Archive

Archive for the ‘kefirin yararları’ Category

Oca
18

Uzun yaşama iksiri olarak adlandırılan kefirin faydalarının oldukça fazla olduğunu dile getiren Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Kefir tüketin uzun yaşayın” dedi.

Ana maddesi süt olan ama sütten daha faydalı mucizevi besin kefirin her yaşta kişinin güvenle tüketebileceği besinlerden biri olduğunu dile getiren Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Yoğurttan daha besleyicidir, çünkü protein, temel mineraller ve B vitaminini kapsar. B1, B12 ve K vitaminleri yönünden zengindir. Kalsiyum ve magnezyum içeriği sayesinde sağlıklı bir sinir sisteminin temelini oluşturur. Aynı zamanda iyi bir fosfor kaynağıdır. Tok tutma özelliği de bulunan kefir, kilo aldırmaz. Besin değeri oldukça yüksektir ve sindirimi kolay bir içecektir” ifadelerini kullandı.

Her derde deva Çocuk, yaşlı, hamile ve menopoza giren kadınların hiç tereddüt etmeden kefir tüketebileceğini söyleyen Uz. Dyt. Pınar Kural Enç, “Kefir, esasen Kafkasya’da yapılan yöresel bir içecektir. Ama artık adını Dünya’ya duyurmaya başlamıştır. Gençlik sırrı, uzun ve sağlıklı yaşam iksiri olan kefir neredeyse her derde devadır. Bebekleri metabolik hastalıklardan uzak tutmanın en doğal yollarından biri de kefirdir” dedi. Bağırsak dostudur Bağırsaklarımızda 1,5-2 kilogram bakteri ve mantar bulunmaktadır. Sindirim sistemindeki mikroorganizmalar da faydalı ve zararlı diye iki gruba ayrılır. Faydalı mikroorganizmalara ‘probiyotik mikroorganizmalar’ denir. Probiyotiklerin faaliyetleri karaciğerimiz kadar önemli etkiye sahiptir ve yeterince tüketildiğinde bağırsaklardaki zararlı mikroorganizmaların bağırsak duvarına yapışma ve yayılmasını engeller. Bağırsaktaki sağlıklı mikroorganizmaların dengesinin bozulması pek çok hastalığa sebep olur. Doğru beslenme şekli ile sindirim kanalının sağlığı korunmalıdır. Bunun için de probiyotikleri muhakkak yeterli miktarda tüketmeye özen gösterilmeli. Kefir, en etkili probiyotik bakteri içeren besindir ve içindeki yararlı bakteriler bağırsak sisteminin güçlenmesinde devasa bir etki gösterir. Bağırsaktaki yararlı bakteri ve mantarların sağlıklı şekilde çoğalabilmesini ve yararlı olabilmesini sağlar.

Düzenli kefir kullanımında bağırsaklar çalışır, bağırsak bozuklukları ortadan kalkar, şişkinlikler azalır ve daha sağlıklı bir sindirime sahip olunur. Sağlıklı bir bağırsak sistemi sağlıklı bir vücut demektir. Bebek beslenmesinde önemli rol oynar İştahsızlık, uykusuzluk, üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerji gibi durumlara da iyi gelen kefir, bebeklerin besinlerden alacağı vitamin ve minerallerin daha kaliteli alınmasına da yardımcı olur. Bu nedenle de bebek beslenmesinde önemli rol üstlenir.

, , ,

Ara
24

Probiyotiklerin sağlığa olumlu katkıları uzun yıllardır biliniyor. Bence en güçlü probiyotik özellik gösteren besinlerden bir tanesi de kefirdir. Sütün kaynatılmasından sonra bakteri ve mayaların eklenmesi ile elde edilir. Hafif ekşimsi bir tadı olan kefire henüz pek alışamadık. Ancak tüketmek için çok sebep var.

Normal koşullarda bağırsağımızdaki yararlı ve zararlı bakteriler belli bir dengede bulunurlar. Stres, bazı hastalıklar, antibiyotik kullanımı gibi durumlarda bu denge bozulur. Kefirin içerisinde yer alan probiyotikler bağırsaktaki dengenin tekrar sağlanmasına yardımcı olarak bağırsak florasını düzenler, sindirime yardımcı olur. Kefir uzun süreli ve düzgün kullanımıyla kabızlığın önlenmesinde veya giderilmesinde de etkilidir.

Yaşlanmayı geciktiriyor

Kefir, içinde bulundurduğu maddelerle bakterilerin üremesini engeller. Yine probiyotik içeriği sayesinde bağışıklık sistemini düzenler ve hastalıklara karşı daha dirençli olmamızı sağlar. Özellikle grip ve soğuk algınlığının sık görüldüğü kış aylarında çocuklar dahil hepimizin tüketmesinde fayda var.

Antioksidan özellik gösterdiği için yaşlanma ve kronik hastalık oluşum sürecini geciktirir. Kefirin içerdiği biyoaktif bileşenlerle kanserli hücrenin oluşumunu ve gelişimini engellediği biliniyor. Özellikle sindirim sistemi kanserlerinde ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu özellik gösterir. Kolesterolün emilimini azaltarak kan kolesterol seviyesinin yükselmesini engeller.

TOKLUK HİSSİ VERİYOR

Glisemik indeksi düşük bir besin olduğu için kan şekerinin dengelenmesinde etkilidir. Tokluk hissi oluşturur. İyi bir protein ve kalsiyum kaynağıdır. Ayrıca B grubu vitaminler, fosfor ve magnezyum da içerir. Bu nedenle özellikle menopoza giren kadınlar için iyi bir mineral kaynağıdır. Mayalanarak elde edildiğinden laktoz intoleransı olan bireyler için iyi bir süt ürünü alternatifidir.

METABOLİZMA NASIL HIZLANIR?

Metabolizmayı hızlandırmak ve enerji harcamasını arttırmak yıllardır bilim insanlarının üzerinde çalıştığı bir konudur. Geride bıraktığımız yıllarda birçok metabolizma hızlandırıcı ilaç piyasaya sürüldü. Bu ilaçlar kalp dahil vücuttaki birçok sistemi hızlandırıyor. Zamanla bu ilaçların olumsuz sonuçları gözlendi ve hepsi oluşturdukları yan etkilerinden dolayı kullanımdan kaldırıldı. Şu anda metabolizma hızlandırıcı olarak bilim çevreleri tarafından onaylanan bir ilaç bulunmuyor. Çeşitli bitkisel ilaçlar metabolizma hızlandırdığı iddia edilerek piyasaya sürülüyor. Bence bu ilaçların da kullanılmaması gerekiyor. Unutulmaması gereken en önemli nokta, metabolizma hızlandıran ilaçların mutlaka doktor tarafından önerilmesi ve doktor kontrolünde kullanılmalısıdır.

Bazen de yeşil çay, acı biber, limon gibi besinlerin metabolizma hızlandırdığı belirtiliyor. Bu tür besinler metabolizmayı çok küçük oranlarda hızlandırabilir ancak beklenti içinde olmamak gerekir.

Vücudun enerji harcamasını arttırmak için ne yapmalıyız?

Bu sorunu cevabı, iki önemli alışkanlığı hayata dahil etmektir. Bunlardan bir tanesi az ve sık beslenerek vücudu sürekli çalışır halde tutmaktır. İkincisi ise düzenli yapılan egzersizdir. Egzersiz sırasında bir miktar kalori harcanır. Ama asıl hedef düzenli yapılan egzersiz ile vücutta bir ritim yakalayarak vücudun çalışma hızını arttırmaktır. Şu anda elimizde olan bilgilerle sağlıklı bir şekilde metabolizmayı hızlandırmak istiyorsak az ve sık beslenmeliyiz. Haftada 3-4 kez egzersiz yapmalıyız. Yeşil çay gibi besinleri de günde 1-2 fincanı aşmayacak şekilde tüketmeliyiz.

Ara
15

Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk daha sonra şunları kaydetti; “Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B 12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir içeriğinde bulunan prebiyotik bakteriler sayesinde bağırsak florasında hastalık yapıcı patojen bakterileri yok etme görevini de üstlenir. Böylece kolay kolay birçok hastalığa karşı koruyucu etkis vardır. Yoğurt ve kefir antioksidan özelliği nedeni ile de enfeksiyonlara karşı azalan direncin artmasını sağlamaktadır.”

Kas
25

Uzun yaşama iksiri olarak adlandırılan Kefir’in faydası oldukça fazla olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Kefir tüketin uzun yaşayın” dedi.
Sağlığa faydaları saymakla bitmeyen ana maddesi süt olan ama sütten daha faydalı mucizevi besin kefirin her yaşta her kesin güvenle tüketebileceği besinlerden birisi olduğunu dile getiren Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Yoğurttan daha besleyicidir, çünkü protein,temel mineraller ve B vitaminini kapsar.B1,B12 ve K vitaminleri yönünden de zengindir.Kalsiyum ve magnezyum içeriği sayesinde sağlıklı bir sinir sisteminin temelini oluşturur.Aynı zaman da iyi bir fosfor kaynağıdır.Tok tutma özelliği de bulunan kefir aynı zamanda kilo da aldırmaz.Besin değeri oldukça yüksektir ve sindirimi kolay bir içecektir.” Dedi.
Çocuklar, yaşlılar, hamileler ve menopoza giren bayanların hiç tereddüt etmeden kefir tüketebileceğini anlatan Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Kefir,esasen Kafkasya’da yapılan yöresel bir içecektir.Ama artık adını Dünya’ya duyurmaya başlamıştır.Gençlik sırrı, uzun ve sağlıklı yaşam iksiri olan kefir neredeyse her derde devadır. Bebekleri de metabolik hastalıklardan uzak tutmanın en doğal yollarından biri de kefirdir. Faydaları saymakla bitmeyen bu eşsiz içecek,bağırsakların dostudur.Bağırsaklarımızda 1,5-2 kilogram bakteri ve mantar bulunmaktadır. Sindirim sistemindeki mikroorganizmalar da faydalı ve zararlı diye iki gruba ayrılır. Faydalı mikroorganizmalara ’probiyotik mikroorganizmalar’ denir. Probiyotiklerin faaliyetleri karaciğerimiz kadar önemli etkiye sahiptir ve yeterince tüketildiğinde bağırsaklardaki zararlı mikroorganizmaların bağırsak duvarına yapışma ve yayılmasını engeller. Bağırsaktaki sağlıklı mikroorganizmaların dengesinin bozulması birçok hastalığa neden olur. Doğru beslenme şekliyle sindirim kanalının sağlığı korunmalıdır. Bunun için de probiyotikleri muhakkak yeterli miktarda tüketmeliyiz. Kefir, en etkili probiyotik bakteri içeren besindir ve içindeki yararlı bakteriler bağırsak sisteminin güçlenmesinde devasa bir etki gösterir. Bağırsaktaki yararlı bakteri ve mantarların sağlıklı şekilde çoğalabilmesini ve yararlı olabilmesini sağlar. Düzenli kefir kullanımında bağırsaklar çalışır,bağırsak bozuklukları ortadan kalkar,şişkinlikler azalır ve daha sağlıklı bir sindirime sahip olunur.Sağlıklı bir bağırsak sistemi sağlıklı ve hastalıksız bir vücut demektir.
İştahsızlık,uykusuzluk,üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerji gibi durumlara da iyi gelen kefir,bebeklerin besinlerden alacağı vitamin ve mineralleri daha kaliteli alınmasına da yardımcı olur bu nedenle de bebek beslenmesinde de önemli rol üstlenir.” diye konuştu.

Kas
01

Bilim adamlarına göre ikinci beynimiz bağırsaklarımızdır. Probiyotik besinler tüketen, kefir, ayran, yoğurt gibi besinleri daha fazla alan insanlarda iritabl yani huzursuz bağırsak sendromu daha az görülüyor. Bu sendromun ise depresyonla yakından ilişkisi olduğu biliniyor.

, ,

Eki
15

gripten-korunmak-icin-kefir-ve-yogurt
Probiyotik bakterilerin ürettiği temel besinler içeriğinde vitamin ve enzimler bulundurduğundan, bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, zararlı mikroplardan vücudumuzu korumaya yardımcı olur. Mikroplara saldırarak onların büyümesini engellerken, grip, nezle, sinüzit, orta kulak iltihabı gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde olumlu sonuç almayı sağlar. Bağışıklık sisteminin zayıf olduğunu düşünenler bu bakterileri içeren süzme peynir, yoğurt, kefir ve ayran tüketimini arttırarak, kışa daha sağlıklı karşılayabilir. Ayrıca Diyetisyen Emre Uzun’un gribe karşı etkili probiyotik smoothie tarifi ile de gücünüze güç katın.
Bakteri dendiğinde akla hep hastalık yapıcı ve vücuda zarar verici mikroorganizmalar akla gelir. Fakat bağırsağımızda yaşayan ve vücudumuza fayda sağlayan yararlı bakteriler de bulunuyor. Prebiyotikler bağırsakların hareketlerini düzene sokan ve probiyotiklerin etkisini artıran sindirilmemiş, suda çözünebilen liflerdir. Bunlar da mikroorganizmaların çoğalmasını önlemekte etkilidir. Aynı zamanda kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin emilimini arttırırlar. Prebiyotiklerin en iyi kaynakları soya fasulyesi, kuru baklagiller, enginar, soğan, sarımsak, muz, yulaf, pırasa, keten tohumu ve arpadır.

Probiyotik bakterilerin ve prebiyotiklerin bağışıklık sistemini güçlendirmek dışında da vücuda pek çok yararlı etkileri mevcuttur. Besinlerin bağırsaktaki sindirimlerini kolaylaştırarak kabızlık sorununu ortadan kaldırırken, kanseri önleyici etkisi, yağ emilimini azaltması ve kan kolesterol seviyelerini düşürmesi de kalbe iyi geliyor.

Probiyotik yoğurt Probiyotik yoğurtlara normal mayaya ek olarak probiyotik bakteriler ilave edilerek hazırlanıyor. İçerik olarak yüksek miktarda yararlı bakterileri içerse de, meyvelileri şeker ilaveli olduğundan dikkat edilmelidir. Kilo problemi olanların özellikle sade olan probiyotik yoğurtlara yönelmeleri gerekiyor.

Kefir

Yoğurttan daha besleyici olan Kafkas içeceği iyi bir koruyucudur. İçerdiği probiyotiklerle savunma sistemini arttırır. Bunun yanında metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur. Kefir, bol miktarda B vitamini, kalsiyum ve fosfor içerir. Ayrıca probiyotiklerle zararlı bakterilerin bağırsak duvarına yapışmasını engellemeye yardımcı olur.

Yoğurt

Ekşi bir süt ürünü olan yoğurt süte göre içeriği biraz daha zengindir. Laktoz intoleransı olan kişiler için iyi bir süt alternatifidir. Asit konsantrasyonu yüksek olduğu için zararlı bakteriler çoğalamaz. Yoğurt oluşumu sırasında probiyotik yükü artarak savunma sistemine yardımcı olurlar. Gribe karşı korunmak için hergün en azından 1 kase yoğurt tüketilmelidir.

Probiyotik+prebiyotik karışımı içeren grip kalkanı smoothie 1 çay bardağı kefir+1 yemek kaşığı keten tohumu+1 adet muz Blendırdan geçirildikten sonra servise hazırdır.

1 su bardağı: 150 kkal

, , , , , , , ,

Eki
12

Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, yoğurt ve kefirin çocuk beslenmesinde önemli olduğunu söyledi.
Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, “Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vitamini, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B 12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir içeriğinde bulunan probiyotik bakteriler sayesinde bağırsak florasında hastalık yapıcı patojen bakterileri yok etme görevini de üstlenir. Böylece kolay kolay birçok hastalığa karşı koruyucu etkisi vardır. Yoğurt ve kefir antioksidan özelliği nedeni ile de enfeksiyonlara karşı azalan direncin artmasını sağlamaktadır” dedi.

Eki
07

Bilim dünyası son 10 yıldır bağırsak florasını daha yakından inceliyor. Bağırsaklarda bakterilerin kanser, diyabet, obezite, kalp ve damar, alerji ve başka bazı metabolizma hastalıklarıyla ilişkili olduğunu ortaya koyan bilim adamları, yararlı bakteriler içeren besinleri öneriyor.

Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği Prof. Dr. Yüksel Altuntaş, zararlı bakterilerin vücut metabolizması ve enerji dengesini bozduğunu söylüyor. 12’inci Metabolik Sendrom Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. Altuntaş, son yıllarda bağırsaklarla ilgili yapılan pek çok araştırmanın sonuçlarının çıktığını söyledi. Bağırsaklarlar hem yararlı hem de zararlı bakterilerin bir arada bulunduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Bağırsaklarda 100 trilyon bakteri var. Faydalı bakteriler azaldığında zararlıları artıyor. Artan zararlı bakteriler ise vücut metabolizması ve enerji dengesini çok olumsuz etkiliyor. Kanser, obezite, alerjik-astım, kalp ve damar hastalıkları, diyabet gibi hastalıkların riskini artırıyor” dedi.

BESİNLERE KALORİ OLARAK BAKMAYIN

Bağırsaktaki bakterilerin, yediklerimizin içeriğiyle doğrudan ilişkili olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Bazı yediklerimiz yararlı, bazıları ise zararlı bakterilerin üremesi için ortam hazırlıyor. Örneğin et ve et ürünlerini çok fazla tüketenlerde zararlı bakteriler oluşuyor” diye konuştu.

Faydalı bakteriler içeren probiyotik gıdaların sofralardan eksik edilmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, “Prebiyotik gıdalar ise faydalı bakterilerin üremesi için ortam hazırlıyor. Ev yapımı yoğurt, kefir, sirke, ev turşusu, ev salçası gibi gıdalar yendiğinde, iyi bakterilerle koruma kalkanı oluşturuyor. Sindirilemeyen karbonhidratlar da önemli kaynaklardan. Bunlar aslında lifli ve sindirilmeyip vücutta fermente oluyor. Kuru baklagiller, bezelye ciddi oranda yararlı bakteri sağlıyor. Ekşi mayalı ekmekler (beyaz undan yapılmış ekmek hariç) de ciddi bakteri kaynağı. Artık besinleri sadece kalori olarak görmemeli, probiyotik-prebiyotik gücüne bakmalıyız. Et yerken mutlaka yanında liften zengin olan baklagillerden yemeliyiz. Örneğin sirkeli, soğanlı piyaz gibi. ” dedi.

sağlık sorunu bulunmayanların ara sıra aç kalmasının bağırsaktaki iyi bakteriler üzerinde olumlu etkisi bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Altuntaş, “Örneğin haftanın 2-3 günü akşam yemeği (meyve dahil) yememek benzer bir dekots etkisi yapar ve bağırsağın florasını değiştirir.

ARAŞTIRMALAR BAĞIRSAKLARDA KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA İLİŞKİYİ GÖSTERİYOR

Cleveland Clinic’den kalp ve damar hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Murat Tuzcu, son 10 yılda yapılan hayvan çalışmalarının sindirim sistemindeki bakterilerin şişmanlık, insülin direnci gibi olumsuzluklarla da ilgisi olabileceğini gösterdiğini söyledi. Meslektaşı Dr. Stanley Hazen 5 yıldır sürdürdüğü, Amerikan devletinin desteklediği araştırmaların, bağırsaklardaki bakterilerle kalp hastalıkları arasındaki bir ilişki olabileceğini düşündürdüğünü belirten Prof. Dr. Tuzcu, “Bu araştırmalardan ‘et yemeyelim’ sonucu çıkmıyor. Et önemli bir protein kaynağı. Ayrıca çinko, demir gibi vücuda çok gerekli maddelerden zengin. İşlenmemiş ve çok yağlı kırmızı eti makul miktarda yemek gerekiyor. Her öğün veya her gün bolca et yemenin yararlı olduğunu gösteren hiçbir kanıt yok. Ama zararlı olabileceğini gösteren birçok bilimsel veri var” diye konuştu. Prof. Dr. Tuzcu, kırmızı etin kanserle ilişkisini gösteren bazı bulgular da bulunduğunu belirti.

, , , , , , , , ,

Eyl
19

Kefirin cilt güzelliğine ve parlaklığına olumlu etkileri biliniyor. Ciltteki yağlanmayı ve kepeklenmeyi önlüyor, saçları kuvvetlendiriyor. Kefirde bir takım mikroorganizmalar ve mayalar mevcut. Bunlar bağırsakta birtakım reaksiyonlara sebep olup sindirimi düzenleyerek cildi çok daha sağlıklı hale getirir. Günde bir bardak kefir tüketimi cildin sağlıklı ve ışıltılı olmasını sağlar.

Eyl
02

Kemik erimesinin birçok nedeni var. Bir tanesi menopoz.
Her kadında menopoza girer girmez kemik erimez. İçki ve sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, tiroid hormonu kullanımı, uzun süreli akciğer hastalıkları, iltihaplı bağırsak hastalıkları, romatizmal hastalıklar, erkeklerde prostat, kadınlarda ise meme kanseri tedavisi görmek, organ nakli kemik erimesi yapabilir.
Kadınların menopoza girmesiyle birlikte, kemikleri koruyucu etkisi olan östrojen hormonunun azaldığını ve bunun sonucunda kırık riski artar. Süt ürünleri kalsiyum açısından zengin. Ama tek kalsiyum kaynağıda değil. Keçiboynuzu, yeşil gıdalar, kuruyemişlerde de kalsiyum var.
Sadece gaz nedeniyle süt ürünlerinden kaçınılıyorsa kefir yenmelidir.

, ,