Archive

Archive for the ‘kefirin yararları’ Category

Haz
29

11 ayın sultanı Ramazan’da uzun süren açlık nedeniyle sahurda beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Uzmanlar, açlıkla ve susuzlukla baş edebilmek için sahurda tok tutan yiyeceklere yönelinmesinin önemli olduğunu aktarırken, sahurda tok kalmak için kefiri öneriyor.

KEFİR
Sindirimi ve hazmı kolay, besleyici bir içecektir. Tıpkı yoğurt gibi sindirim sisteminin desteklenmesine yardımcı bir fermente edilmiş süt ürünüdür. Yoğurttan daha yoğun olan probiyotik içeriği ile bağırsaktaki iyi huylu bakterilerin artmasına yardımcı olur, kötü huylu bakterilerin yerleşmesini önler. İçeriği zengin mineral, vitaminlerle dolu kefir sıcak yaz günlerinde sıvı alımını arttırmak için kullanılabilecek serinletici bir içecektir. Bağışıklık sistemini güçlendirir, mide bağırsak florasını dengeler, hazmı kolaylaştırır.

, , ,

Haz
05

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, vücudun hastalıklara karşı direnç kazanması için hayatın her aşamasında probiyotik denilen “dost” bakterilerin alınması gerektiğini kaydeden Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları ve Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, özellikle sezaryenle doğan ve anne sütü almayan bebeklerin, probiyotiklerden yoksun kalarak alerjik hastalıklara karşı savunmasız şekilde hayata başladıklarını belirtti. Prof.Dr. Yağcı, çok fazla antibiyotik kullanımı, stres ve kötü beslenmenin vücuttaki dost bakterileri yok ettiğini söyledi.

İnsan vücudunda milyarlarca mikroorganizmanın bulunduğunu, bunlardan bağışıklık sistemini koruyan ve özellikle bağırsaklarda yaşayan probiyotiklerin ise 3,5 milyar yıldır insanları hastalıklardan koruduğunu kaydeden Prof.Dr. Yağcı, yanlış hatalı davranışlarla probiyotiklerin yok edildiğini söyledi.

Sandoz’un düzenlediği Probiyotikler konulu bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Yağcı, insanların doğal olarak sahip olduğu probiyotik bakterileri, bilinçsizce yok ettiğini ve hastalıklara davetiye çıkardığını belirterek şunları söyledi:
“Probiyotik bakteri, dost bakteri dediğimiz bakteriler, doğanın dengesiyle 3,5 milyar yıldır vücudumuzda ve bağırsaklarımızda yaşıyor. Probiyotik bakteriler, bağışıklık sistemizi güçlendirerek, hastalıklardan koruyor ve vücudumuzdaki doğal dengeyi sağlıyor. Ancak insanoğlu kendi kendine bu dost bakterileri yok ediyor. Örneğin antibiyotik kullanımı, stres, kötü beslenme ya da toksit maddelere maruz kalındığında bağırsaklardaki bakteriler yok oluyor. Normal doğum aslında insanın sağlıklı hayata başlaması için ilk büyük adım. İkinci adım ise anne sütü ile beslenmek.

Normal doğum sırasında bebek annenin vajinal yolundan doğal flora bakterileri alıyor. Bu bakteriler anne sütüyle birleşince vücutta denge sağlanıp sağlıklı yaşam döngüsü başlıyor. Normal doğumla annesinden probiyotik bakterileri alan bebek bütün hayatı boyunca kullanacağı bağışıklık sistemini de kurmuş oluyor. Ancak sezaryen bebekler bu bakterilerle buluşamadığı için hayata 1-0 yenik başlayabiliyor. Başta allerjik hastalıklar olmak üzere bulaşıcı hastalıklara karşı dirençsiz oluyor.
Özellikle 0-2 yaş aralığında fazla antibiyotik kullanımı ile de bebekteki dost bakteriler ölüyor. Sezaryen doğumla dünyaya gelen çocuklar, bağışıklık sistemini güçlendiren bu bakterilerden mahrum kalıyorlar. Bu durum çocukların bulaşıcı hastalıklara ve ileriki yaşamlarında kanser, tip 2 diyabet, Alzheimer, multipl skleroz, romatoid artrit, karaciğer sirozları gibi bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklara yakalanmasını kolaylaştırıyor. Çocuklara probiyotik takviyesi yapmak bağışıklıklarını güçlendiriyor”

İKİNCİ BEYİN OLAN BAĞIRSAKLARDA 1,5 KİLO PROBİYOTİK YAŞIYOR

İkinci beyin olarak adlandırılan bağırsakların sağlık sisteminde son derece önemli bir rolü olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yağcı, yetişkin bir kişinin bağırsaklarında 1,5 kilo faydalı bakteri yaşadığını söyledi. Yağcı, şöyle devam etti:

“Sezaryen oranlarının artması, daha az anne sütü almak, çocukluk çağından başlayarak aşırı antibiyotik kullanımı, stres ve kötü beslenme vücuttaki faydalı bakteri sayısını azaltıyor. Özellikle probiyotik bileşenler sindirim sistemini düzenlemeye ve bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı ürünlerdir. Probiyotikler doğumumuzdan itibaren vücudun doğal dengesi içinde bağışıklığa destek veren faydalı mikroorganizmalardır.”

Avrupa’da sezaryen bebeklere damlalıkla probiyotik takviyesi yapılıyor

Amerika’da ve Avrupa’da sezaryenle doğan bebeklere, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için henüz doğum odasında iken damlalıkla anneden alınan probiyotik takviyesi yapıldığını belirten Prof. Dr. Raşit Vural Yağcı, “Bebeğin bağırsak mikrobiyatası ilk bir iki ay içinde şekillenir. Bağırsak mikrobiyatası, bağırsaktaki bağışıklık hücrelerinin sayısını ve yoğunluğunu düzenleyerek bağışıklık sistemini destekler. Bağışıklık sistemimizin yüzde 70’i bağırsaklarımızda yer alır. Probiyotikler doğal yollardan bebeklikte normal doğumla alınır. Hayatın diğer aşamalarında da yiyeceklerden özellikle yoğurt, peynir, ev yapımı turşu, kefir, tarhana gibi yiyeceklerden sağlanabilir. Hayat koşulları nedeniyle probiyotiklere doğal ulaşamayan kişiler dışarıdan probiyotik destek ürünleri kullanabilirler.” diye konuştu.

PROBİYOTİKLER HAKKINDA GERÇEKLER

– Probiyotikler, antibiyotik kullanımı, stres kötü beslenme ve toksik maddelere maruz kalınca vücuttan yok olur.
– İnsan bağırsağında ortalama 1,5 kilo, 100 trilyonu aşkın mikroorganizma bulunur. Bağışıklık sistemimizin yüzde 70’i bağırsaklarımızda yer alır.
– Probiyotikler K vitamini, B grubu vitaminleri ve kısa zincir yağ asitleri üretir.
– Probiyotik içeren mayalı gıdalar yüzyıllardır sağlık takviyesi olarak kullanılır.
En iyi probiyotik kaynakları, kefir, yoğurt, peynir, tarhana, ev yapımı turşudur.
– Sağlıklı bir bağırsak florası ve sistemi için düzenli probiyotik kullanılması tavsiye edilir.
– Probiyotikler, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudu hastalıklardan korur ve kolestrolü düşürür.
– Enfeksiyon, besin zehirlenmesi veya antibiyotik kullanımı nedeniyle oluşan ishal tedavisinde, idrar yolu enfeksiyonlarında, maya enfeksiyonunun önlenmesi ve tedavisinde,
– İltihabi bağırsak hastalıklarında,
– Egzamada,karaciğer hastalıklarında, mesane kanseri riskini azaltmada ve kolon kanserine karşı korunmada faydalıdır.

, , , , , , , , , , , , , ,

May
13

Bizim beslenme alışkanlığımızda bulunmayan ancak son yıllarda tanıştığımız kefir, ekşimsi krema tadıyla güçlü bir probiyotik besindir.

1900’lü yılların başlarında Ruslar tarafından Kuzey Kafkasyalılardan elde edilen tohumları hızla dünyaya yayılmıştır.

Kuzey Kafkas Prensi’nden kefir tohumlarını alıp Moskova’ya getiren Irina Sakharova, kefirin Rus halkına sunulmasında verdiği mücadele ve çabalarından ötürü bir teşekkür mektubu almıştır.

Evde kefir yapımında süte doğrudan kefir tohumları eklenir. Çiğ süt kaynatılır ve 20-25 derecede soğutulur. Kefir tohumu mayalanır.

Mayalanmanın ardından tohumlar süzülür ve yeni bir mayalanma için kullanılır. Günlük iki bardak kefir, probiyotik bakterilerden gelen faydaları arttırır.

Mar
28

bahar-yorgunluguna-her-gece-bir-bardak-kefir

Hava değişimi sonucu hormonların salgılarındaki farklılık ve birçok etkenin neden olduğu bahar yorgunluğuyla baş etmenizin öncelikli yolu ise doğru besinleri, doğru miktarda tüketmek.
Ye­ter­li ve den­ge­li bes­len­mek için­se te­mel yi­ye­cek grup­la­rın­dan olan; et gru­bu, süt gru­bu, seb­ze – mey­ve gru­bu ve ta­hıl gru­bu yi­ye­cek­le­ri ih­ti­ya­cı­nız doğ­rul­tu­sun­da ye­me­li­si­niz. Dik­kat et­me­niz ge­re­ken di­ğer et­ken­ler ise bol sı­vı iç­mek ve dü­zen­li eg­zer­si­zi bir ya­şam bi­çi­mi ha­li­ne ge­tir­mek ol­ma­lı. Acı­ba­dem Has­ta­ne­si Bes­len­me ve Di­yet Uz­ma­nı Ol­cay Ba­rış, ba­ha­rı zin­de ge­çir­me­nin for­mül­le­ri­ni ver­di.

Gü­ne mut­la­ka kah­val­tıy­la baş­la­yın

Den­ge­li kah­val­tı me­ta­bo­liz­ma­nı­zın ça­lış­ma­sı­nı sağ­lar, sa­bah yor­gun­lu­ğu­nu­zu atar. Yu­mur­ta ile pey­nir, tam ta­hıl­lı ek­mek, seb­ze-mey­ve gru­bun­dan mev­sim ye­şil­lik­le­ri­ne sof­ra­nız­da mut­la­ka yer ve­rin. Özel­lik­le C vi­ta­mi­ni açı­sın­dan zen­gin olan kır­mı­zı­bi­ber ve ye­şil­lik­ler vü­cu­du­nu­zu zin­de tu­ta­cak­tır.

Ka­fe­in­li içe­cek­le­ri sı­nır­la­yın

Ka­fe­in, vü­cut­ta de­mir ve di­ğer be­sin­le­rin emil­me­si­ni ön­le­me­si­nin ya­nı sı­ra vü­cut­tan su atı­mı­nı da at­tı­ra­rak ba­har yor­gun­lu­ğu­nu te­tik­li­yor. Ay­rı­ca ka­fe­in, kal­si­yu­mun id­rar­la vü­cut­tan atıl­ma­sı­na da ne­den olu­yor.

Yo­ğurt ve ke­fi­ri unut­ma­yın

Güç­lü bir ba­ğı­şık­lık sis­te­mi de ba­har yor­gun­lu­ğu­nu ko­lay at­lat­ma­nı­zı sağ­lı­yor. Her ge­ce bir bar­dak ke­fir ve ana öğün­ler­de bir ka­se yo­ğurt tü­ket­me­niz, ba­ğı­şık­lık sis­te­mi­ni­zi güç­len­di­re­cek­tir.

, , ,

Mar
23

Protein tüketiminin diyet sürecinde en büyük yardımcılardan biri olduğu biliniyor ancak yanlış tercih yapılmaması gerekiyor. Peki zayıflamak isteyenlerin süt ürünlerini nasıl tüketmesi gerekiyor?…

Sanıyoruz ki, süt ürünlerinin en vazgeçilmezi peynir..
Mesela, her yemeğin üzerine biraz kaşar rendelemeyi pek seviyorsunuz değil mi? Oysa, peynir yerine yoğurt tüketmek diyetiniz açısından daha faydalı olabilir.
Sade ve yağsız yoğurt çeşitleri ilk tercihiniz olmalı! Meyveli yoğurtlar üzerinde “light” ibaresi yer alsa da sade yoğurtlardan daha yağlı olabiliyor. Yoğurda göre daha zor sindirilen peynirler, kilo fazlasını arttırır ve genellikle sindirim sorunlarına neden olur.
International Journal of Obesity isimli dergide yayınlanan çalışmaya göre; düşük kalorili diyet yapanlar arasında, her öğüne birer porsiyon yağsız yoğurt ekleyenler, eklemeyenlere göre yüzde 22 daha fazla kilo veriyor.
Yoğurt yiyenler, daha fazla kilo vermekle birlikte, kaslarını korumayı başarıyorlar. Bu da demek oluyor ki, vücutlarındaki fazla yağları erittikleri için zayıflıyorlar. Hatta yağların çoğu, en zor inceldiği düşünülen karın bölgesinden gidiyor.
Eğer peynirsiz yaşayamam diyorsanız koyun ya da keçi peyniri tercih edebilirsiniz.
Özellikle tüketmeniz gereken bir süt ürünü varsa o da kefir! Kefir tüketmek kilo verme çabalarınızı destekleyerek düşlediğiniz kiloya ulaşmanızı kolaylaştırabilir.
Kefir içinde yüksek miktarda bulunan protein, kalsiyum ve doğal şekerler sayesinde kan şekerini de düzenleyen bir özelliğe sahip.
Kefir, süt ve kefir tohumlarından elde edilen kültürlü bir besindir. Yapımında basit faydalı mayalar kullanılır.
Süt tüketiminde dikkatli olmalısınız. Süt tüketirken hayvansal gıdaları olduğunca az tüketmeniz gerektiğini unutmayın.
Yağsız ve kaymağı alınmış süt tüketmeye özen gösterin. Eğer bulabiliyorsanız badem sütü kullanabilirsiniz.
Diyetteyken süt ve süt ürünlerini azar azar tüketmelisiniz. Süt ürünleri mukus yapıcı özelliktedir ve fazla üretilen mukus vücudunuz için iyi değildir. Günde en fazla iki kez tüketerek bu besinlerin tüketimini kontrol altında tutabilirsiniz.
Şekerli süt ürünlerinden uzak durun. Organik ürünler bile ilave şeker ile tatlandırılıyor.
Kilo aldıran zararlı besinlerin başında gelen şeker, hindistancevizi şekeri ya da şeker kamışı gibi etiketlerle sağlıklı gibi lanse edilmeye çalışılsa da asla doğru tercih değildir.
Sade yoğurt, sade kafir ve sade süt tüketmeyi tercih ettiğinizde akıllıca bir seçim yapmış ve uzak durmaya çalıştığınız şekeri tüketmemiş olursunuz.
Sade ve katkısız ürünlerin içerdiği şeker etikette yazandan daha düşüktür. Bu şeker miktarı ise peynir üretiminde kullanılır ve sütün içinde doğal halde bulunur.
Doğal süt ürünlerinde bulunan protein kan dolaşımına giren doğal şekeri düşürmeyi sağlar.
Yeni yapılan bazı çalışmalarda yeterli miktarda kalsiyum alımının yağ yakımını arttırdığını ve yağlanmanın engellendiğini ortaya koyuyor (günlük 1000 mg kalsiyum).
Bir bardak yarım yağlı sütün (200 ml) yaklaşık 250 mg kalsiyum içerdiğini ve kalsiyumu diğer besinlerden değil de yalnızca sütten alacağımızı düşünürsek, 1000 mg kalsiyuma ulaşabilmek için günde dört bardak yarım yağlı süt tüketmek gerekir.
Ayrıca süt gibi protein açısından zengin besinler, uykuya dalmayı ve uykuda kalmayı kolaylaştıran triptofan isimli bir amino asit içerir. Vücudunuz bu maddeyi mutluluk hormonu ‘serotonin’ ve uyku hormonu ‘melatonin’ yapımında kullandığından süt tüketimi, uykuya da yardımcı olur. Bu nedenle gece yatmadan önce bir bardak az yağlı sütün içine bir parça da tarçın ekleyip içmek iyi bir seçim olacaktır.

, , , , , ,

Mar
02

Mide ve bağırsak sağlığı için oldukça önemli olan kefir tüm vücudu koruyor. Enerji veren bu gıda iltihap ve alerjiye de çare oluyor.

Probiyotik besinler yalnızca sindirim sistemi ve mide rahatsızlıklarına karşı değil bütün vücudu hastalıklara karşı koruyor. Uzmanlar, probiyotik besinler doğal yollarla probiyotik olan ve daha sonra probiyotik özellik kazanan gıdalar olarak 2’ye ayrıldığını aktararak şöyle konuşuyor: “Doğal probiyotikler; kefir, kımız gibi fermenteli süt ürünleri, turşu ve salamura yiyeceklerdir. Yapay probiyotik bakterilerin ve mayaların eklenmesiyle elde ediliyor. Bu besinler bebek mamaları, hazır yoğurtlar, süt ürünleri, meyve suları ve katkılı gıdalardır.” Vücuda faydaları ise şöyle sıralanıyor…

Hastalıklara karşı korur:
Chicago Üniversitesi uzmanlarından Dr. Stefano Guandalini, “Hijyen seviyesi yüksek toplumlarda doğuştan gelen bağışıklık sorunlarında ve alerjik hastalıklarda büyük bir düşüş belirledik” diyor. Probiyotik formunda vücuda tanıtılan faydalı bakteriler ise bağışıklık sisteminin güçlenmesine yardımcı oluyor.

Mutluluk verir:
Bağırsaklarınız sizin ikinci beyninizdir. Bunun nedeni ise bağırsaklarınızdaki geniş nöron ağının size nasıl hissettiğinizi söylemesidir. Prof. Emeran Mayer, duygularımızın büyük bölümünün bağırsaklarımızdaki sinirlerden etkilendiğini söylüyor. Ayrıca vücudunuzdaki serotonin hormonunun yüzde 95’i bağırsaklarınızda bulunuyor. Bu nedenle sağlıklı bağırsaklara sahip olduğunuzda keyfiniz de yerinde oluyor.

Metabolizmayı hızlandırır:
Moleculer Systems Biology’de yayınlanan bir araştırmaya göre prebiyotikler metabolizma üzerinde ciddi boyutlarda etkili oluyor. Uzmanlar yapılan araştırmalarda idrar analizlerinde farelerin metabolizmalarında enzimlerin etkili rol oynadığını belirtiyor.

Enerjiyi yükseltir:
Direkt olarak içgüdüler ve enerji seviyesiyle bağlantısı olmadığı düşünülen probiyotikler, aslında bağırsaklarınızı doldurarak vitamin, protein ve minerallerin daha iyi emilmesini sağlar. Bunu yaparken hastalıklara neden olan bakterileri ve zararlı organizmaları kontrol altında tutar. Ve tüm bunların sonucunda enerji seviyeniz ve moraliniz yükselir.

Enfeksiyonlar:
Kadınların en büyük kabuslarından olan vajinal enfeksiyonlar can sıkar. Antibiyotikler, doğum kontrol hapları ve sperm öldürücüler gibi şeyler vajina mikroflorasına zarar verebilir. Probiyotikler bu mikroflorayı tekrar yaratmanıza yardımcı olabilir. Bu şekilde kadınlarda oldukça sık görülen mantar, idrar yolu enfeksiyonları ve bakteriyel vajinozis rahatsızlıklarını engelleyebilirsiniz.

, , , ,

Şub
18

Dermatoloji Uzmanı Dr. Şerafettin Saraçoğlu soğuk ve karlı havalarda cilt sağlığının önemli olduğunu belirterek, “Kefir ile cildinizi kardan koruyun” dedi.

Özel Elit Polikliniği Hekimlerinden Dr. Şerafettin Saraçoğlu, “Soğuk karlı havalar yanaklarda çoğu zaman hoşlandığımız pembe – kırmızı arası bir tona neden olur. Bunun yanında yüz ve ellerde rahatsız edici bir kuruluğa da sebep olurlar. Bu kuruluk bazı insanlarda deride aşırı gerginliğe ve soyulmalara, deri çatlaklarına neden olur. Hatta bir ekzema tablosu gelişebilir.”diye konuştu.

Karlı havalarda güneşin etkisinin de yüzde 40-90 oranında arttığını dile getiren Dr.Şerafettin Saraçoğlu, ‘Kar kristalleri gün ışığını yansıtarak güneşin olumsuz etkilerini de arttırırlar. Örneğin karlı bir ortamda güneş açtığında gözlerimizi çok kısarız. Bu reflekste ana neden güneşin kardan yansımasıyla artan ışınımdır. Aynı olumsuzluğun deride de olması kaçınılmazdır.Bu durumda yapılması gereken ana önlemler derinin olabildiğince örtülerle fiziksel olarak kapatılmasıdır. Ellerin eldivenle, yüzün ise maske veya örtü ile korunması idealdir. Bunun yanında derinin uygun yağlı ve gliserinli ürünlerle sık nemlendirilmesi gerekir. Dudaklarında benzer yöntemlerle korunması gereklidir. Güneşin olumsuz etkilerini azaltmak için güneş koruyucu ürünleri sert kış aylarında mutlaka kullanılmalıdır. Özellikle kış sporları yapanların yüksek koruma faktörlü ürünleri tercih etmeleri gerekir.” diye konuştu.

Dr.Şerafettin Saraçoğlu, Kış aylarının soğuk ve karlı havasında derimizi yıpranmaktan koruyacak, nemli ve sağlıklı kalmasına yardımcı olabilecek ve evde yapılabilir maske tarifi verdi:

“Kefir maskesi: Hücre yenileyici özelliğe sahip olan kefir, saç ve cilt bakımında da harika sonuçlar vermektedir. “Kefir maskesi” cilde uygulandığında en güzel tarafı, ilk uygulamada bile gözle görülür bir etki yaratmasıdır. Ayrıca, kefir maskesinin tüm cilt tiplerine uygulanabilmesi de onu diğer cilt bakım maskelerinden üstün tutmaktadır.

Tarifi : Sadece temiz cilde kefiri uygulayın ve 15 dakika bekletip temizleyin. Kefir deri Ph’ını düzenler ve derinin daha yumuşak, nemli olmasına yardımcı olur.’

Kuru cilt tipine sahipseniz de kefir maskesinden yararlanabilirsiniz. 2 yemek kaşığı kefire 1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı ekleyin ve karıştırın.

Kefir maskesi faydaları: Cildiniz, çevreniz tarafından fark edilebilir derecede canlanacak, pürüzsüz ve yumuşacık olacaktır.Ten renginiz açılacak ve ton farklılıkları ortadan kalkacaktır.Cildinizin ihtiyacı olan nemi kısa sürede kazanacaktır.Kefirin içerisinde bulunan vitamin ve mineraller sayesinde cildiniz beslenecek ve tazelenecektir.”

, , , , ,

Şub
13

Sıklıkla 3 yaş sonrası, okul öncesi eğitime ve ardından ilkokula başlayan çocuklar bu ortamlarda özellikle kış ve bahar aylarında yaygın görülen enfeksiyon hastalıklarına yoğun olarak maruz kalmakta.

Okul öncesi ev yaşamında oldukça hijyenik koşullarda yaşayan çocukların bağışıklık sistemleri henüz hazır olmadıkları enfeksiyon etkenleri ile karşılaşınca, karşımıza geçmeyen burun tıkanıklığı, tekrarlayan orta kulak enfeksiyonları, inatçı balgamlı öksürükle giden bronşit tablolarını arka arkaya yaşayan minikler ve endişeli anneler ordusu çıkmakta.

Karşılaştığımız bu enfeksiyonların %80 ‘i viral enfeksiyonlardır ve bu durumlarda gereksiz antibiyotik kullanımı ile çocuğun cilt – bağırsak ve boğaz florası bozularak bakteri direnci ve çocukta alerji – astım – atopi riski artar.

Bağışıklık sisteminin çocukluk döneminde kuvvetlendirilmesi yetişkinlik döneminde sağlıklı bir yaşam sürdürülebilmesi açısından büyük önem taşır. Düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra, çocukların sağlıklı ortamlarda büyümesi bağışıklık sisteminin gelişmesinde önemli bir rol oynar. Sağlıklı ortam aşırı hijyenik ortam demek değildir . Çocuklar bağışıklık sisteminin gelişebilmesi için çevredeki mikrop ve bakterilere de ihtiyaç duyarlar. Çocuk ne kadar çok yaşadığı çevreyle ilişkide ise, yaşıtları ile oynuyor, toprakla oynuyor ise o kadar bağışıklık sistemi güçlenir.

Beslenme bağışıklık sistemini en çok etkileyen çevresel faktörlerden biridir. Bağışıklık sisteminde en önemli besin kaynağı tabi ki anne sütüdür. Anne sütü içeriğindeki immonglobulinler ve koruyucu diğer faktörler bebeğe direkt olarak geçmekte ve bireyin ömür boyu onu koruyacak olan bağışıklığının ilk temellerini atmaktadır.

Çocukların yaşlarına uygun kaloriyi sağlayan dengeli beslenme bağışıklık sistemini olumlu yönde etkiler. Beslenme yetersizliği kadar obezite de kan yağları arttığı için bağışıklık sistemi negatif olarak etkileyen bir faktördür.

Probiyotikler ağız yoluyla alınan canlı mikroorganizmalardır. Bağırsaklara yerleşerek bizi zararlı bakterilere karşı korur , sindirime yardımcı olurlar. Mayalı ürünler yoğurt -ayran kefir tarhana  boza vb. içerdikleri probiyotikler ile bağışıklık sistemimizi güçlendirirler. Özellikle suyu üst kısımda birikebilen ev yapımı yoğurtların tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

Prebiyotikler ise bu yararlı bakterilerin bağırsakta sağlıklı çoğalmasını destekleyen, diyetle aldığımız canlı olmayan maddelerdendir. Sarmisak, soğan , muz , tüm sebzeler , tahıllar ve kuru baklagiller bu gruptadır.

Sebze ve meyveler içerdikleri vitaminler yoluyla özellikle de antioksidan vitaminler olan Beta karoten, C, E vitaminleri ve selenyum-çinko gibi eser elementler ile bağışıklığımızı güçlendirir. Sebzelerden kırmızı-yeşil biber,brokoli ,lahana ,kereviz ,turp, pazı ve ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzeler özellikle kış aylarında mutlaka tüketilmesi gereken bağışıklığı güçlendiren sebzelerdir.

Balık ve ceviz içerdikleri omega-3 yağları ile bağışıklığı destekler. Haftada bir kez balık ve her gün ceviz tüketilmesi önerilmektedir.

Meyvelerden özellikle turunçgiller, portakal, mandalina, kivi ve limon C vitamini içeriği ile öne çıkmaktadır. Günde en az 1 portakal,1 kivi ya da 2 mandalina tüketilmesi çocuğun günlük ihtiyacı olan C vitaminini sağlar. Taze sıkılmış meyve suları şüphesiz vitamin desteği sağlasa da, meyvenin içerdiği lifler ve diğer minerallerle tam olarak tüketilmesi tercih etmelidir. Incir, Beta karoten ve A vitamininden zengin kayısı gibi yaz meyveleri kışın kurutulmuş olarak tüketilebilir.

Protein grubu besinlerin ana kaynağı olan et de , büyümeyi desteklemenin yanında, çinko içeriği ile bağışıklığı destekler.

Tüm bu bilgiler ışığında çocuğun mucize yaratacağını düşündüğümüz tek bir meyve ya da sebzeyi yemeye zorlanması yerine , tüm mevsim sebze ve meyvelerini , tam tahılları, eti ve kuru baklagilleri dengeli olarak tüketmesini önermekteyiz .

, , ,

Şub
06

Her yaşın ayrı bir güzelliği var. Kendinizi nasıl hissediyorsanız o yaşta yaşamalısınız. Ancak vücudunuz istediğinizi her zaman yapmaz. Bu nedenle tercih ettiğiniz besinlere ve sağlığınıza dikkat etmelisiniz. Zamanı durduramayız ama yaşlanma hızınızı azaltabiliriz.Bunun için 10 önerim ile yaşam kalitenizi artırın ve yaşlanmayı yavaşlatın.

PROBİYOTİK TERCİH EDİN
Hücre yenilenmenizi destekleyen, kemik ve kas sağlığımnızı koruyan probiyotikler beslenme programınız için önemlidir. Yoğurt,kefir ve ayran ..gibi besinleri her gün en az 1 su bardağı kadar tercih etmeniz vücudunuzu korur. Bağışıklığnızı artırır. Cilt,tırnak ve saç sağlığınızın güçlenmesini sağlar. Bu nedenle her gün yeterli vitamin,mineral ve yararlı bakteri almak için probiyotik olan besinleri tüketin.
3 KIRMIZIDAN YARALANIN
Sebze, meyve ve kuru baklagil gurubu kırmızı renkli besinlerin sofranızdan eksik etmeyin. Her mevsime göre farklı koyu kırmızı renkli besinleri her gün tüketin. Ör. Beslenme programınzıda bir gün içinde 1 su bardağı domates suyu, 1 adet nar ve pancarlı yeşil salata tercih ederek 3 kırmızıdan yararlanabilirsiniz. Koyu kırmızı renkli besinler bağışıklığınızı güçlendirir. Kansere karşı sizi koruyarak hücre yenilenmenize destek verir.

BALIK SOFRANIZDA OLSUN
Haftada 3 gün balık çeşitlerinin sofranızda olmasını sağlayın. Balıkları sağlıklı pişirme tekniklerinden yaralanarak pişirin. Fırın, ızgara veya buharda pişirme yöntemleri sağlıklı pişirme teknikleridir. Omega -3 ,vitamin ve mineral açısından sağlığınızı koruyan balıklar Somon, sardalya ve ton balığıdır. Balık çeşitlerini tüketmeyi tercih etmiyorsanız yaşlanmayı yavaşlatmak için yılda en az 1 defa omega 3 kaynağı olan besin desteklerinden yararlanmasınız.
BESİN DESTEKLERİ KULLANIN
Besin destekleri hakkında aklınızda soru işaretleri olabilir. Sağlık durumunuza göre uygun besin desteğini uzman doktor ve diyetisyen önerileri ile ihtiyacınız olan sürede kullanabilirsiniz. Sağlıklı beslenme programı olmadan sadece besin destekleri almanız sağlığınızı korumaz ve iyileştirmez. Bu nedenle önce sağlıklı besin seçimi, yeterli öğün düzeni ve düzenli fiziksel aktivite ile oluşturulan size uygun bir program uygulamalısınız. Sağlıklı ve yavaş yaşlanmak için; Coenzim Q10 , Alpalipoic-asit, Omega-3, Magnezyum-Çinko ..gibi pek çok besin desteği bağışıklığınızı koruyarak yaşlanma hızınızın azalmasını sağlar.
STRESİ YÖNETİN
Stres sağlığın son yıllarda en önemli düşmanı. İş hayatı, sosyal hayat, arkadaşlar ve pek çok günlük sorun stresinizin artmasını sağlıyor. Stresi ve kaygıyı yönetmek sağlıklı yaşlanmak için gerekli. Sağlık risklerinizin azalması ve yaşlanma hıznızı yavaşlatmak için doğru çözümlerle stresi yönetmeyi öğrenin. Bunun için kendinize vakit ayırın, düşüncelerinizi not alın, çözemeyeceğiniz sorunları zamana bırakın ve en önemlisi hayatı bir yaşıyorsunuz bu zamanın tadını çıkarın.
DİYETİSYEN
TUĞÇE ALTAN BAHÇE

Şub
03

mucize-besin-kefir

Kefir Kuzey Kafkasya kökenli probiyotik bir süt ürünüdür. Yüzlerce yıllık geçmişe sahip olan ve Kafkasyalıların sağlıklı ve uzun yaşamlarının sırrı, gençlik iksiri olduğu kabul edilen kefirin nasıl yapıldığı uzun süre gizli tutulmuştur.

Kefir sütün mayalanması ile elde edilen tadı sodalı ayrana, kıvamı bozaya benzeyen fermente bir süt içeceğidir. Mayalanma sırasında oluşan karbonmonoksit sayesinde köpürme özelliği vardır. Diğer fermente süt ürünlerine göre daha farklı ve ferahlatıcıdır. Sütten farkı “iyi” olarak tabir edilen ve sindirime yardımcı olan bakterileri daha çok içermesi ve kısa sürede bağırsak hareketi sağlamasıdır.

Kefirin Yapılışı:
– İlk önce güvendiğiniz bir sütçüden çiğ süt temin edin genelde yoğurt ve kefirimi güvendiğiniz sütçüden alınyorsanız hiç kaynatmadan yapın çünkü sütün yapısı kaynatılınca bozuluyor ve kalsiyum dengesi bozuluyor. Ayrıca kefir taneleri sütteki zararlı bakterileri yiyorlar. Çiğ sütten mayalamak içinize sinmezse 5 dk boyunca çiğ sütünüzü kaynatın. Çiğ süt bulamazsanız alternatif olarak günlük pastörize süt de kullanabilirsiniz. Yanlızca UHT süt kesinlikle kullanmayın.

Kefirin mayalanması 20-25 derecede oda sıcaklığında olur. Sütünüz sıcaksa 25 dereceye düşmesini bekleyin. Sonra sütünüzü cam kavanoza aktarın. Sütünüz soğuksa ılıtmanıza gerek yok, oda sıcaklığına gelince mayalanma kendi kendine başlayacak.

– Önceden temin ettiğiniz sütün veya suyun içinde bulunan kefir tanelerini plastik tel süzgeçten süzün. Taneleri su ile yıkamadan tahta kaşık kullanarak süte ekleyin. Kapağını kapatın, bir havlu ile sarıp karanlık bir oda dolabına koyun. Normalde 1 litre süte 15-20 gram ceviz kadar kefir tanesi yeterli olur. Nohut kadar kefir de mayalar ama aynı miktar sütü mayalaması sadece daha uzun sürer.

Kefirin mayalanması 8-24 saat sürer. Daha yoğun bir ekşimsi tat için 2 gün de bekletebilirsiniz. 12 saatten daha uzun sürede mayalanan kefir sindirim sistemini yavaşlattığını, 12 saatten daha kısa sürede mayalananın ise sindirim sistemini hızlandırdığını söylüyorlar.

– Kefir hazır olunca yine plastik tel süzgeçten geniş bir kaba süzün. Kefir mayasını yıkamadan yeniden taze süte atın, hemen tekrar mayalayabilirsiniz.

– Kefir mayanızı bir süre kullanmayacaksınız üstünü kapatacak kadar süte veya içme suyuna koyarak cam kapta 10 gün kadar buzdolabında saklanabilir. Eğer uykuya geçmişlerse ılık sütle tekrar canlandırabilirsiniz, ancak beklettikten sonraki ilk bir-iki mayalanmayı tüketmemek tavsiye ediliyor.

– Süzülmüş kefiri cam bir kavanoza koyarak buzdolabında saklayıp bir kaç günde tüketebilirsiniz. Ekşi tat herkesin aradığı tat, ancak tatlımsı tadı sevenler varsa tüketirken biraz sütle karıştırmak tadını yumuşatabiliyor.

– Doktorlar günde en az yarım litre evde mayalanmış kefir ya da yoğurt öneriyorlar.

– Bazıları yağsız sütle kefir mayalamaya çalışıyor ama yağsız süte mayalanan

kefir taneleri de zamanla cılızlaşıyor. Süt ne kadar doğal ve sağlıklıysa onlar da o kadar sağlıklı oluyor.

– Kefir zamanla çoğalacaktır ufak parçalar halinde süt içinde kağıt bardaklarda -20 derecede 7-8 ay boyunca dondurarak saklayabilir ve bunları paylaşabilirsiniz.

Kefir içerdiği bakteriler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, probiyotik olması ise beslenmenize doğal bir katkı sağlar. Birçok faydası olan kefir muhteşem bir süt ürünüdür. Kefir diyet yapanların ve kilo problemi olanların beslenme alışkanlıklarına dahil ettikleri bir süt ürünüdür.

Kefir bol miktarda probiyotik içeren bir besindir.

Peki probiyotikler ne işe yarar?

• Bağışıklık sistemini güçlendirmek.

• Yiyeceklerin hazmını kalaylaştırmak.

• Vitaminlerin (K vit, biyotin, B12, niasin vb.) sentezini yapmak.

• Bağırsak duvarını zararlı maddelerden korumak ve bağırsak geçirgenliğini azaltmak.

• Zararlı maddelerin (toksinler) kan dolaşımına geçmesini engellemek.

• Besin alerjilerini ve ekzemayı önlemek.

• Kronik enflamatuvar (iltihabi) hastalıkların oluşumunu engellemek.

• Kanseri önlemek.

• Yaşlanmayı yavaşlatmak.

• Depresyonu hafifletmek.

• Otizm bulgularını hafifletmek.

• İshali önlemek ve tedavi etmek.

• İdrar yolu iltihaplarını önlemek .

• Kabızlığı tedavi etmek.

• Böbrek taşlarının (okzalat) oluşumunu azaltmak

, ,