Archive

Archive for the ‘kefirin yararları’ Category

Oca
19

ИконописKefir, tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Japonya’da fareler üzerinde yapılan araştırmada kefirin kanser riskini %53, 6 oranında azalttığı ve kanser önleyici ilaçlarla birlikte kullanılması halinde ise %67 oranda riski azalttığı belirtilmiştir.

Kemoterapi gören meme kanserli hastalarda, kefirin kemoterapinin yan etkilerini azaltma durumu incelenmiş ve bulantı, ishal, kusma ve ağrı gibi bulgularda azalma görülmüştür. Kefirin kanser ve diğer hastalıklardaki olumlu etkisi birçok araştırmayla kanıtlanmıştır.

, , , , , , , , , , ,

Eki
20

Yatmadan önce süt için.

Gece yatağa girmeden içeceğiniz süt, kemik yoğunluğunu korumaya yardımcı oluyor ve salgılanan büyüme hormonuyla birleşip, yıpranan vücudu tamir ediyor.

Yatmadan önce içeceğiniz kefir de aynı görevi görecektir

 

, , , , ,

Eyl
10
Kefir ile ilgili yapılan araştırmada, kefirin bağışıklık sistemini arttırmadığı, aynı zamanda stres ve depresyona da iyi geldiği, depresyon ilacı olarak da kullanılabileceği belirtildi.

Kefirin insanlara karşı yarar ve faydaları bilimsel olarak kanıtlandı.

İrlanda Üniversite Koleji ve Kanada McMaster Üniversite araştırma görevlileri tarafından kefirin depresyona karşı ilaç olarak da kullanılabileceği belirtildi.

Kefir ile ilgili yapılan araştırmada, kefirin bağışıklık sistemini arttırmadığı, aynı zamanda stres ve depresyona da iyi geldiği, depresyon ilacı olarak da kullanılabileceği belirtildi.

Kefirle ilgili araştırmanın fareler üzerinde yapıldığına dikkat çekilirken, kefir alımı sonrası stresin ve depresyonun önemli derecede azaldığı ortaya çıktı. Ayrıca, kefirde bulunan bakterilerin beyin ve davranışları da olumlu etkilediği, psikolojik bozuklukları da önlediğine dikkat çekildi.

Kefir aynı zamanda diyet yapan ve vücudunu korumak isteyen insanlar tarafından da kullanılırken, susuzluğu giderip o kişinin moralinin de yüksek tutulmasına yardımcı oluyor.

, , , ,

Eyl
10

Kafkasların sağlık iksiri kefir sadece sindirimi değil bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Mevsim geçişlerinin olduğu dönemlerde kefir içerek virüslere karşı önlem alabilirsiniz.

Güneşli günler bize henüz sonbahara girdiğimizi hissettirmese de grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi pek çok hastalık hava sahamızdan çoktan girdi. Her sene daha da güçlenen virüse karşı yapılması gereken tek şey bağışıklık sistemini güçlendirmek. Bunun için bir bardak kefir yeter. Tadını beğenin ya da beğenmeyin ama bu içecekten vücudunuzu mahrum bırakmayın. Süt, yağ, laktoz, mineral gibi maddeler ve vitamin içeriğine sahip bu içecek çok güçlü bir multivitamin etkisinde. Yararlı mikroorganizmaların sindirim sistemini harekete geçirerek vücudu toksinlerden arındırdığı kefirin kanserden koruduğunu bilmeyen kalmadı. Hatta modern tıp tüberküloz, kanser ve gastrointestinal rahatsızlıklarda tedavi amaçlı olarak kefirden yararlanıyor.

Antibiyotik etkisi var

Kefirde bulunan laktik asit bakterilerinin immün reaksiyonları kuvvetlendirici bir etki yaptığı deneylerle kanıtlandı. Laktik asit bakterileri immün sistem üzerine dışarıdan destekleyici etki gösteriyor. Sürekli içildiğinde kefirle birlikte vücuda alınan yararlı bakteriler, özellikle de laktobasiller bağırsaklara yerleşerek, buradaki mikroflorayı düzeltiyor. Antibiyotiğe benzer bileşiklerle hastalığa yol açan bakteriler yok ediliyor.

Tadını sevdirecek bir tarif

Kefir mayhoş, ekşimsi ve bozuk süt tadı ile açıkçası toplumun birçok kesimi tarafından içilmeyen bir süt ürünü olarak gözümüze çarpıyor. Birçok kişi yararlı olduğunu bilir ama içmek istemez. Bu nedenle kefiri içilebilir hale getirmek elimizde. Size hazırladığım fonksiyonel kefir tarifini düzenli olarak içtiğinizde bağışıklık sisteminiz güçlenecek. Bir kap içerisine hazır veya ev yapımı kefirinizi boşaltın. İçerisine ince kıyılmış taze nane, taze maydanoz ve salatalık dilimlerini atın. Dörtte bir çay kaşığı tuz ekleyerek karıştırıcıda iyice çırpın. İşte yemyeşil taze sebze kokan kefir ile o mayhoş tattan uzak olacak zevkle içebileceksiniz.

Selahattin Dönmez

, , , , , , , , , , , ,

Nis
14

Cinsel gücü de artırıyor, her derde deva…

Kefir, ok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari amaçla üretilen süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir Türk içeceğidir.

Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da da yapılmaya başlanmış ve ülkemizde de Ziraat Fakültelerinin Teknolojisi bölümlerinde üretilmekte olup, sınırlı miktarda satışı yapılmaktadır.

KEFİR NEDİR?

Kefir, kefir taneleri ile elde edilen Kafkas orjinli etilalkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir.

ASLINDA SIVI DEĞİLDİR

Kefir çok karışık mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık yada buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir.

Read more…

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şub
09

Besin seçiminin kanserle doğrudan ilişkisi var. Kansere ‘dur’ diyen mucizevi gıdaları tüketenlerde ise bu risk minimuma iniyor

Kanser vakalarının son yıllardaki artışında hatalı beslenmenin payı büyük. Araştırmalara kansere yüzde 35 oranında yanlış beslenmenin yol açıyor. Diğer bir deyişle hareketsiz yaşam tarzı ve hazır gıda tüketimindeki artışın önüne geçebilirsek yüzde 35’lik tehlikeyi ortadan kaldırmış oluruz. Tıp dünyası son 50 yıldır kansere karşı koruyucu gıdalar üzerinde çalışıyor. İşte bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış koruyucu gıdalar.

SEBZELER: Soğan, sarımsak, lahana, karnabahar, pırasa, turp, şalgam, havuç, domates, ıspanak, marul, kıvırcık, asma yaprağı, maydanoz, tere, nane, roka, pazıyı sofranızdan eksik etmeyin. Yenilebilen yabani otlar, pancar, salatalık, biber, fasulye, bezelye, bakla, mantar, patlıcan, enginar, kabak, bamya da öncelikli gıdalar.

KURUBAKLAGİLLER: Mercimek, nohut, fasulye, barbunya, bezelye, soya fasulyesi.

MEYVELER: Portakal, greyfurt, limon, kuşburnu, böğürtlen, kızılcık, elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, cilek, kavun, karpuz, uzum, incir, Nar, dut, muz, hurma, yenidünya

KURUYEMİŞLER: Ara öğünlerde leblebi, kestane, badem, fındık, fıstık, ceviz yiyin.

TAHILLAR: Tam buğday ekmeği, kepekli ekmek, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği, bulgur, yarma her gün bu gıdalardan birini tüketin.

HAYVANSAL BESİNLER: Yumurta, yağsız veya az yağlı süt, yoğurt, peynir, çökelek, probiyotik süt ve yoğurt ve kefir hem kanser hem de yaşlılıkta savaşta bir numaralı gıdalar.

TEHLİKEYİ ARTIRAN BESİNLER

• Yaşlı ve yağlı koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri, kızarmış etten yapılan fast food sandviçler, sucuk, sosis, salam gibi nitrit nitrat eklenmiş besinler, Tereyağı, iç yağı, tuzlanmış ve tütsülenmiş besinler, Doğrudan ateşte pişirilmiş etler, iyi yıkanmamış sebze ve meyve yeme veya sebze meyveden az tüketme.

• Kanser hücreleri sağlıklı hücrelere göre 3-5 kat daha fazla şeker kullanırlar. Şekerin tek zararı kanser dokusunu beslemesi değildir. Bununla beraber aşırı un ve seker tüketimi, şişmanlığa, insulin direncine yol açtığı gibi bazı kaynaklara göre dengesiz tüketimleri hastalıkta risk etkeni oluşturmaktadır.

, , , , , , ,

Ara
28

Herhangi bir hastalık sırasında savunma yani bağışıklık sisteminin vücudu enfeksiyonlara karşı korumaya çalıştığını belirten Beslenme ve Diyet uzmanı Hülya Günsoy,enfeksiyonlarla savaş halindeki vücudun bağışıklık sistemini güçlü tutmanın elimizde olduğunu, bunun da yeterli ve dengeli beslenme ile sağlanabildiğini belirtiyor. Dyt. Hülya Günsoy domuz gribi ve çeşitli enfeksiyonlara karşı yeterli ve dengeli beslenme önerilerini aktardı:

İŞTE ÖNERİLER…

Temel besin gruplarında dengeli dağılım temel kural !

Süt ve süt ürünleri, et, balık ve kümes hayvanları, sebze ve meyveler, tahıllar dört temel besin grubunu oluşturur. Dört temel besin grubunu oluşturan çeşitli besinler, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

En yararlı mikroorganizmalar: Probiyotikler

Bağışıklık sistemini güçlendiren yararlı mikroorganizmaları (probiyotikleri) içeren süt, yoğurt veya kefir günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmeli.

A ve C vitaminin yanı sıra antioksidanların önemi büyük

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olan A ve C vitamini ve antioksidanları içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanısıra portakal, mandalina, greyfurt, elma mevsim meyveleri ve antioksidan etkisinden dolayı nar bol tüketilmeli.

Suyun yanısıra taze meyve suları

Vücut ısısını dengede tutabilmek amacıyla bol sıvı alımı yapılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre su içilmeli. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketimi sıkça yapılmalı.

Et yine vazgeçilmez

Haftanın 2-3 günü kırmızı et, diğer günler de beyaz et veya balık öğünlerimizin vazgeçilmez yiyeceği olmalı.

E vitaminin önemi de kaynağı da çok

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahip E vitaminini sağlamak için yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller yeteri miktarda tüketilmeli.

Güneş yok, D vitamini ihtiyacı çok

Kış mevsiminde güneşten alınan D vitamininden de yoksun kalınıyor. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan D vitaminin diğer bir kaynağı olan balık, artan D vitamini gereksinimini karşılamak için kışın daha fazla tüketilmeli.

Yağ tüketiminde tercih sıvı yağ

Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı yağlar yerine sıvı yağların tüketimine özen gösterilmeli.

İyi beslenirken kilo alımına dikkat

Kilo kontrolünün sağlanması için kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine dikkat edilmeli. Tatlı olarak sütlü tatlılar ve meyve tatlıları tercih edilmeli ve hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesi için fiziksel aktivite yapılmalı.

Enerji için çok fazla tatlı ve yağlı yiyecek tüketilmemeli

Soğuklarla birlikte vücut ısısını yükseltmek için enerji açığı ortaya çıkar. Ancak bu enerji açığının yağlı yiyeceklerle (fastfood, kızartma, kavurma), tatlı ihtiyacının da aşırı şekerli tatlılarla (hamur işi, şerbetli) karşılanmaması gerekiyor. Dört temel besin grubunu oluşturan besinlerden eksik ve yetersiz tüketmek vücudumuzun bağışıklık sistemi zayıflatıyor ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor.

Tazesi yok diye beslenme az çeşit sebzeyle sınırlanmamalı

Mevsimsel nedenlerden ötürü tazesi bulunamadığı için daha az tüketilen sebzeler, kışın da aynı sıklıkla tüketilmeli. Bu amaçla dondurulmuş veya konserve edilmiş sebzeler kullanılarak yiyecekler çeşitlendirilebilir.

Yeni Şafak

, , , , , , ,

Ara
28

Kabızlık, basit bir deyişle seyrek dışkılama olarak tanımlanabilir. Dışkılama sıklığı yaş ve beslenme gibi birçok faktöre bağlı olmakla birlikte, kişiden kişiye de farklılık gösterebilir. Sebebi herhangi bir patolojiden kaynaklanmıyorsa, kabızlığa neden olabilecek çeşitli durumlar şunlardır:

* Tek yönlü beslenme alışkanlığı

* Az sıvı alınması

* Hareketsizlik

* Stres

* Yolculuk, seyahat veya tatillerde yeme alışkanlıklarında değişiklik

* Müshil istismarı

* Bazı ilaçlar (Antidepresan, ağrı kesiciler, demir destekleri)

* Hamilelik dönemi

* Yanlış dışkılama alışkanlıkları

* Bazı sindirim sistemi dışı hastalıklar

Kabızlık, ciddi hastalıkların ilk belirtisi veya görünen tek belirtisi olabilir. Hemen müshil ilaçlarına başlanmamalıdır. Bu durumda ilaçların etkisi giderek azalacak ve sürekli dozlarının artırılması gerekecek. Çoğu kişi dışkısında kan gördüğünde de bunu önemsemez ve “Hemoroittir” deyip geçiştirir. Ancak dışkıda kan, makatta yırtık veya hemoroitten kaynaklanabileceği gibi daha ciddi hastalıkların habercisi de olabilir.

Bağırsak tembelliği

Genellikle iş yoğunluğu veya ev dışında tuvalete gitmekten kaçınma nedeniyle normal bağırsak reflekslerinin kaybolması zaman içinde kabızlığın yerleşmesine neden olur. Bu nedenle ihtiyaç olduğu anda tuvalete gitmeye ve düzenli dışkılama alışkanlığı edinmeye çaba göstermek gerekir. Böylece dışkılama refleksleri 1-2 hafta içinde normale dönecektir. Bağırsak tembelliği genellikle yeterli posa ve sıvı alımıyla çok hareket edilmesi sonucu düzelir.

Gün içerisinde yenilen ekmeklerin tam buğday, çok tahıllı veya yulaflı olması, en az beş porsiyon meyveyle sebze gibi posalı yiyeceklerin tüketilmesi, susuz kalmamaya çaba gösterilmesi yararlı olur. Kahvaltıda 4-5 çorba kaşığı yulaf ezmesi ve tahıl gevreği yanında ceviz, fındık, badem yenilmesi, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagil yemekleri, salata veya çorbalar, kabızlığın önlenmesinde son derece fayfalı olur. Kuru kayısı, erik, incir gibi meyveler veya bunların hoşafları da destek olabilir.

Geçişi iyi ayarlayın

Bol posalı beslenme uygulaması başlangıçta bazı kişilerde gaz şikayetlerine neden olabilir. Ancak bu yiyeceklerin küçük porsiyonlarda tüketilerek yavaş yavaş artırılmasıyla bu sorun kolaylıkla çözümlenebilir. Yoğurt ve kefir de, içerdiği faydalı bakteriler sayesinde sindirimi düzenleyici etkiye sahiptir. Günlük düzenli yürüyüş veya benzeri egzersiz yapılması da bağırsakların düzgün çalışmasına yardımcı olur. Bu tip beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri yapmadan önce, bunların size uygun olup olmadığını öğrenmek için doktorunuza danışmak gerekir. Kabızlık dediğimiz durum yukarıda sayılan örneklerden başka, bazı ciddi hastalıkların da ilk belirtisi veya görünen tek belirtisi olabilir. Bu nedenle “Kabızlık herkeste var, önemli değil” denmemeli ve muhakkak doktora danışılmalıdır.

, , , , , , ,

Eki
21

Grip sezonu açılıyor. En etkili korunma yolunu aşı. Ancak vücut her türlü olumsuz koşula hazırlıklı olmalı. Yeterli ve dengeli beslenmek vücudun en büyük silahı. Kışın virüs, bakteri gibi hastalık etkenleriyle daha sık karşılaştığımız da unutulmamalı. Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk’un beslenme yoluyla vücudun direncini artıracak 13 önerisi var. * Düzenli beslenmek için et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin gruplarının dengeli biçimde alınması gerekiyor. Soğuk havalarda sağlıklı kalmak isteyenler taze sebze ve meyveye önem vermeli. * Yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, yeşilbiber, kayısı gibi sarı, turuncu ve yeşil sebze ve meyvelerdeki A vitamini güçlü birer antioksidan. Belirli ölçülerde tüketilmeleri hastalıklardan korunmada önemli rol oynar. * C vitamini vücuttan zararlı maddelerin atılmasını sağlar, savunma sistemini güçlendirir. Yeşilbiber, maydanoz, tere, roka, karnabahar, ıspanak, portakal, limon, mandalina, kuşburnu gibi besinler bol miktarda C vitamini içerir. Vitamin kaybını önlemek için salata, meyve suları tüketilmeden hemen önce hazırlanmalı. * E vitami antioksidandır. Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumlar, sıvı yağlar, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller, tahin gibi besinlerden alabilirsiniz. DOĞAL İLAÇ BAL * Balık, balık yağı, fındık ve cevizde bulunan Omega-3 yağ asitleri güçlü bir antioksidandır ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde etkili. Ayrıca zeytinyağı, fındık yağı gibi sıvı yağlarda bulunan omega-9 yağ asitleri de bağışıklık sistemini olumlu etkiler. * Çinko desteği fiziksel, nörolojik ve psikolojik gelişmeyi olumlu etkiler, yaşamı tehdit eden enfeksiyonların sıklığını azaltır. En iyi kaynakları, kırmızı et ve kabuklu deniz ürünleri ile karaciğer gibi hayvansal kaynaklı besinler. Ayrıca fındık, ceviz, fıstık gibi kuruyemişler, süt, peynir ve kuru baklagillerde bulunuyor. * Kefir, yoğurt sindirim sistemini güçlendirerek bağırsak enfeksiyonlarına karşı direnç oluşturur. Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir ve tümör oluşumunu engeller. Ayrıca bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır. * Bal enerji veriminin dışında karasal iklime sahip ve gün içi ısı farkının fazla olduğu bölgelerde soğuğa ve soğuk algınlığına karşı, ağız, boğaz ve bronşlardaki rahatsızlıklarda ve enfeksiyonlarında doğal bir ilaç olarak kullanılır. * Sarımsağın yapısında bol miktarda su, fruktoz içeren karbonhidratlar, kükürt bileşikleri, protein, lif ve serbest amino asitler bulunur. Sarımsak ayrıca yüksek miktarda saponin, fosfor, potasyum, kükürt, çinko, orta miktarda selenyum, A ve C vitaminleri ile az miktarda da kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir, manganez ve B kompleks vitaminlerini içerir. Sarımsağın bağışıklık sisteminin baskılanmasını önleyerek kansere karşı etkili bir silah olabileceği belirtiliyor.

, , , , , , , , , , , ,

Eyl
04

Diyetisyen Tuba Nergiz, insan beslenmesinde önemli bir yere sahip süt ve mamullerinin tüketiminin asitli içecekler yüzünden azaldığını belirtti. Süt ve süt ürünlerinin sofralarda mutlaka bulunması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Nergiz, asit yoğunluğu yüksek olan gazlı içeceklerin bazı sindirim hastalıkları ile kemik rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğini belirtti.

Özellikle çocukların asitli içeceklerden uzak tutulması gerektiğini vurgulayan Beslenme Uzmanı Nergiz, sütle birlikte mineral içeriği yüksek doğal bir içecek olan maden suyunu önerdi.

Diyetisyen Tuba Nergiz, özellikle son yıllarda Ramazan ayının yaz aylarına denk gelmesiyle de birlikte soğuk gazlı içecek tüketiminde önemli bir artış gözlendiğini belirtti.

Asitli içeceklerin zararlarına dikkat çeken Nergiz, “Şekerli suların karbondioksit gazıyla doyurulması esasına dayanan gazlı içeceklerin asit yoğunluğu yüksek olup pH dereceleri 2.5 ile 3.1 arasında değişmektedir. Yüksek asidite ise mide asit salgısını uyararak ülser gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açmaktadır. Bunun yanı sıra asitli içeceklerin içeriğindeki yüksek miktardaki fosfor, kandaki paratiroid hormonu düzeyini artırarak kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olarak kemik yoğunluğunun düşmesine sebep olur. Aynı zamanda artan asitli içecek tüketimi süt ve süt ürünlerinin tüketimini de azaltmaktadır. Bu durum, kırık vakalarının artmasına neden olmaktadır ve osteoporoza yakalanma riskini artırmaktadır.”

Bebek ve çocukları asitli içeceklerden uzak tutmak gerektiğini bildiren Nergiz, “Özellikle kalsiyum gereksiniminin arttığı gelişme ve yaşlılık öneminde çok dikkatli olunmalıdır. Ayrıca, unutulmamalıdır ki gazlı içeceklerin kalorisi de yüksek olduğu için kilo kontrolü üzerinde olumsuz etkileri vardır.” uyarısında bulundu.

Gazlı içeceklerden olan maden suyunun diğerlerinden farklı olduğunu hatırlatan Diyetisyen Nergiz, şu bilgileri verdi: “Maden suyu; yer altından kuyu açılarak ya da kaynaktan doldurularak elde edilen ve mineral içeriği yüksek olan doğal bir içecektir. Bu yüzden serinlemek için maden suyunu tercih ederek; hem sıvı ihtiyaçlarını gidermiş hem de mineral gereksinimlerine katkıda bulunmuş olurlar. Ancak unutulmamalıdır ki maden suyunun da (özellikle meyveli maden suyu) kalorisi vardır bu yüzden miktarına dikkat etmek gerekir. Şeker hastaları, meyveli maden sularını tercih etmemelidirler. Halkımız tarafından yapılan bir yanlış da soda ile maden suyunu aynı olarak düşünmektir. Oysa ki soda; içilebilir özellikteki suya mineraller ve karbondioksit gazı eklenerek elde edilen yapay bir içecektir.”

Özellikle gastrit, ülser ve reflü gibi sindirim sistemi rahatsızlığı bulunan kişilerin maden suyu dışındaki asitli içecekleri tercih etmemesi gerektiğini söyleyen Tuba Nergiz, “Bunların yerine iftar ve sahurda daha sağlıklı olan ayran, taze sıkılmış meyve suları, kefir gibi içecekleri tercih etmelidirler. Günlük 2-2.5 litre su içmeyi kesinlikle unutmamalıdır.” diye konuştu.

Cihan

, , , , , , , , , , , ,