Archive

Archive for the ‘kefirin yararları’ Category

Ağu
25

Diyabetin, pankreasın salgıladığı insülin hormonunun eksik veya işlevsiz olması nedeniyle kanda şeker yükselmesine neden olan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, ”Diyabet, insan sağlığını ve vücudun tüm dokularını derinden etkileyen, tedavi edilmezse zamanla bütün organlara zarar verebilen ağır fakat sinsi bir hastalıktır. Ömür boyu sürer, yani kroniktir, tümüyle ortadan kaldırılamaz, ancak kontrol edilebilir” dedi.
Diyabetin belirtileri
Diyabetin çocuklarda sıkça karşılaşılan belirtilerine değinen Arslanoğlu, aşırı derecede su içme, idrara çıkma, zayıflama, halsizlik, karın ağrısı, kusma, sık sık nefes alma ve bilinç kaybının yaşandığını vurguladı. Ayrıca yaraların geç iyileşmesi, yüksek tansiyon, idrar yolu enfeksiyonu veya genital bölgede kaşıntı gibi daha sinsi belirtilerin görülebildiğini ifade eden Arslanoğlu, aniden başlayan yatağı ıslatma sorununun da gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı olduğunun altını çizdi.
Diyabeti bulunan çocukların ev, okul hayatı ve arkadaş çevrelerinde dikkat etmeleri gereken noktalar arasında eğitimin önemini vurgulayan Prof. Dr. Arslanoğlu, “Diyabeti başa gelen bir felaket değil, kontrol edilmesi kendi ellerinde olan, çözülebilir bir durum olarak ailelerin algılaması gerekir. Ailenin çocuktan beslenme performansı beklemek yerine yaptığı alışverişten pişirdiği yemeğe ve sofradaki davranışına kadar kendisi doğruları uygulayarak çocuğa model oluşturması gerekir. Çocuğun ve ailenin tüm sosyal ortamlarda rutin uygulamaları sürdürecek bilinç ve beceriyi sürdürecek şekilde eğitilmeleri gerekir” diye konuştu.
Diyabetin çocuklarda davranış ve kişilik üzerine etkilerinden bahseden Arslanoğlu, “Sorumluluk sahibi olma, erken olgunlaşma, vücudun biyolojisi hakkında fikir sahibi olma, çözüm üretebilme yeteneği en belirgin özellikler arasında sayılabilir” şeklinde konuştu.
Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yönelik tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Proteinlerde bulunan aminoasitler, yağlarda bulunan değerli yağ asitleri, özellikle omega 3, C vitamini, B vitamini, çinko gibi mineraller, probiyotikler, güneş ve besinlerde bulunan D vitamini, renkli meyve ve sebzelerde bulunan antioksidanların bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır. Ayrıca soğan, sarımsak, zerdeçal, zencefil, çörek otu, tarçın, polen ve arı sütü gibi önerilen pek çok şifalı besinin değişik mekanizmalarda gerçekten olumlu etkileri vardır.”

Besinlerin taze bir şekilde fazla işlenmemiş ve fazla pişmemiş, kimyasal katkıdan uzak olması gerektiğinin önemine dikkat çeken İlknur Arslanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Kahvaltıda 2-3 yumurta, tereyağı, peynir-lor çeşitleri, zeytin ve zeytinyağı, taze salata çeşitleri, istenirse ceviz, fındık gibi kuruyemişler, kuru meyveler ve az miktarda bal, pekmez, ev reçeli, bir dilim ekmek veya küçük bir porsiyon nişastalı besin tüketilebilir. Gün içinde gereksinime göre ara veya ana öğün olarak, bir veya iki kez meyve, yoğurt, kefir, kuruyemiş, kahvaltıdakinin benzeri veya akşam yemeğindekinin benzeri öğün yer alabilir. Akşam erken saatte kırmızı veya beyaz et türleri, sebze yemekleri, haftada 1-2 gün kuru baklagiller ve tahıllı besinler, taze salata ve yoğurt sağlıklı bir şekilde çeşitlilik sağlayacaktır. Çeşitlerin her gün benzer öğünler yerine haftalık ritim izlemesi daha sağlıklı olacaktır”

, , , , , , , , , , , , , ,

Ağu
11

Şişli Florence Nightingale Hastanesinden, Beslenme ve Diyet Uzmanı Dr. Tuba Kayan Tapan sağlıklı bir yaşam için düşük glisemik endeksli karbonhidratlarla beslenmek gerektiğine dikkat çekti. Glisemik endeksi, karbonhidratların kandaki glukoz düzeylerine olan etkisi, düşük besinler kan şekerini yavaş yüselttiği için uzun süre tok tutmaya yardımcı olur. Piştikten sonra bekleyen besinlerin glisemik endeksi düşer. Yavaş yemek yiyerek de sindirim ve emilim hızımız daha yavaş olacağından glisemik endeksi düşebilir.

KEFİR TÜKETİMİ ÖNEMLİ!
Öğünlerde prebiyotik ve probiyotik ürünler almak obeziteden korunmak açısından oldukça önemli. Özellikle akşam yemeğinde probiyotik yoğurt veya gece ara öğününde kefir tüketilmeli.

PORSİYON MİKTARINA DİKKAT!
Porsiyon miktarlarına dikkat edilmelidir. Gereğinden fazla tüketilen karbonhidratlı ve yağlı besinler vücutta yağa dönüşür. Diyabetli hastalarda ara öğünlerde özellikle şekerli besinleri tüketmek, kan şekerinde ani yükselmelere ve sonrasında ani düşüşlere sebep olacaktır. Ara öğünler için 100-200 kalori civarında sağlıklı seçimler yaparak, hem kilo kontrolü sağlanır hem de kan şekerindeki dalgalanmalar engellenmiş olunur.

, , , , , , , ,

Ağu
11

Kefirin cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri biliniyor. Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önlüyor, saçları kuvvetlendiriyor. Kefirde bir takım mikroorganizmalar ve mayalar mevcut. Bunlar bağırsakta birtakım reaksiyonlara sebep olup sindirimi düzenleyerek cildi çok daha sağlıklı hale getirir. Günde bir bardak kefir tüketimi cildin sağlıklı ve ışıltılı olmasını sağlar.

, ,

Haz
29

11 ayın sultanı Ramazan’da uzun süren açlık nedeniyle sahurda beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar, açlıkla ve susuzlukla baş edebilmek için sahurda tok tutan yiyeceklere yönelinmesinin önemli olduğunu aktarırken, sahurda tok kalmak için kefiri öneriyor.

KEFİR
Sindirimi ve hazmı kolay, besleyici bir içecektir. Tıpkı yoğurt gibi sindirim sisteminin desteklenmesine yardımcı bir fermente edilmiş süt ürünüdür. Yoğurttan daha yoğun olan probiyotik içeriği ile bağırsaktaki iyi huylu bakterilerin artmasına yardımcı olur, kötü huylu bakterilerin yerleşmesini önler. İçeriği zengin mineral, vitaminlerle dolu kefir sıcak yaz günlerinde sıvı alımını arttırmak için kullanılabilecek serinletici bir içecektir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, mide bağırsak florasını dengeler, hazmı kolaylaştırır.

, , ,

Haz
05

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, vücudun hastalıklara karşı direnç kazanması için hayatın her aşamasında probiyotik denilen “dost” bakterilerin alınması gerektiğini kaydeden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları ve Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, özellikle sezaryenle doğan ve anne sütü almayan bebeklerin, probiyotiklerden yoksun kalarak alerjik hastalıklara karşı savunmasız şekilde hayata başladıklarını belirtti. Prof.Dr. Yağcı, çok fazla antibiyotik kullanımı, stres ve kötü beslenmenin vücuttaki dost bakterileri yok ettiğini söyledi.

İnsan vücudunda milyarlarca mikroorganizmanın bulunduğunu, bunlardan bağışıklık sistemini koruyan ve özellikle bağırsaklarda yaşayan probiyotiklerin ise 3,5 milyar yıldır insanları hastalıklardan koruduğunu kaydeden Prof.Dr. Yağcı, yanlış hatalı davranışlarla probiyotiklerin yok edildiğini söyledi.

Sandoz’un düzenlediği Probiyotikler konulu bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Yağcı, insanların doğal olarak sahip olduğu probiyotik bakterileri, bilinçsizce yok ettiğini ve hastalıklara davetiye çıkardığını belirterek şunları söyledi:
“Probiyotik bakteri, dost bakteri dediğimiz bakteriler, doğanın dengesiyle 3,5 milyar yıldır vücudumuzda ve bağırsaklarımızda yaşıyor. Probiyotik bakteriler, bağışıklık sistemizi güçlendirerek, hastalıklardan koruyor ve vücudumuzdaki doğal dengeyi sağlıyor. Ancak insanoğlu kendi kendine bu dost bakterileri yok ediyor. Örneğin antibiyotik kullanımı, stres, kötü beslenme ya da toksit maddelere maruz kalındığında bağırsaklardaki bakteriler yok oluyor. Normal doğum aslında insanın sağlıklı hayata başlaması için ilk büyük adım. İkinci adım ise anne sütü ile beslenmek.

Normal doğum sırasında bebek annenin vajinal yolundan doğal flora bakterileri alıyor. Bu bakteriler anne sütüyle birleşince vücutta denge sağlanıp sağlıklı yaşam döngüsü başlıyor. Normal doğumla annesinden probiyotik bakterileri alan bebek bütün hayatı boyunca kullanacağı bağışıklık sistemini de kurmuş oluyor. Ancak sezaryen bebekler bu bakterilerle buluşamadığı için hayata 1-0 yenik başlayabiliyor. Başta allerjik hastalıklar olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı dirençsiz oluyor.
Özellikle 0-2 yaş aralığında fazla antibiyotik kullanımı ile de bebekteki dost bakteriler ölüyor. Sezaryen doğumla dünyaya gelen çocuklar, bağışıklık sistemini güçlendiren bu bakterilerden mahrum kalıyorlar. Bu durum çocukların bulaşıcı hastalıklara ve ileriki yaşamlarında kanser, tip 2 diyabet, Alzheimer, multipl skleroz, romatoid artrit, karaciğer sirozları gibi bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklara yakalanmasını kolaylaştırıyor. Çocuklara probiyotik takviyesi yapmak bağışıklıklarını güçlendiriyor”

İKİNCİ BEYİN OLAN BAĞIRSAKLARDA 1,5 KİLO PROBİYOTİK YAŞIYOR

İkinci beyin olarak adlandırılan bağırsakların sağlık sisteminde son derece önemli bir rolü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağcı, yetişkin bir kişinin bağırsaklarında 1,5 kilo faydalı bakteri yaşadığını söyledi. Yağcı, şöyle devam etti:

“Sezaryen oranlarının artması, daha az anne sütü almak, çocukluk çağından başlayarak aşırı antibiyotik kullanımı, stres ve kötü beslenme vücuttaki faydalı bakteri sayısını azaltıyor. Özellikle probiyotik bileşenler sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı ürünlerdir. Probiyotikler doğumumuzdan itibaren vücudun doğal dengesi içinde bağışıklığa destek veren faydalı mikroorganizmalardır.”

Avrupa’da sezaryen bebeklere damlalıkla probiyotik takviyesi yapılıyor

Amerika’da ve Avrupa’da sezaryenle doğan bebeklere, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için henüz doğum odasında iken damlalıkla anneden alınan probiyotik takviyesi yapıldığını belirten Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, “Bebeğin bağırsak mikrobiyatası ilk bir iki ay içinde şekillenir. Bağırsak mikrobiyatası, bağırsaktaki bağışıklık hücrelerinin sayısını ve yoğunluğunu düzenleyerek bağışıklık sistemini destekler. Bağışıklık sistemimizin yüzde 70’i bağırsaklarımızda yer alır. Probiyotikler doğal yollardan bebeklikte normal doğumla alınır. Hayatın diğer aşamalarında da yiyeceklerden özellikle yoğurt, peynir, ev yapımı turşu, kefir, tarhana gibi yiyeceklerden sağlanabilir. Hayat koşulları nedeniyle probiyotiklere doğal ulaşamayan kişiler dışarıdan probiyotik destek ürünleri kullanabilirler.” diye konuştu.

PROBİYOTİKLER HAKKINDA GERÇEKLER

– Probiyotikler, antibiyotik kullanımı, stres kötü beslenme ve toksik maddelere maruz kalınca vücuttan yok olur.
– İnsan bağırsağında ortalama 1,5 kilo, 100 trilyonu aşkın mikroorganizma bulunur. Bağışıklık sistemimizin yüzde 70’i bağırsaklarımızda yer alır.
– Probiyotikler K vitamini, B grubu vitaminleri ve kısa zincir yağ asitleri üretir.
– Probiyotik içeren mayalı gıdalar yüzyıllardır sağlık takviyesi olarak kullanılır.
En iyi probiyotik kaynakları, kefir, yoğurt, peynir, tarhana, ev yapımı turşudur.
– Sağlıklı bir bağırsak florası ve sistemi için düzenli probiyotik kullanılması tavsiye edilir.
– Probiyotikler, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu hastalıklardan korur ve kolestrolü düşürür.
– Enfeksiyon, besin zehirlenmesi veya antibiyotik kullanımı nedeniyle oluşan ishal tedavisinde, idrar yolu enfeksiyonlarında, maya enfeksiyonunun önlenmesi ve tedavisinde,
– İltihabi bağırsak hastalıklarında,
– Egzamada,karaciğer hastalıklarında, mesane kanseri riskini azaltmada ve kolon kanserine karşı korunmada faydalıdır.

, , , , , , , , , , , , , ,

May
13

Bizim beslenme alışkanlığımızda bulunmayan ancak son yıllarda tanıştığımız kefir, ekşimsi krema tadıyla güçlü bir probiyotik besindir.

1900’lü yılların başlarında Ruslar tarafından Kuzey Kafkasyalılardan elde edilen tohumları hızla dünyaya yayılmıştır.

Kuzey Kafkas Prensi’nden kefir tohumlarını alıp Moskova’ya getiren Irina Sakharova, kefirin Rus halkına sunulmasında verdiği mücadele ve çabalarından ötürü bir teşekkür mektubu almıştır.

Evde kefir yapımında süte doğrudan kefir tohumları eklenir. Çiğ süt kaynatılır ve 20-25 derecede soğutulur. Kefir tohumu mayalanır.

Mayalanmanın ardından tohumlar süzülür ve yeni bir mayalanma için kullanılır. Günlük iki bardak kefir, probiyotik bakterilerden gelen faydaları arttırır.

Mar
28

bahar-yorgunluguna-her-gece-bir-bardak-kefir

Hava değişimi sonucu hormonların salgılarındaki farklılık ve birçok etkenin neden olduğu bahar yorgunluğuyla baş etmenizin öncelikli yolu ise doğru besinleri, doğru miktarda tüketmek.
Ye­ter­li ve den­ge­li bes­len­mek için­se te­mel yi­ye­cek grup­la­rın­dan olan; et gru­bu, süt gru­bu, seb­ze – mey­ve gru­bu ve ta­hıl gru­bu yi­ye­cek­le­ri ih­ti­ya­cı­nız doğ­rul­tu­sun­da ye­me­li­si­niz. Dik­kat et­me­niz ge­re­ken di­ğer et­ken­ler ise bol sı­vı iç­mek ve dü­zen­li eg­zer­si­zi bir ya­şam bi­çi­mi ha­li­ne ge­tir­mek ol­ma­lı. Acı­ba­dem Has­ta­ne­si Bes­len­me ve Di­yet Uz­ma­nı Ol­cay Ba­rış, ba­ha­rı zin­de ge­çir­me­nin for­mül­le­ri­ni ver­di.

Gü­ne mut­la­ka kah­val­tıy­la baş­la­yın

Den­ge­li kah­val­tı me­ta­bo­liz­ma­nı­zın ça­lış­ma­sı­nı sağ­lar, sa­bah yor­gun­lu­ğu­nu­zu atar. Yu­mur­ta ile pey­nir, tam ta­hıl­lı ek­mek, seb­ze-mey­ve gru­bun­dan mev­sim ye­şil­lik­le­ri­ne sof­ra­nız­da mut­la­ka yer ve­rin. Özel­lik­le C vi­ta­mi­ni açı­sın­dan zen­gin olan kır­mı­zı­bi­ber ve ye­şil­lik­ler vü­cu­du­nu­zu zin­de tu­ta­cak­tır.

Ka­fe­in­li içe­cek­le­ri sı­nır­la­yın

Ka­fe­in, vü­cut­ta de­mir ve di­ğer be­sin­le­rin emil­me­si­ni ön­le­me­si­nin ya­nı sı­ra vü­cut­tan su atı­mı­nı da at­tı­ra­rak ba­har yor­gun­lu­ğu­nu te­tik­li­yor. Ay­rı­ca ka­fe­in, kal­si­yu­mun id­rar­la vü­cut­tan atıl­ma­sı­na da ne­den olu­yor.

Yo­ğurt ve ke­fi­ri unut­ma­yın

Güç­lü bir ba­ğı­şık­lık sis­te­mi de ba­har yor­gun­lu­ğu­nu ko­lay at­lat­ma­nı­zı sağ­lı­yor. Her ge­ce bir bar­dak ke­fir ve ana öğün­ler­de bir ka­se yo­ğurt tü­ket­me­niz, ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni­zi güç­len­di­re­cek­tir.

, , ,

Mar
23

Protein tüketiminin diyet sürecinde en büyük yardımcılardan biri olduğu biliniyor ancak yanlış tercih yapılmaması gerekiyor. Peki zayıflamak isteyenlerin süt ürünlerini nasıl tüketmesi gerekiyor?…

Sanıyoruz ki, süt ürünlerinin en vazgeçilmezi peynir..
Mesela, her yemeğin üzerine biraz kaşar rendelemeyi pek seviyorsunuz değil mi? Oysa, peynir yerine yoğurt tüketmek diyetiniz açısından daha faydalı olabilir.
Sade ve yağsız yoğurt çeşitleri ilk tercihiniz olmalı! Meyveli yoğurtlar üzerinde “light” ibaresi yer alsa da sade yoğurtlardan daha yağlı olabiliyor. Yoğurda göre daha zor sindirilen peynirler, kilo fazlasını arttırır ve genellikle sindirim sorunlarına neden olur.
International Journal of Obesity isimli dergide yayınlanan çalışmaya göre; düşük kalorili diyet yapanlar arasında, her öğüne birer porsiyon yağsız yoğurt ekleyenler, eklemeyenlere göre yüzde 22 daha fazla kilo veriyor.
Yoğurt yiyenler, daha fazla kilo vermekle birlikte, kaslarını korumayı başarıyorlar. Bu da demek oluyor ki, vücutlarındaki fazla yağları erittikleri için zayıflıyorlar. Hatta yağların çoğu, en zor inceldiği düşünülen karın bölgesinden gidiyor.
Eğer peynirsiz yaşayamam diyorsanız koyun ya da keçi peyniri tercih edebilirsiniz.
Özellikle tüketmeniz gereken bir süt ürünü varsa o da kefir! Kefir tüketmek kilo verme çabalarınızı destekleyerek düşlediğiniz kiloya ulaşmanızı kolaylaştırabilir.
Kefir içinde yüksek miktarda bulunan protein, kalsiyum ve doğal şekerler sayesinde kan şekerini de düzenleyen bir özelliğe sahip.
Kefir, süt ve kefir tohumlarından elde edilen kültürlü bir besindir. Yapımında basit faydalı mayalar kullanılır.
Süt tüketiminde dikkatli olmalısınız. Süt tüketirken hayvansal gıdaları olduğunca az tüketmeniz gerektiğini unutmayın.
Yağsız ve kaymağı alınmış süt tüketmeye özen gösterin. Eğer bulabiliyorsanız badem sütü kullanabilirsiniz.
Diyetteyken süt ve süt ürünlerini azar azar tüketmelisiniz. Süt ürünleri mukus yapıcı özelliktedir ve fazla üretilen mukus vücudunuz için iyi değildir. Günde en fazla iki kez tüketerek bu besinlerin tüketimini kontrol altında tutabilirsiniz.
Şekerli süt ürünlerinden uzak durun. Organik ürünler bile ilave şeker ile tatlandırılıyor.
Kilo aldıran zararlı besinlerin başında gelen şeker, hindistancevizi şekeri ya da şeker kamışı gibi etiketlerle sağlıklı gibi lanse edilmeye çalışılsa da asla doğru tercih değildir.
Sade yoğurt, sade kafir ve sade süt tüketmeyi tercih ettiğinizde akıllıca bir seçim yapmış ve uzak durmaya çalıştığınız şekeri tüketmemiş olursunuz.
Sade ve katkısız ürünlerin içerdiği şeker etikette yazandan daha düşüktür. Bu şeker miktarı ise peynir üretiminde kullanılır ve sütün içinde doğal halde bulunur.
Doğal süt ürünlerinde bulunan protein kan dolaşımına giren doğal şekeri düşürmeyi sağlar.
Yeni yapılan bazı çalışmalarda yeterli miktarda kalsiyum alımının yağ yakımını arttırdığını ve yağlanmanın engellendiğini ortaya koyuyor (günlük 1000 mg kalsiyum).
Bir bardak yarım yağlı sütün (200 ml) yaklaşık 250 mg kalsiyum içerdiğini ve kalsiyumu diğer besinlerden değil de yalnızca sütten alacağımızı düşünürsek, 1000 mg kalsiyuma ulaşabilmek için günde dört bardak yarım yağlı süt tüketmek gerekir.
Ayrıca süt gibi protein açısından zengin besinler, uykuya dalmayı ve uykuda kalmayı kolaylaştıran triptofan isimli bir amino asit içerir. Vücudunuz bu maddeyi mutluluk hormonu ‘serotonin’ ve uyku hormonu ‘melatonin’ yapımında kullandığından süt tüketimi, uykuya da yardımcı olur. Bu nedenle gece yatmadan önce bir bardak az yağlı sütün içine bir parça da tarçın ekleyip içmek iyi bir seçim olacaktır.

, , , , , ,

Mar
02

Mide ve bağırsak sağlığı için oldukça önemli olan kefir tüm vücudu koruyor. Enerji veren bu gıda iltihap ve alerjiye de çare oluyor.

Probiyotik besinler yalnızca sindirim sistemi ve mide rahatsızlıklarına karşı değil bütün vücudu hastalıklara karşı koruyor. Uzmanlar, probiyotik besinler doğal yollarla probiyotik olan ve daha sonra probiyotik özellik kazanan gıdalar olarak 2’ye ayrıldığını aktararak şöyle konuşuyor: “Doğal probiyotikler; kefir, kımız gibi fermenteli süt ürünleri, turşu ve salamura yiyeceklerdir. Yapay probiyotik bakterilerin ve mayaların eklenmesiyle elde ediliyor. Bu besinler bebek mamaları, hazır yoğurtlar, süt ürünleri, meyve suları ve katkılı gıdalardır.” Vücuda faydaları ise şöyle sıralanıyor…

Hastalıklara karşı korur:
Chicago Üniversitesi uzmanlarından Dr. Stefano Guandalini, “Hijyen seviyesi yüksek toplumlarda doğuştan gelen bağışıklık sorunlarında ve alerjik hastalıklarda büyük bir düşüş belirledik” diyor. Probiyotik formunda vücuda tanıtılan faydalı bakteriler ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Mutluluk verir:
Bağırsaklarınız sizin ikinci beyninizdir. Bunun nedeni ise bağırsaklarınızdaki geniş nöron ağının size nasıl hissettiğinizi söylemesidir. Prof. Emeran Mayer, duygularımızın büyük bölümünün bağırsaklarımızdaki sinirlerden etkilendiğini söylüyor. Ayrıca vücudunuzdaki serotonin hormonunun yüzde 95’i bağırsaklarınızda bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunuzda keyfiniz de yerinde oluyor.

Metabolizmayı hızlandırır:
Moleculer Systems Biology’de yayınlanan bir araştırmaya göre prebiyotikler metabolizma üzerinde ciddi boyutlarda etkili oluyor. Uzmanlar yapılan araştırmalarda idrar analizlerinde farelerin metabolizmalarında enzimlerin etkili rol oynadığını belirtiyor.

Enerjiyi yükseltir:
Direkt olarak içgüdüler ve enerji seviyesiyle bağlantısı olmadığı düşünülen probiyotikler, aslında bağırsaklarınızı doldurarak vitamin, protein ve minerallerin daha iyi emilmesini sağlar. Bunu yaparken hastalıklara neden olan bakterileri ve zararlı organizmaları kontrol altında tutar. Ve tüm bunların sonucunda enerji seviyeniz ve moraliniz yükselir.

Enfeksiyonlar:
Kadınların en büyük kabuslarından olan vajinal enfeksiyonlar can sıkar. Antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve sperm öldürücüler gibi şeyler vajina mikroflorasına zarar verebilir. Probiyotikler bu mikroflorayı tekrar yaratmanıza yardımcı olabilir. Bu şekilde kadınlarda oldukça sık görülen mantar, idrar yolu enfeksiyonları ve bakteriyel vajinozis rahatsızlıklarını engelleyebilirsiniz.

, , , ,

Şub
18

Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu soğuk ve karlı havalarda cilt sağlığının önemli olduğunu belirterek, “Kefir ile cildinizi kardan koruyun” dedi.

Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Dr. Şerafettin Saraçoğlu, “Soğuk karlı havalar yanaklarda çoğu zaman hoşlandığımız pembe – kırmızı arası bir tona neden olur. Bunun yanında yüz ve ellerde rahatsız edici bir kuruluğa da sebep olurlar. Bu kuruluk bazı insanlarda deride aşırı gerginliğe ve soyulmalara, deri çatlaklarına neden olur. Hatta bir ekzema tablosu gelişebilir.”diye konuştu.

Karlı havalarda güneşin etkisinin de yüzde 40-90 oranında arttığını dile getiren Dr.Şerafettin Saraçoğlu, ‘Kar kristalleri gün ışığını yansıtarak güneşin olumsuz etkilerini de arttırırlar. Örneğin karlı bir ortamda güneş açtığında gözlerimizi çok kısarız. Bu reflekste ana neden güneşin kardan yansımasıyla artan ışınımdır. Aynı olumsuzluğun deride de olması kaçınılmazdır.Bu durumda yapılması gereken ana önlemler derinin olabildiğince örtülerle fiziksel olarak kapatılmasıdır. Ellerin eldivenle, yüzün ise maske veya örtü ile korunması idealdir. Bunun yanında derinin uygun yağlı ve gliserinli ürünlerle sık nemlendirilmesi gerekir. Dudaklarında benzer yöntemlerle korunması gereklidir. Güneşin olumsuz etkilerini azaltmak için güneş koruyucu ürünleri sert kış aylarında mutlaka kullanılmalıdır. Özellikle kış sporları yapanların yüksek koruma faktörlü ürünleri tercih etmeleri gerekir.” diye konuştu.

Dr.Şerafettin Saraçoğlu, Kış aylarının soğuk ve karlı havasında derimizi yıpranmaktan koruyacak, nemli ve sağlıklı kalmasına yardımcı olabilecek ve evde yapılabilir maske tarifi verdi:

“Kefir maskesi: Hücre yenileyici özelliğe sahip olan kefir, saç ve cilt bakımında da harika sonuçlar vermektedir. “Kefir maskesi” cilde uygulandığında en güzel tarafı, ilk uygulamada bile gözle görülür bir etki yaratmasıdır. Ayrıca, kefir maskesinin tüm cilt tiplerine uygulanabilmesi de onu diğer cilt bakım maskelerinden üstün tutmaktadır.

Tarifi : Sadece temiz cilde kefiri uygulayın ve 15 dakika bekletip temizleyin. Kefir deri Ph’ını düzenler ve derinin daha yumuşak, nemli olmasına yardımcı olur.’

Kuru cilt tipine sahipseniz de kefir maskesinden yararlanabilirsiniz. 2 yemek kaşığı kefire 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı ekleyin ve karıştırın.

Kefir maskesi faydaları: Cildiniz, çevreniz tarafından fark edilebilir derecede canlanacak, pürüzsüz ve yumuşacık olacaktır.Ten renginiz açılacak ve ton farklılıkları ortadan kalkacaktır.Cildinizin ihtiyacı olan nemi kısa sürede kazanacaktır.Kefirin içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde cildiniz beslenecek ve tazelenecektir.”

, , , , ,