Archive

Archive for the ‘kefirin yararları’ Category

Mar
28

bahar-yorgunluguna-her-gece-bir-bardak-kefir

Hava değişimi sonucu hormonların salgılarındaki farklılık ve birçok etkenin neden olduğu bahar yorgunluğuyla baş etmenizin öncelikli yolu ise doğru besinleri, doğru miktarda tüketmek.
Ye­ter­li ve den­ge­li bes­len­mek için­se te­mel yi­ye­cek grup­la­rın­dan olan; et gru­bu, süt gru­bu, seb­ze – mey­ve gru­bu ve ta­hıl gru­bu yi­ye­cek­le­ri ih­ti­ya­cı­nız doğ­rul­tu­sun­da ye­me­li­si­niz. Dik­kat et­me­niz ge­re­ken di­ğer et­ken­ler ise bol sı­vı iç­mek ve dü­zen­li eg­zer­si­zi bir ya­şam bi­çi­mi ha­li­ne ge­tir­mek ol­ma­lı. Acı­ba­dem Has­ta­ne­si Bes­len­me ve Di­yet Uz­ma­nı Ol­cay Ba­rış, ba­ha­rı zin­de ge­çir­me­nin for­mül­le­ri­ni ver­di.

Gü­ne mut­la­ka kah­val­tıy­la baş­la­yın

Den­ge­li kah­val­tı me­ta­bo­liz­ma­nı­zın ça­lış­ma­sı­nı sağ­lar, sa­bah yor­gun­lu­ğu­nu­zu atar. Yu­mur­ta ile pey­nir, tam ta­hıl­lı ek­mek, seb­ze-mey­ve gru­bun­dan mev­sim ye­şil­lik­le­ri­ne sof­ra­nız­da mut­la­ka yer ve­rin. Özel­lik­le C vi­ta­mi­ni açı­sın­dan zen­gin olan kır­mı­zı­bi­ber ve ye­şil­lik­ler vü­cu­du­nu­zu zin­de tu­ta­cak­tır.

Ka­fe­in­li içe­cek­le­ri sı­nır­la­yın

Ka­fe­in, vü­cut­ta de­mir ve di­ğer be­sin­le­rin emil­me­si­ni ön­le­me­si­nin ya­nı sı­ra vü­cut­tan su atı­mı­nı da at­tı­ra­rak ba­har yor­gun­lu­ğu­nu te­tik­li­yor. Ay­rı­ca ka­fe­in, kal­si­yu­mun id­rar­la vü­cut­tan atıl­ma­sı­na da ne­den olu­yor.

Yo­ğurt ve ke­fi­ri unut­ma­yın

Güç­lü bir ba­ğı­şık­lık sis­te­mi de ba­har yor­gun­lu­ğu­nu ko­lay at­lat­ma­nı­zı sağ­lı­yor. Her ge­ce bir bar­dak ke­fir ve ana öğün­ler­de bir ka­se yo­ğurt tü­ket­me­niz, ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni­zi güç­len­di­re­cek­tir.

, , ,

Mar
23

Protein tüketiminin diyet sürecinde en büyük yardımcılardan biri olduğu biliniyor ancak yanlış tercih yapılmaması gerekiyor. Peki zayıflamak isteyenlerin süt ürünlerini nasıl tüketmesi gerekiyor?…

Sanıyoruz ki, süt ürünlerinin en vazgeçilmezi peynir..
Mesela, her yemeğin üzerine biraz kaşar rendelemeyi pek seviyorsunuz değil mi? Oysa, peynir yerine yoğurt tüketmek diyetiniz açısından daha faydalı olabilir.
Sade ve yağsız yoğurt çeşitleri ilk tercihiniz olmalı! Meyveli yoğurtlar üzerinde “light” ibaresi yer alsa da sade yoğurtlardan daha yağlı olabiliyor. Yoğurda göre daha zor sindirilen peynirler, kilo fazlasını arttırır ve genellikle sindirim sorunlarına neden olur.
International Journal of Obesity isimli dergide yayınlanan çalışmaya göre; düşük kalorili diyet yapanlar arasında, her öğüne birer porsiyon yağsız yoğurt ekleyenler, eklemeyenlere göre yüzde 22 daha fazla kilo veriyor.
Yoğurt yiyenler, daha fazla kilo vermekle birlikte, kaslarını korumayı başarıyorlar. Bu da demek oluyor ki, vücutlarındaki fazla yağları erittikleri için zayıflıyorlar. Hatta yağların çoğu, en zor inceldiği düşünülen karın bölgesinden gidiyor.
Eğer peynirsiz yaşayamam diyorsanız koyun ya da keçi peyniri tercih edebilirsiniz.
Özellikle tüketmeniz gereken bir süt ürünü varsa o da kefir! Kefir tüketmek kilo verme çabalarınızı destekleyerek düşlediğiniz kiloya ulaşmanızı kolaylaştırabilir.
Kefir içinde yüksek miktarda bulunan protein, kalsiyum ve doğal şekerler sayesinde kan şekerini de düzenleyen bir özelliğe sahip.
Kefir, süt ve kefir tohumlarından elde edilen kültürlü bir besindir. Yapımında basit faydalı mayalar kullanılır.
Süt tüketiminde dikkatli olmalısınız. Süt tüketirken hayvansal gıdaları olduğunca az tüketmeniz gerektiğini unutmayın.
Yağsız ve kaymağı alınmış süt tüketmeye özen gösterin. Eğer bulabiliyorsanız badem sütü kullanabilirsiniz.
Diyetteyken süt ve süt ürünlerini azar azar tüketmelisiniz. Süt ürünleri mukus yapıcı özelliktedir ve fazla üretilen mukus vücudunuz için iyi değildir. Günde en fazla iki kez tüketerek bu besinlerin tüketimini kontrol altında tutabilirsiniz.
Şekerli süt ürünlerinden uzak durun. Organik ürünler bile ilave şeker ile tatlandırılıyor.
Kilo aldıran zararlı besinlerin başında gelen şeker, hindistancevizi şekeri ya da şeker kamışı gibi etiketlerle sağlıklı gibi lanse edilmeye çalışılsa da asla doğru tercih değildir.
Sade yoğurt, sade kafir ve sade süt tüketmeyi tercih ettiğinizde akıllıca bir seçim yapmış ve uzak durmaya çalıştığınız şekeri tüketmemiş olursunuz.
Sade ve katkısız ürünlerin içerdiği şeker etikette yazandan daha düşüktür. Bu şeker miktarı ise peynir üretiminde kullanılır ve sütün içinde doğal halde bulunur.
Doğal süt ürünlerinde bulunan protein kan dolaşımına giren doğal şekeri düşürmeyi sağlar.
Yeni yapılan bazı çalışmalarda yeterli miktarda kalsiyum alımının yağ yakımını arttırdığını ve yağlanmanın engellendiğini ortaya koyuyor (günlük 1000 mg kalsiyum).
Bir bardak yarım yağlı sütün (200 ml) yaklaşık 250 mg kalsiyum içerdiğini ve kalsiyumu diğer besinlerden değil de yalnızca sütten alacağımızı düşünürsek, 1000 mg kalsiyuma ulaşabilmek için günde dört bardak yarım yağlı süt tüketmek gerekir.
Ayrıca süt gibi protein açısından zengin besinler, uykuya dalmayı ve uykuda kalmayı kolaylaştıran triptofan isimli bir amino asit içerir. Vücudunuz bu maddeyi mutluluk hormonu ‘serotonin’ ve uyku hormonu ‘melatonin’ yapımında kullandığından süt tüketimi, uykuya da yardımcı olur. Bu nedenle gece yatmadan önce bir bardak az yağlı sütün içine bir parça da tarçın ekleyip içmek iyi bir seçim olacaktır.

, , , , , ,

Mar
02

Mide ve bağırsak sağlığı için oldukça önemli olan kefir tüm vücudu koruyor. Enerji veren bu gıda iltihap ve alerjiye de çare oluyor.

Probiyotik besinler yalnızca sindirim sistemi ve mide rahatsızlıklarına karşı değil bütün vücudu hastalıklara karşı koruyor. Uzmanlar, probiyotik besinler doğal yollarla probiyotik olan ve daha sonra probiyotik özellik kazanan gıdalar olarak 2’ye ayrıldığını aktararak şöyle konuşuyor: “Doğal probiyotikler; kefir, kımız gibi fermenteli süt ürünleri, turşu ve salamura yiyeceklerdir. Yapay probiyotik bakterilerin ve mayaların eklenmesiyle elde ediliyor. Bu besinler bebek mamaları, hazır yoğurtlar, süt ürünleri, meyve suları ve katkılı gıdalardır.” Vücuda faydaları ise şöyle sıralanıyor…

Hastalıklara karşı korur:
Chicago Üniversitesi uzmanlarından Dr. Stefano Guandalini, “Hijyen seviyesi yüksek toplumlarda doğuştan gelen bağışıklık sorunlarında ve alerjik hastalıklarda büyük bir düşüş belirledik” diyor. Probiyotik formunda vücuda tanıtılan faydalı bakteriler ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Mutluluk verir:
Bağırsaklarınız sizin ikinci beyninizdir. Bunun nedeni ise bağırsaklarınızdaki geniş nöron ağının size nasıl hissettiğinizi söylemesidir. Prof. Emeran Mayer, duygularımızın büyük bölümünün bağırsaklarımızdaki sinirlerden etkilendiğini söylüyor. Ayrıca vücudunuzdaki serotonin hormonunun yüzde 95’i bağırsaklarınızda bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunuzda keyfiniz de yerinde oluyor.

Metabolizmayı hızlandırır:
Moleculer Systems Biology’de yayınlanan bir araştırmaya göre prebiyotikler metabolizma üzerinde ciddi boyutlarda etkili oluyor. Uzmanlar yapılan araştırmalarda idrar analizlerinde farelerin metabolizmalarında enzimlerin etkili rol oynadığını belirtiyor.

Enerjiyi yükseltir:
Direkt olarak içgüdüler ve enerji seviyesiyle bağlantısı olmadığı düşünülen probiyotikler, aslında bağırsaklarınızı doldurarak vitamin, protein ve minerallerin daha iyi emilmesini sağlar. Bunu yaparken hastalıklara neden olan bakterileri ve zararlı organizmaları kontrol altında tutar. Ve tüm bunların sonucunda enerji seviyeniz ve moraliniz yükselir.

Enfeksiyonlar:
Kadınların en büyük kabuslarından olan vajinal enfeksiyonlar can sıkar. Antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve sperm öldürücüler gibi şeyler vajina mikroflorasına zarar verebilir. Probiyotikler bu mikroflorayı tekrar yaratmanıza yardımcı olabilir. Bu şekilde kadınlarda oldukça sık görülen mantar, idrar yolu enfeksiyonları ve bakteriyel vajinozis rahatsızlıklarını engelleyebilirsiniz.

, , , ,

Şub
18

Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu soğuk ve karlı havalarda cilt sağlığının önemli olduğunu belirterek, “Kefir ile cildinizi kardan koruyun” dedi.

Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Dr. Şerafettin Saraçoğlu, “Soğuk karlı havalar yanaklarda çoğu zaman hoşlandığımız pembe – kırmızı arası bir tona neden olur. Bunun yanında yüz ve ellerde rahatsız edici bir kuruluğa da sebep olurlar. Bu kuruluk bazı insanlarda deride aşırı gerginliğe ve soyulmalara, deri çatlaklarına neden olur. Hatta bir ekzema tablosu gelişebilir.”diye konuştu.

Karlı havalarda güneşin etkisinin de yüzde 40-90 oranında arttığını dile getiren Dr.Şerafettin Saraçoğlu, ‘Kar kristalleri gün ışığını yansıtarak güneşin olumsuz etkilerini de arttırırlar. Örneğin karlı bir ortamda güneş açtığında gözlerimizi çok kısarız. Bu reflekste ana neden güneşin kardan yansımasıyla artan ışınımdır. Aynı olumsuzluğun deride de olması kaçınılmazdır.Bu durumda yapılması gereken ana önlemler derinin olabildiğince örtülerle fiziksel olarak kapatılmasıdır. Ellerin eldivenle, yüzün ise maske veya örtü ile korunması idealdir. Bunun yanında derinin uygun yağlı ve gliserinli ürünlerle sık nemlendirilmesi gerekir. Dudaklarında benzer yöntemlerle korunması gereklidir. Güneşin olumsuz etkilerini azaltmak için güneş koruyucu ürünleri sert kış aylarında mutlaka kullanılmalıdır. Özellikle kış sporları yapanların yüksek koruma faktörlü ürünleri tercih etmeleri gerekir.” diye konuştu.

Dr.Şerafettin Saraçoğlu, Kış aylarının soğuk ve karlı havasında derimizi yıpranmaktan koruyacak, nemli ve sağlıklı kalmasına yardımcı olabilecek ve evde yapılabilir maske tarifi verdi:

“Kefir maskesi: Hücre yenileyici özelliğe sahip olan kefir, saç ve cilt bakımında da harika sonuçlar vermektedir. “Kefir maskesi” cilde uygulandığında en güzel tarafı, ilk uygulamada bile gözle görülür bir etki yaratmasıdır. Ayrıca, kefir maskesinin tüm cilt tiplerine uygulanabilmesi de onu diğer cilt bakım maskelerinden üstün tutmaktadır.

Tarifi : Sadece temiz cilde kefiri uygulayın ve 15 dakika bekletip temizleyin. Kefir deri Ph’ını düzenler ve derinin daha yumuşak, nemli olmasına yardımcı olur.’

Kuru cilt tipine sahipseniz de kefir maskesinden yararlanabilirsiniz. 2 yemek kaşığı kefire 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı ekleyin ve karıştırın.

Kefir maskesi faydaları: Cildiniz, çevreniz tarafından fark edilebilir derecede canlanacak, pürüzsüz ve yumuşacık olacaktır.Ten renginiz açılacak ve ton farklılıkları ortadan kalkacaktır.Cildinizin ihtiyacı olan nemi kısa sürede kazanacaktır.Kefirin içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde cildiniz beslenecek ve tazelenecektir.”

, , , , ,

Şub
13

Sıklıkla 3 yaş sonrası, okul öncesi eğitime ve ardından ilkokula başlayan çocuklar bu ortamlarda özellikle kış ve bahar aylarında yaygın görülen enfeksiyon hastalıklarına yoğun olarak maruz kalmakta.

Okul öncesi ev yaşamında oldukça hijyenik koşullarda yaşayan çocukların bağışıklık sistemleri henüz hazır olmadıkları enfeksiyon etkenleri ile karşılaşınca, karşımıza geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları, inatçı balgamlı öksürükle giden bronşit tablolarını arka arkaya yaşayan minikler ve endişeli anneler ordusu çıkmakta.

Karşılaştığımız bu enfeksiyonların %80 ‘i viral enfeksiyonlardır ve bu durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı ile çocuğun cilt – bağırsak ve boğaz florası bozularak bakteri direnci ve çocukta alerji – astım – atopi riski artar.

Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşır. Düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra, çocukların sağlıklı ortamlarda büyümesi bağışıklık sisteminin gelişmesinde önemli bir rol oynar. Sağlıklı ortam aşırı hijyenik ortam demek değildir . Çocuklar bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çevredeki mikrop ve bakterilere de ihtiyaç duyarlar. Çocuk ne kadar çok yaşadığı çevreyle ilişkide ise, yaşıtları ile oynuyor, toprakla oynuyor ise o kadar bağışıklık sistemi güçlenir.

Beslenme bağışıklık sistemini en çok etkileyen çevresel faktörlerden biridir. Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabi ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki immonglobulinler ve koruyucu diğer faktörler bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının ilk temellerini atmaktadır.

Çocukların yaşlarına uygun kaloriyi sağlayan dengeli beslenme bağışıklık sistemini olumlu yönde etkiler. Beslenme yetersizliği kadar obezite de kan yağları arttığı için bağışıklık sistemi negatif olarak etkileyen bir faktördür.

Probiyotikler ağız yoluyla alınan canlı mikroorganizmalardır. Bağırsaklara yerleşerek bizi zararlı bakterilere karşı korur , sindirime yardımcı olurlar. Mayalı ürünler yoğurt -ayran kefir tarhana  boza vb. içerdikleri probiyotikler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirirler. Özellikle suyu üst kısımda birikebilen ev yapımı yoğurtların tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

Prebiyotikler ise bu yararlı bakterilerin bağırsakta sağlıklı çoğalmasını destekleyen, diyetle aldığımız canlı olmayan maddelerdendir. Sarmisak, soğan , muz , tüm sebzeler , tahıllar ve kuru baklagiller bu gruptadır.

Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler yoluyla özellikle de antioksidan vitaminler olan Beta karoten, C, E vitaminleri ve selenyum-çinko gibi eser elementler ile bağışıklığımızı güçlendirir. Sebzelerden kırmızı-yeşil biber,brokoli ,lahana ,kereviz ,turp, pazı ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler özellikle kış aylarında mutlaka tüketilmesi gereken bağışıklığı güçlendiren sebzelerdir.

Balık ve ceviz içerdikleri omega-3 yağları ile bağışıklığı destekler. Haftada bir kez balık ve her gün ceviz tüketilmesi önerilmektedir.

Meyvelerden özellikle turunçgiller, portakal, mandalina, kivi ve limon C vitamini içeriği ile öne çıkmaktadır. Günde en az 1 portakal,1 kivi ya da 2 mandalina tüketilmesi çocuğun günlük ihtiyacı olan C vitaminini sağlar. Taze sıkılmış meyve suları şüphesiz vitamin desteği sağlasa da, meyvenin içerdiği lifler ve diğer minerallerle tam olarak tüketilmesi tercih etmelidir. Incir, Beta karoten ve A vitamininden zengin kayısı gibi yaz meyveleri kışın kurutulmuş olarak tüketilebilir.

Protein grubu besinlerin ana kaynağı olan et de , büyümeyi desteklemenin yanında, çinko içeriği ile bağışıklığı destekler.

Tüm bu bilgiler ışığında çocuğun mucize yaratacağını düşündüğümüz tek bir meyve ya da sebzeyi yemeye zorlanması yerine , tüm mevsim sebze ve meyvelerini , tam tahılları, eti ve kuru baklagilleri dengeli olarak tüketmesini önermekteyiz .

, , ,

Şub
06

Her yaşın ayrı bir güzelliği var. Kendinizi nasıl hissediyorsanız o yaşta yaşamalısınız. Ancak vücudunuz istediğinizi her zaman yapmaz. Bu nedenle tercih ettiğiniz besinlere ve sağlığınıza dikkat etmelisiniz. Zamanı durduramayız ama yaşlanma hızınızı azaltabiliriz.Bunun için 10 önerim ile yaşam kalitenizi artırın ve yaşlanmayı yavaşlatın.

PROBİYOTİK TERCİH EDİN
Hücre yenilenmenizi destekleyen, kemik ve kas sağlığımnızı koruyan probiyotikler beslenme programınız için önemlidir. Yoğurt,kefir ve ayran ..gibi besinleri her gün en az 1 su bardağı kadar tercih etmeniz vücudunuzu korur. Bağışıklığnızı artırır. Cilt,tırnak ve saç sağlığınızın güçlenmesini sağlar. Bu nedenle her gün yeterli vitamin,mineral ve yararlı bakteri almak için probiyotik olan besinleri tüketin.
3 KIRMIZIDAN YARALANIN
Sebze, meyve ve kuru baklagil gurubu kırmızı renkli besinlerin sofranızdan eksik etmeyin. Her mevsime göre farklı koyu kırmızı renkli besinleri her gün tüketin. Ör. Beslenme programınzıda bir gün içinde 1 su bardağı domates suyu, 1 adet nar ve pancarlı yeşil salata tercih ederek 3 kırmızıdan yararlanabilirsiniz. Koyu kırmızı renkli besinler bağışıklığınızı güçlendirir. Kansere karşı sizi koruyarak hücre yenilenmenize destek verir.

BALIK SOFRANIZDA OLSUN
Haftada 3 gün balık çeşitlerinin sofranızda olmasını sağlayın. Balıkları sağlıklı pişirme tekniklerinden yaralanarak pişirin. Fırın, ızgara veya buharda pişirme yöntemleri sağlıklı pişirme teknikleridir. Omega -3 ,vitamin ve mineral açısından sağlığınızı koruyan balıklar Somon, sardalya ve ton balığıdır. Balık çeşitlerini tüketmeyi tercih etmiyorsanız yaşlanmayı yavaşlatmak için yılda en az 1 defa omega 3 kaynağı olan besin desteklerinden yararlanmasınız.
BESİN DESTEKLERİ KULLANIN
Besin destekleri hakkında aklınızda soru işaretleri olabilir. Sağlık durumunuza göre uygun besin desteğini uzman doktor ve diyetisyen önerileri ile ihtiyacınız olan sürede kullanabilirsiniz. Sağlıklı beslenme programı olmadan sadece besin destekleri almanız sağlığınızı korumaz ve iyileştirmez. Bu nedenle önce sağlıklı besin seçimi, yeterli öğün düzeni ve düzenli fiziksel aktivite ile oluşturulan size uygun bir program uygulamalısınız. Sağlıklı ve yavaş yaşlanmak için; Coenzim Q10 , Alpalipoic-asit, Omega-3, Magnezyum-Çinko ..gibi pek çok besin desteği bağışıklığınızı koruyarak yaşlanma hızınızın azalmasını sağlar.
STRESİ YÖNETİN
Stres sağlığın son yıllarda en önemli düşmanı. İş hayatı, sosyal hayat, arkadaşlar ve pek çok günlük sorun stresinizin artmasını sağlıyor. Stresi ve kaygıyı yönetmek sağlıklı yaşlanmak için gerekli. Sağlık risklerinizin azalması ve yaşlanma hıznızı yavaşlatmak için doğru çözümlerle stresi yönetmeyi öğrenin. Bunun için kendinize vakit ayırın, düşüncelerinizi not alın, çözemeyeceğiniz sorunları zamana bırakın ve en önemlisi hayatı bir yaşıyorsunuz bu zamanın tadını çıkarın.
DİYETİSYEN
TUĞÇE ALTAN BAHÇE

Şub
03

mucize-besin-kefir

Kefir Kuzey Kafkasya kökenli probiyotik bir süt ürünüdür. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan ve Kafkasyalıların sağlıklı ve uzun yaşamlarının sırrı, gençlik iksiri olduğu kabul edilen kefirin nasıl yapıldığı uzun süre gizli tutulmuştur.

Kefir sütün mayalanması ile elde edilen tadı sodalı ayrana, kıvamı bozaya benzeyen fermente bir süt içeceğidir. Mayalanma sırasında oluşan karbonmonoksit sayesinde köpürme özelliği vardır. Diğer fermente süt ürünlerine göre daha farklı ve ferahlatıcıdır. Sütten farkı “iyi” olarak tabir edilen ve sindirime yardımcı olan bakterileri daha çok içermesi ve kısa sürede bağırsak hareketi sağlamasıdır.

Kefirin Yapılışı:
– İlk önce güvendiğiniz bir sütçüden çiğ süt temin edin genelde yoğurt ve kefirimi güvendiğiniz sütçüden alınyorsanız hiç kaynatmadan yapın çünkü sütün yapısı kaynatılınca bozuluyor ve kalsiyum dengesi bozuluyor. Ayrıca kefir taneleri sütteki zararlı bakterileri yiyorlar. Çiğ sütten mayalamak içinize sinmezse 5 dk boyunca çiğ sütünüzü kaynatın. Çiğ süt bulamazsanız alternatif olarak günlük pastörize süt de kullanabilirsiniz. Yanlızca UHT süt kesinlikle kullanmayın.

Kefirin mayalanması 20-25 derecede oda sıcaklığında olur. Sütünüz sıcaksa 25 dereceye düşmesini bekleyin. Sonra sütünüzü cam kavanoza aktarın. Sütünüz soğuksa ılıtmanıza gerek yok, oda sıcaklığına gelince mayalanma kendi kendine başlayacak.

– Önceden temin ettiğiniz sütün veya suyun içinde bulunan kefir tanelerini plastik tel süzgeçten süzün. Taneleri su ile yıkamadan tahta kaşık kullanarak süte ekleyin. Kapağını kapatın, bir havlu ile sarıp karanlık bir oda dolabına koyun. Normalde 1 litre süte 15-20 gram ceviz kadar kefir tanesi yeterli olur. Nohut kadar kefir de mayalar ama aynı miktar sütü mayalaması sadece daha uzun sürer.

Kefirin mayalanması 8-24 saat sürer. Daha yoğun bir ekşimsi tat için 2 gün de bekletebilirsiniz. 12 saatten daha uzun sürede mayalanan kefir sindirim sistemini yavaşlattığını, 12 saatten daha kısa sürede mayalananın ise sindirim sistemini hızlandırdığını söylüyorlar.

– Kefir hazır olunca yine plastik tel süzgeçten geniş bir kaba süzün. Kefir mayasını yıkamadan yeniden taze süte atın, hemen tekrar mayalayabilirsiniz.

– Kefir mayanızı bir süre kullanmayacaksınız üstünü kapatacak kadar süte veya içme suyuna koyarak cam kapta 10 gün kadar buzdolabında saklanabilir. Eğer uykuya geçmişlerse ılık sütle tekrar canlandırabilirsiniz, ancak beklettikten sonraki ilk bir-iki mayalanmayı tüketmemek tavsiye ediliyor.

– Süzülmüş kefiri cam bir kavanoza koyarak buzdolabında saklayıp bir kaç günde tüketebilirsiniz. Ekşi tat herkesin aradığı tat, ancak tatlımsı tadı sevenler varsa tüketirken biraz sütle karıştırmak tadını yumuşatabiliyor.

– Doktorlar günde en az yarım litre evde mayalanmış kefir ya da yoğurt öneriyorlar.

– Bazıları yağsız sütle kefir mayalamaya çalışıyor ama yağsız süte mayalanan

kefir taneleri de zamanla cılızlaşıyor. Süt ne kadar doğal ve sağlıklıysa onlar da o kadar sağlıklı oluyor.

– Kefir zamanla çoğalacaktır ufak parçalar halinde süt içinde kağıt bardaklarda -20 derecede 7-8 ay boyunca dondurarak saklayabilir ve bunları paylaşabilirsiniz.

Kefir içerdiği bakteriler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, probiyotik olması ise beslenmenize doğal bir katkı sağlar. Birçok faydası olan kefir muhteşem bir süt ürünüdür. Kefir diyet yapanların ve kilo problemi olanların beslenme alışkanlıklarına dahil ettikleri bir süt ürünüdür.

Kefir bol miktarda probiyotik içeren bir besindir.

Peki probiyotikler ne işe yarar?

• Bağışıklık sistemini güçlendirmek.

• Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.

• Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb.) sentezini yapmak.

• Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.

• Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek.

• Besin alerjilerini ve ekzemayı önlemek.

• Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek.

• Kanseri önlemek.

• Yaşlanmayı yavaşlatmak.

• Depresyonu hafifletmek.

• Otizm bulgularını hafifletmek.

• İshali önlemek ve tedavi etmek.

• İdrar yolu iltihaplarını önlemek .

• Kabızlığı tedavi etmek.

• Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak

, ,

Oca
16

Sizlere gerçekten saç çıkardığı iddia edilen doğal bir maske tarifini veriyoruz. Umarız saçlarınızı gürleştirir ve yeniden çıkmasını sağlar.

Saç Çıkaran Maske

Malzemeler:

1) 2 yemek kaşığı kefir (Eğer bulabilirseniz evde kendinizin mayaladığı kefir bakterisi ile sizin ürettiğiniz kefir.)

2) 1 çay kaşığı himalaya tuzu. (Kolay erimesi için öğütülmüş himalaya tuzu kullanın. Eğer evinizde öğütülmemişi varsa öğütüp öyle kullanın.

Maskenin uygulanışı:

Himalaya tuzu ve kefiri karıştırın. Karışımın içindeki himalaya tuzu iyice erisin. Sonra yine bir defa daha karıştırın. Bu karışımı saçlarınıza tatbik edin. Saç diplerinize masajla yedirin. (Eğer saçlarınız çok uzunsa ve karışımın saçlarınız için yetmeyeceğini düşünüyorsanız aynı oranda artırabilirsiniz. Yani saçlarınızın uzunluğuna göre 3 yemek kaşığı kefir ve 1,5 çay kaşığı himalaya tuzu gibi artırabilirsiniz.)

Yaklaşık yarım saat ile 1 saat arası bu karışım saç diplerinizde kalsın. Sonrasında öne ılık suyla durulayın, arkasından şampuanınızla yıkayın. Eğer saçlarınız sertse kremli şampuan kullanabilirsiniz.

Bu maskenin ilk ay her hafta uygulanması, ikinci ay iki haftada bir, ikinci aydan sonra ise ayda bir defa uygulanması öneriliyor.

,

Ara
25

Basur, makat bölgesinde bulunan toplardamarların şişip genişlemesiyle
oluşan ve beslenme programıyla kontrol edilebilen bir hastalık.

Düzensiz beslenmenin eseri olan hemoroid, yani halk arasında bilinen adıyla
basur, en sık görülen hastalıklar arasında yer alıyor.
Şişmanlık ve uzun süreli kabızlığın tetiklediği basurdan, doğru
beslenme programıyla kurtulmak mümkün.
BASUR HASTALIĞININ BELİRTİLERİ
– Makat bölgesinde meydana gelen kanama basurun en fazla görülen
belirtisidir.
Genelde ilk belirti olmak ile birlikte uzman hekime başvurulması
önerilmektedir.
– İltihaplanma basurun diğer bir belirtisidir.Genişlemiş toplardamarda
meydana gelmektedir.İltihaplanmış olan basur memeleri genişler ve şişer.Bu
durumlar hastaya ağrı vermektedir.
– Dışkılama olayında kişinin ağrısının olması başka bir belirtidir.
– Basur kanamaları az bile olsa bu kanamanın özellikle her dışkılamada
gerçekleşmesi sonucu bir süre sonra hastada kansızlık meydana gelmektedir.
BASUR EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Uzun süre oturmayı gerektiren mesleklerde, motosiklete ve bisiklete
binenlerde, kronik kabızlığı veya ishali olanlarda ve genetik yatkınlığı
bulunan kişilerde görülür
BASURDAN KURTULMA TÜYOLARI
– Beslenme programınızda lifli gıdalar ağırlıklı olmalıdır lif
kaynaklı gıdalar basurdan korunmak için mükemmel gıdalardır.
Lif kaynağı mısır, mısır gevreği, esmer pirinç, kuru üzüm, kuru
kayısı, kuru incir, kuru erik, fındık, ceviz, lahana, karnabahar, havuç,
patates, ıspanak, kuşkonmaz, kabak, şalgam, brokoli, esmer ekmek, keten
tohumu ve şeker pekmezinde bolca vardır bu gıdalar sürekli tüketilmelidir.
– Sigara ve stresten uzak durmak , vücudumuzu iyi tanımak ve ona göre
davranmak bu sorunu çözmenize yardımcı olacaktır.
– Şeftali hazmı kolaylaştıran, idrar yollarını temizleyen bir meyvedir.
Basur memelerinin verdiği rahatsızlığı azaltma özelliğine de sahiptir.
– Sabahları aç karnına içilen papatya çayı basur ağrılarına iyi gelir.
– Pırasa kabızlığı giderir. Bu yüzden basurun düşmanıdır.
- Yoğurt ve kefir, bağırsaklarda bulunan ve gıdaların sindirimi sırasında
kullanılan iyi bakterilere (probiyotikler) destek olduğu için basuru olanlara
önerilen yiyecekler arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

– Keçiboynuzu devamlı yendiğinde basura ve basur ağrılarına iyi gelir.
– Kepekli tahıllar, zengin besin değerleri dışında lif ve protein
içerikleri ile sindirimi kolaylaştırarak basurun neden olduğu sorunların
azaltılmasına yardımcı olarak kullanılabilir.
– Basur belirtilerinden ve oluşumundan korunmak için bol miktarda sıvı
tüketmelisiniz. Su dışında sindirimi kolaylaştıran bitkisel çaylar, lif
içeren sebze ve meyve suları içebilirsiniz.
– Bol vitaminli bir bitki olan kuşburnu, kurtları düşürür bağırsağı
yumuşatır.Basur rahatsızlığına da çok iyi gelir.
– Ilık suya oturarak kasların rahatlaması sağlanır ve basur ağrısı
azalır.
BESLENMEDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKLİ FAKTÖRLER
Muz dilediğiniz kadar yiyebilirsiniz fakat biber ve pizza gibi acılı
yiyecekleri tüketmekten kaçının.
Bazı gıdalar basurun oluşmasını hızlandırdığı gibi sizi olumsuz yönde
tetikler bunlar baharatlı gıdalar (kırmızı biber, kara biber, pul biber,
acı biber, isot gibi), lahmacun, çiğ köfte, hamburger, pizza, ketçap,
turşu, sosis, turunçgiller (limon, mandalina, portakal, greyfurt), aşırı
tüketilen çay ve kahve, asitli içecekler, enerji içecekleri, fazla tuzlu
gıdalar ve konserveler.

, , , ,

Ara
23

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, sağlığa faydalarının saymakla bitmeyen ve ana maddesi süt olan kefirin, her yaşta herkesin güvenle tüketebileceği bir besin olduğunu belirtti. Kefirin yoğurttan daha besleyici olduğunu söyleyen Enç, bunun nedenini ise protein, temel mineraller ve B vitaminini kapsamasıyla açıklıadı. Ayrıca B1, B12 ve K vitaminleri yönünden de zengin olduğuna dikkat çekti.

Kefirin kilo aldırmadığının altını çizen Enç, kefirle ilgili bilgi vermeye şu şekilde devam ediyor: “Kalsiyum ve magnezyum içeriği sayesinde sağlıklı bir sinir sisteminin temelini oluşturur. Aynı zaman da iyi bir fosfor kaynağıdır. Tok tutma özelliği de bulunan kefir aynı zamanda kilo da aldırmaz. Besin değeri oldukça yüksektir ve sindirimi kolay bir içecektir. Çocuklar, yaşlılar, hamileler ve menopoza giren bayanlar hiç tereddüt etmeden kefir tüketebilirler.”

İşte kefirin faydaları

Kefirin tarihçesiyle ilgili bilgi veren Enç esasen ” Kefir, Kafkasya’da yapılan yöresel bir içecektir. Ama artık adını Dünya’ya duyurmaya başlamıştır. Gençlik sırrı, uzun ve sağlıklı yaşam iksiri olan kefir neredeyse her derde devadır. Bebekleri de metabolik hastalıklardan uzak tutmanın en doğal yollarından biri de kefirdir.Faydaları saymakla bitmeyen bu eşsiz içecek, bağırsakların dostudur. Bağırsaklarımızda 1,5-2 kilogram bakteri ve mantar bulunmaktadır.” dedi.

Kefirin yararlarını sıralamaya devam eden Enç şu bilgilere değindi: “Sindirim sistemindeki mikroorganizmalar da faydalı ve zararlı diye iki gruba ayrılır. Faydalı mikroorganizmalara ‘probiyotik mikroorganizmalar’ denir. Probiyotiklerin faaliyetleri karaciğerimiz kadar önemli etkiye sahiptir ve yeterince tüketildiğinde bağırsaklardaki zararlı mikroorganizmaların bağırsak duvarına yapışma ve yayılmasını engeller. Bağırsaktaki sağlıklı mikroorganizmaların dengesinin bozulması birçok hastalığa neden olur.

Doğru beslenme şekliyle sindirim kanalının sağlığı korunmalıdır. Bunun için de probiyotikleri muhakkak yeterli miktarda tüketmeliyiz. Kefir, en etkili probiyotik bakteri içeren besindir ve içindeki yararlı bakteriler bağırsak sisteminin güçlenmesinde devasa bir etki gösterir. Bağırsaktaki yararlı bakteri ve mantarların sağlıklı şekilde çoğalabilmesini ve yararlı olabilmesini sağlar. Düzenli kefir kullanımında bağırsaklar çalışır,bağırsak bozuklukları ortadan kalkar,şişkinlikler azalır ve daha sağlıklı bir sindirime sahip olunur.Sağlıklı bir bağırsak sistemi sağlıklı ve hastalıksız bir vücut demektir.

İştahsızlık, uykusuzluk, üst solunum yolu enfeksiyonları ve alerji gibi durumlara da iyi gelen kefir,bebeklerin besinlerden alacağı vitamin ve mineralleri daha kaliteli alınmasına da yardımcı olur bu nedenle de bebek beslenmesinde de önemli rol üstlenir.

Probiyotikler, sindirim sisteminde belirli sayıda bulunan ve tüketildiğinde bireyin bağırsaklarındaki bakterilerin sayıca dengesini sağlayarak sindirim sistemi ve bağırsak sağlığını koruyan canlı mikroorganizmalar veya bileşenlerdir. Probiyotik gıda ise içerisinde yeterli miktarda canlı probiyotik mikroorganizma bulunduran gıdalardır.

Yeni nesil güzellik mucizesi: Probiyotikler

Sindirim sistemi dostu

Doğal ekosistemde bulunan, bağırsak florasını düzenleyerek konakçı sağlığı üzerinde olumlu etkileri olan mikroorganizmalar “probiyotik” olarak tanımlanmaktadır. Bir diğer deyişle probiyotikler, sindirim sisteminde belli sayılarda bulunan ve konakçıda yararlı etkiler oluşturan canlı mikroorganizmalardır. Laktik asit bakterilerinden hazırlanan probiyotik gıdaların fonksiyonel gıda olarak kullanımı ve bu konu üzerinde yapılan araştırmalar son 10-15 yılda hızlanmıştır.

Probiyotikler’in keşfi oldukça eskidir.Mikroorganizmaların varlığı bilinmeden çok önce bira, ekmek, şarap, kefir, kımız ve peynir gibi günlük tüketilen fermente ürünler çok sık olarak beslenme ve tedavi amaçlı kullanılmaktaydı. İnsanlar için oldukça gerekli ve daima ihtiyaç duyulan dost bakteriler gebeliğin son döneminde anne karnında bizleri bulur.

Probiyotik nedir?

Doğumda anne florası ve çevrenin florası ile zenginleşir ve bu dost bakterileri anne sütü desteği ile hızlı bir şekilde kendisi için daha önemli olanları ön planda tutarak artar. Bu birliktelik böylece ölüme kadar devam eder.

Kefir fermantasyonla oluşturulmuş bir süt içeceği olmakla beraber, probiyotik bakteri ve maya karışımı için iyi bir örnek oluşturmaktadır. Kefir krema kıvamında, hafif ekşimsi tadı olan fermante bir süt içeceğidir.

Kefir de diğer bazı fermante ürünler gibi yeterli doz ve sürede verilirse insan ve hayvan organizmalarında sağlık için katkıları olan probiyotik olarak nitelendirilen fermente bir ürün grubundadır. Bu nedenle kefir de probiyotikler arasında değerlendirilebilir.

İşte kefirin bazı yararları: Sindirim sistemini güçlendirir. İmmün fonksiyonları güçlendirirler. Gastrointestinal sistemi enfeksiyonlardan korurlar. Allerjik reaksiyonlardan korurlar. Alerjik koliti önlerler. Antioksidant (kanser karşıtı ) özellikleri vardır. Kan lipitlerini (kolesterol) azaltırlar. Laktoz (süt şekeri) emilimini arttırırlar. Çocuklarda kabızlık ve ishal döngüsünün sürekli görüldüğü bir çeşit hastalık olan irritabl barsak semptomlarının kontrolünde etkilidirler.”

İHA

, , , , , , ,