnında iyi beslenememesi ve az kilolu doğması, 30-40’lı yaşlara geldiğinde diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara yol açıyor.

GAZETE HABERTÜRK-Ceyda Erenoğlu

, , , , , ,

Şub
26
Fernerbahçe Kulübü Başkanı Yıldırım’ın diyesityeni BUGÜN’e konuştu…

3 haftada 4 kilo verdi. 5 kilo daha yolda! Fenerbahçe başkanının dietisyeni Taylan Kümeli, 100 yıldan fazla yaşamanın doğal kabul edildiği Kafkasya kökenli süt ürünü KEFİRin üzerinde özellikle duruyor. “Fenerbahçeli başka yöneticiler de gelmeye başladı” diyor.

Beşiktaş Teknik Direktörü Mustafa Denizli ciddi bir operasyon geçirdi. Onunkisi, direkt ‘kilosal problem’ değildi ama her şeyin başı sağlıklı beslenme ve yeteri kadar fiziksel aktivite olunca, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın kendisini ‘bakıma alması’ gayet doğal.

Yıldırım, ünlü dietisyen Taylan Kümeli’ye gidiyor bir süredir.. Sanılanın aksine, verilen listeye harfiyen uyuyor. Taylan Kümeli’nin önerisiyle, kökeni Kafkasya’ya dayanan ‘hayat iksiri’ de denilen kefiri keşfetmiş.

LİSTEYE ÇOK SADIK

Taylan hanım, Aziz başkanla ilgili şunları söylüyor: “Kilosunu söyleyemem. Ancak 3 haftada 4 kilo verdi. Çok stresli ve yoğun çalışıyor ama listeye inanılmaz sadık. Beyaz çay, nar, keten tohumu, badem, ceviz, mevsim sebze ve meyveleri tükettiriyoruz. Ancak kefir çok çok önemli! Böylelikle 5 kilo daha verecek”

Kefirin üstünde özellikle duruyor Taylan hanım.. Haklı da.. Kafkaslar’da insanların yüzyılı aşkın yaşaması, kefire bağlanıyor! Sinirsel rahatsızlıklara, uykusuzluğa iyi geliyor. Zayıflama periyodun da sık kullanılıyor. Yararları saymakla bitmiyor.

KEFİR NEDİR?

Kefir Kafkasya’da yaşayan insanların sıklıkla kullandıkları sütün mayalandırılmasıyla elde edilen bir süt ürünüdür. Ayran benzeri bir içecektir. Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da yapılmaya başlanmış ve ülkemizde de Ziraat Fakültelerinin Teknolojisi bölümlerinde üretilmekte olup, sınırlı miktarda satışı yapılmaktadır. Kefir taneleri çok karışık mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık ya da Buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Kafkasyalılar Kefiri su yerine içmekte ve gençlik iksiri olarak kullanmaktadırlar.

Bu yüzden Kafkasya’da 100 yıldan fazla yaşamak olağan dışı değildir! Japonya’ da yapılan bir araştırmaya göre kefirin içinde yer alan maddelerin kanseri %53,6 oranında azalttığı belirlenmiştir. Ayrıca kefir sinirsel rahatsızlıklara, uykusuzluğa iyi gelir.

Aziz başkan hangi saatte görüşmek istiyorsa, randevusu ona göre ayarlanıyor. Hatta bu zayıflama işinden öyle memnun kalmış ki, bir yönetici arkadaşını Taylan hanıma götürmüş. Ünlü dietisyenin ifadesine göre bir yönetici daha yakında diete, ya da yine kendi tanımıyla ‘sağlıklı beslenmeye’ başlayacak.

GENETİĞİ İNCELENDİ

Aziz başkana verilen diet programından önce genetik yapısı bile incelenmiş! Sosyal hayatı, psikolojik unsurlar da masaya yatırılmış. Peki, başkan diyetin verdiği etkiyle aşırı sinirleniyor mu? Kümeli cevaplıyor: “Tam tersi, hiç şikayet etmiyor. Bir kere yağlarımızdan kurtuluyoruz. Bu, insanı iyi hissettirir” Yıldırım koşmuyor ama haftada 3 gün 45′in dakikalık yürüyüşler bu iş için yetiyor.

BEŞİKTAŞ’A BAŞARILAR

Her hafta listesi yenileniyor.. Bu arada Taylan hanım Beşiktaşlı olmasına rağmen takım değiştirme konusunda baskı görmüyor! Aksine, eğer diet kontrol gününde Beşiktaş maçı varsa, siyah-beyazlı takıma başarılar dileyip merkezden ayrılıyor. Kısacası başrolde kefir bulunan diet programı, Fenerbahçe başkanını zinde tutuyor. Biz de kendisine sağlıklı ve hastanelerden uzak bir ömür diliyoruz.

, , , , , , , , ,

Şub
12

Özellikle sindirim problemi yaşayanlar için en sağlıklı çözüm probiyotikler nedir, yararları nelerdir?

Probiyotik, vücudu zararlı mikroorganizmalardan koruyan ve sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayan, organizmamızla dost, canlı bakterilerdir. Günlük tempomuz değişince vücudumuzdaki probiyotiklerin de sayısı azalabilir, bu da sindirim sistemimizi olumsuz yönde etkileyebilir. Oysa azalan probiyotik miktarını dışarıdan alınan probiyotik besinlerle destekleyebiliriz.

Probiyotik hangi yiyeceklerde bulunur?
Probiyotik yiyecekler kendinden probiyotik içeren doğal olanlar ve daha sonra probiyotik ürün haline getirilmiş olanlar şeklinde ikiye ayrılır. Doğal olanlar kefir, kımız, tempeh gibi fermante süt ürünleri ve turşu, salamura gibi bazı yiyeceklerdir. Dışarıdan probiyotik mayaların eklenmesiyle oluşturulan gıdalar ise bebek mamaları, bazı meyve suları, süt ürünleri, yoğurt ürünleri, bazı katkılı yağlar, bazı dondurmalar gibidir.

Probiyotiğin faydaları

* Sindirim sistemini kolaylaştırır.
* Bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri vardır.
* Bazı deri enfeksiyonlarının önlenmesine yardımcı olur.
* Bazı kanser türlerinin önlenmesinde etkilidir.
* Kemik erimesi, menopoz gibi bazı sıkıntıların azalmasına yardımcıdır.

Probiyotik yiyecek seçerken nelere dikkat etmeli?

* İçerdiği canlı mikroorganizma sayısı önemlidir. Bir gramlık bir üründe 8/10 oranında mikroorganizma bulunması o ürünün probiyotik özelliğinde olduğunu gösterir.
* Son kullanma tarihine çok dikkat edilmelidir. Çünkü son kullanma tarihinden sonra canlı kalabilen bakteri sayısı azalmaktadır. Bu da etkiyi engeller.
* Yaş, cinsiyet, boy, kilo gibi özellikler de önemlidir.

Hangi sıklıkla tüketilmeli?
Düzenli kullanımda etkili sonuçlar verir. Eğer hiç kullanmıyorsanız; sindirim güçlüğü çekildiği durumlarda en az 3 hafta, günde 1 porsiyon şeklinde tüketilmelidir. Fazla tüketiminde herhangi bir sakınca yoktur.

, , , , , , , , , ,

Şub
12

Yoğurt ve kefir başta gelmek üzere doğal birçok besinde bulunan probiyotik bakterilerin bağışıklık sistemini güçlendirdikleri için kanserden korunmada da önemli faydaları var.

Sindirim sistemimizde 1,5 kilo civarında faydalı bakteri bulunuyor. Sayıları ne kadar fazlalaşırsa bağışıklık sistemi o kadar güçleniyor, bağırsakta vitamin üretimi artıyor, zararlı maddelerin kan dolaşımına geçme ihtimali azalıyor.
Çalışmalar, probiyotik bakterilerle güçlenmiş bağırsak florasına sahip olmanın kanserden korunmada önemli bir avantaj olduğunu gösteriyor. Mesela yoğurdun yoğurt ve kefirin meme kanserine yakalanma sıklığını azaltabileceğini gösteren küçük çalışmalar var. Probiyotiklerin kalın bağırsak kanserini önlemeye yardımcı olabileceği de bazı çalışmalarda gösterilmiş.

Özetle, probiyotikten zengin beslenme sadece kronik bağırsak hastalıklarından, alerjiden korunmaya, kolesterol, kan şekeri dengesini sağlamayı kolaylaştırmaya yaramıyor, düzenli tüketildiklerinde kanserden korunmada da yardımcı olabiliyor.

Daha çok probiyotik güç kazanmak istiyorsanız yoğurt, kefir, peynir, boza turşu gibi fermantasyon ürünleri ihtiva eden besinleri daha sık kullanın.

, , , , , , , ,

Şub
12

Prof.Dr. Neriman İnanç, probiyotiklerin, bağışıklık sistemini koruduğunu, kansere karşı etkili olduğunu ve obezitenin oluşumunu önleyici etki gösterdiğini söyledi.

ERCİYES Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Neriman İnanç, bağırsak dengesini iyileştirerek, bireyi yararlı yönde etkileyen canlı mikrobiyal besin katkıları olarak tanımlanan probiyotiklerin, bağışıklık sistemini koruduğunu, kansere karşı etkili olduğunu ve obezitenin oluşumunu önleyici etki gösterdiğini söyledi. Prof.Dr.İnanç, diyet yapanların günde 1- 2 porsiyon probiyotik eklenmiş yoğurt veya kefir tüketmelerini önerdi.

Prof.Dr. İnanç, sindirim sisteminde bulunan mikroorganizmaların temelde faydalı (gram pozitif) ve zararlı (gram negatif) olmak üzere 2 gruba ayrıldığını, bu faydalı mikroorganizmaların ‘probiyotik mikroorganizmalar’ olarak adlandırıldığı vurguladı. Prof.Dr. İnanç, “Probiyotikler metabolik faaliyetler bakımından karaciğerimiz kadar önemli ve yeterince tüketildiğinde bağırsaklarda bulunan zararlı mikroorganizmaların bağırsak duvarına yapışma ve yayılmasını engeller. Bağırsaktaki sağlıklı mikroorganizmaların dengesi, yani bağırsaktaki mükemmel dengenin bozulması çok sayıda hastalığa yol açar” dedi.

Prof.Dr. İnanç, bağırsaklardaki mikroorganizmaların diyet, stres, hastalıklar, tıbbi tedavi ve çevresel faktörlere bağlı olarak değiştiğini anlatırken şöyle konuştu:

“Mikroorganizmaların bireylerdeki etkinliğini arttırmak için çeşitli beslenme modelleri geliştirilmiştir. Bu konudaki yaklaşım probiyotiklerin ağız yoluyla alınmasıdır. Bunun için besinlere, süt ve süt ürünlerine probiyotik katkıları yapılabildiği gibi probiyotik içeren ürünler de üretilmektedir. Bugün dünya çapında çoğu süt orijinli 70′ten fazla bifidobakteri içeren ürün yapılmaktadır. Son yıllarda obezitenin beslenme tedavisine yönelik yapılan çalışmalar, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunan ve bağışıklık sistemi koruyan probiyotiklerin diyete eklenmesinin yararlı olacağını düşündürmektedir. Özellikle probiyotik kullanımının vücutta enerji metabolizması, kilo kontrolü ve obezite üzerine etkilerine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda yapılan bir çalışmada, insanlarda bulunan bir probiyotik türü olan Laktobasillus rhamnosus PL60′ın zayıflamaya katkı sağladığı belirlenmiştir.”

Prof. Dr. İnanç, sindirim sistemini düzenleyen probiyotiklerin obez kişilerin diyet yaparken tüketmesi gerektiğini bildirirken şunları söyledi:

“Ülkemizde tüketimi çok yaygın olmayan kefir de probiyotik açısından zengin bir besindir. Zayıflamak isteyenlerin belli oranda tüketmeleri yararlı olacaktır. Probiyotikler, bağırsak florasında yeterli miktarda bulunmaktadır. Özellikle obezite tedavisi gören çocuk veya yetişkinlerin kişiye özgü özellikleri dikkate alınmak şartıyla ortalama günde 1- 2 porsiyon probiyotik eklenmiş ürün (yoğurt, kefir) tüketmelerini tavsiye ediyoruz.”  (aa)

, , , , , , , , , , , , ,

Şub
12

Aşağıdaki yazıda kötü tadından dolayı içilemeyen yazılmış buna hiç katılmıyorum ayrıca sadece süt fiyatına taze kefir içmek varken kesinlikle bu tip kapsülleri vs önermiyorum

Adanalı madenci bir aileden yetişen, aslen ekonomist olan yatırımcı Mustafa Düzen, kötü tadından ötürü içilemeyen kefiri kapsül şeklinde satışa sundu.

Gençlik iksiri olarak da bilinen kefir sayesinde Kafkaslar ve Orta Asya’daki halk çok uzun yıllar “genç kalarak” yaşlanıyor. Gerçek bir şifa deposu olan kefir bağışıklık sisteminden, karaciğere, menapozdan, selülite kadar kanıtlanmış onlarca faydası bulunuyor.

Çeşitli bilimsel araştırmalardan sonra Almanya’da bir ilaç devi ile ortak olarak üretime geçen Düzen, ürettikleri bu kapsüllerin ilaç değil Tarım Bakanlığı’ndan onaylı gıda takviyesi statüsünde bir ürün olduğunu söyledi

İçilemediği için bunu kapsüle sokmayı icat eden ve bunu dünyada ilk defa hayata geçiren mucit Düzen kardeşler, Şu an Türkiye ve Almanya’da 150 kişiyi istihdam ediyolar. Almanya’da ürettikleri 3.000 çeşit ürüne ulaşan Düzen kardeşler, Türkiye’de kefir ve lahana çorbası ve lahana çorbasının kapsülleri büyümeyi hedefliyorlar.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13750161.asp?gid=254

, , , , , , ,