Archive

Archive for the ‘makale’ Category

May
25

Mevsim değişikliğine bağlı olarak görülen yorgunlukla savaşmanız zor değil. İşte bahar yorgunluğuna ‘dur’ diyecek, birkaç basit öneri

Güneş yüzünü gösterdi, ancak siz yine de mutlu hissetmiyor musunuz? Sabahları yataktan kalkmak sizin için bir işkenceyse, bahar yorgunluğu yaşıyorsunuz demektir. Bu durum; sinir gerginliğine, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına, kas, omuz, sırt ve boyun ağrılarına, konsantrasyon bozukluğuna, neşesizlik, sinirlilik, hafıza zayıflaması ve uyku bozukluklarına neden olabiliyor.

EVDE DETOKS UYGULAYIN
Detoks, “hastalık ayları” dediğimiz mevsim geçişlerinde, hastalıkların oluşumunu engelliyor. Etkili bir detoks, bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor. Bu tür programlarda; kullanılacak meyve ve sebzeler çok önem taşıyor. Detoks programı süresince uzmanlar bol su içilmesini ve sıvı ihtiyacının bir kısmını sebze ve meyve sularından karşılanmasını öneriyor. Özellikle yeşil çay, dekotsun olmazsa olmazlarından. Zencefil, hindiba, rezene, kereviz ise vücuttan fazla suyun atılmasına yardımcı olabiliyor. İlk adım olan detoks programı ile bedeninizi arındırdıktan sonra, güçlenen bağışıklık sisteminizin devamlı gücünü koruyabilmesi için ise bağırsaklarda bulunan iyi huylu bakterilerin sayısını artırmak gerekiyor. Çünkü bağırsaklardaki bakteriler arasındaki dengenin bozulması, bağışıklık sisteminin de bozulmasına neden oluyor.

KENDİNİZİ YENİLEMENİN BASİT İPUÇLARI
Bolca sebze ve meyve tüketmek, düzenli yemek yemek, prebiyotik ürün almak, kefir içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekiyor.
Aşağıda belirtilen vitamin ve etkin madde gruplarından tüketmeniz, yorgunluğa son vermeniz konusunda büyük önem taşıyor.
Magnezyum, potasyum, çinko B grubu vitaminleri:
C vitamini Ginseng
Detoks programı uygularken, günlük tüketilen su miktarının artırılması gerekiyor. Uzmanlar her gün düzenli olarak 10-12 bardak su tüketmenin şart olduğunu belirtiyor. Yeşil çay içmeniz de hastalıklardan korunmanızda büyük önem taşıyor. Ayrıca C, A ve E vitaminleri, selenyum ve Omega 3 kullanmalısınız.
Kahve, çay, soğuk içecekler, kakao ve benzerleri gibi kafeinli içecekleri kesinlikle azaltın. Rezene, melisa, papatya ve ısırgan otu gibi rahatlatıcı ve bağışıklık sistemini güçlendirici bitki çaylarını tercih edebilirsiniz.

ENERJİK VE ZİNDE BİR VÜCUT İÇİN
* Geceleri ağır ve yağlı yemek yememeye özen gösterin.
* Sentetik yerine pamuklu kumaştan üretilen kıyafetler giymeye özen gösterin.
* Her gün akşam ya da sabah ılık duş alın.
* Güne mutlaka gülerek başlayın.
* Alkol ve sigara kullanıyorsanız mümkün olduğunca azaltın.
* Düzenli olarak açık havada haftada 3 gün 45 dakika süre ile yapılacak tempolu yürüyüşü içeren aktif bir yaşam tarzını benimseyin.
* Düzenli olarak, her gün 7-8 saat uyumaya çalışın.
* Bazı gevşeme ve stres atma tekniklerini öğrenip uygulayın.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

May
25

ANTALYA – Türk halkının yüzde 83′ünün, ikinci kromozomdaki kalıtsal özellik nedeniyle süt şekerine tahammül edemediği (laktoz emilim bozukluğu) ve bu nedenle fazla süt tüketemediği bildirildi.

Akdeniz Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reha Artan, meme bezlerinden salgılanan süt ve sütlü besinlerde bulunan bir karbonhidrat olan laktozun, bebekler için yaşamsal önem taşıdığını vurguladı.

Bebeklerin sadece sütle beslenmeleri nedeniyle başlıca karbonhidrat ve enerji kaynaklarının laktoz olduğunu belirten Prof. Dr. Artan, doğuştan laktozu sindirebilme yeteneğine sahip kişilerde ırksal ve kalıtsal özelliklere bağlı olarak bu yeteneğin zamanla azaldığını kaydetti.
Haberin devamı ↓reklam

Kuzey Batı Avrupa ülkelerinde yüzde 1-12 oranında görülen laktozu sindirememe oranının, güney ve doğuya doğru ilerledikçe arttığını, Orta Asya ve Arap ülkelerinde yüzde 90′ı, Afrika kökenlilerde ise yüzde 99′u bulduğunu vurgulayan Artan, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 83 olduğunu bildirdi.

Artan, süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi durumunda tekrarlayan karın ağrıları, şişkinlik, bulantı, ishal, hazımsızlık gibi şikayetlerin laktoz sindirme yeteneksizliğine işaret olduğunu ifade ederek, ”bu belirtiler başka pek çok hastalıkta da görülmesi nedeniyle bazen fark edilemiyor” dedi.

TAHAMMÜLSÜZLÜK 5 YAŞINDAN SONRA BAŞLIYOR
Süt şekerine karşı tahammülsüzlüğün 5 yaşından sonra ortaya çıkmaya başladığını anlatan Artan, 8-9 yaş çocukların yarısında görülen bu durumun 12 yaşında yüzde 75′lere ulaştığını kaydetti.

Türk halkının çocukluktan edindikleri deneyimlerle süt ve sütlü besinlere isteksiz davrandığını, bu nedenle zaman zaman süt tüketiminin artması için çocuklarda ve okul çağı çocuklarına yönelik kampanyalar düzenlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Artan, şunları söyledi:

”Çoğu zaman süt tüketimindeki yetersizliğimizi sorgularız. Bunun altında yatan temel sorun, laktoz sindirme yeteneksizliğinin ırksal ve kalıtsal nedenlerle ülkemizde yoğun olmasıdır. Süt şekerine tahammül edemeyen bu kişiler, süte çocukluk çağında alıştırılmadıklarını beyan ederek, ‘tiksiniyorum’, ‘burnuma kokuyor’ gibi ifadeler kullanırlar. Bilirler ki, tahammül edebildikleri limitin üstüne çıktıklarında iki saat içinde bulantı, hazımsızlık, kramp ve ishal eğilimi ortaya çıkacaktır. Eğer sütten uzaklaşırsa da 12 saat içinde süratle iyileşeceklerdir. Yoğurt, ayran, kefir ve lor peyniri gibi fermente süt ürünleri, laktobasilus denilen bakterinin üremesi sırasında laktozu harcayıp tüketmesi nedeniyle düşük miktarda laktoz içerirler. Laktoz, anne sütünün 100 gramında 4, inek sütünde 7, Türklerin medeniyete armağanı olan yoğurt, ayran ve kefir gibi süt ürünlerinde ise 2 gramdır. Türkler sütü severek içememekle birlikte fermente süt ürünleri dediğimiz yoğurt, kefir ve ayranı severek tüketmektedir.”

KEMİK ERİMESİNE NEDEN OLUYOR
Laktoz sindirme yeteneği olanlarda katarakt, olmayanlarda kemik erimesi görüldüğünü belirten Artan, ”Sütü ulusça çok tüketmek gerektiğini biliyoruz ama böylesine kısıtlayıcı etmen de Türk toplumunu sütü alabildiğine rahat tüketmekten alıkoymaktadır. Ne yazık ki bu durum, ülkemizde kemik erimesinin erişkin her 3 kadın ve 7 erkekten birinde görülmesine neden olmakta. 40′lı yaşlarda sırt ağrısı ile kendini gösteren kemik erimesi, kırıklara yatkınlığa yol açmakta ve yaşam kalitesini düşürmekte” diye konuştu.

Artan, süt çocuklarında günde 600 miligram civarında olan günlük kalsiyum gereksiniminin, çocukluk çağında 800 miligrama, ergenlik çağında ise 1200 miligrama yükseldiğini bildirerek, bu ihtiyacı karşılamak için bir ergenin en az iki su bardağı süt veya aynı miktarda yoğurt, lor peyniri, ayran tüketmesi gerektiğini kaydetti.

SÜTÜ KESMEYİN, AÇIĞI KAPATIN
Laktozun bir düşman olmadığını vurgulayan Artan, bebeklerin başlıca besin kaynağı sütün içerisindeki bu başlıca karbonhidratın, erişkinlerde de kabızlığı giderici etkisi bulunduğunu dile getirdi. Laktozun belli oranda şifa kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Artan, ”Laktoz sindirme yeteneksizliği başa çıkılabilir bir sorundur. Süt alımını azaltıp, kesmekten çok, süte tahammülü artıracak sentetik laktaz enzimi damlalarıyla beslenerek ya da yoğurt, lor peyniri ve kefiri tüketerek açığı kapatabiliriz” dedi.

Çocukların gelişimi için süt ve süt ürünlerinin önemine dikkati çeken Artan, 5 yaşından sonra süt ve süt ürünlerine karşı iştahsızlık gelişen çocukların ailelerinin çocuk gastroenteroloji uzmanları ile çocuk doktorlarına başvurabileceklerini söyledi.

, , , , , , , , , ,

May
25

Sağlığa yararları saymakla bitmeyen kefir, hayatımızdan hiç çıkarmamamız gereken besinler arasında yer alıyor. Ayrana benzeyen ve en az ayran ile yoğurt kadar faydalı olan kefir, 7’den 70’e herkesin mutlaka tüketmesi gereken gıdalardan…
Kefir kültüre edilmiş, bir çok sağlık unsuru içeren, ayran benzeri bir içecektir. Uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içeceği. Halen Rusya’da tüketilen fermente süt içeceklerinin yüzde 70’ini kefir oluşturmakta. Bu ülkede 1981 yılında 1 milyon 160 bin ton kefir yapıldığı; Almanya, Finlandiya, Fransa, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’te ise kefirin ticari olarak üretilip satıldığı belirtilmiş. Son yıllarda ülkemizde de bazı rahatsızlıkları iyileştirmek amacıyla evlerde kefir yapılmakta ve kefir tane sine olan talep her geçen gün biraz daha artmakta.

HERKES RAHATÇA TÜKETEBİLİR

Kefir; ekşi ve ferahlatıcı tadıyla ayrana, probiyotik yapısıyla da yoğurda benzemektedir. Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar, bu içeceğin düzenli olarak tüketilmesi durumunda, sağlık açısından büyük fayda yaratmaktadır. Kefir, değerli vitamin ve minerallerle yüklenmiştir. Kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir. Kefirde yer alan çok miktardaki yararlı maya ve bakteri, kültüre edilme işleminden sonra, ortamda bulunan laktozun tamamına yakınını yapılarında bulunan laktoz enzimi ile tüketirler. Böylece laktozu tolere edemeyen kişilerde kefiri gönül rahatlığıyla tüketirler.

Kefir çok farklı sütler ile örneğin inek, keçi, koyun, hindistan cevizi, pirinç ya da soya sütleriile yapılabilir. Yapısal olan mukoz benzeri özelliği, sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır. Kefir, tanecik (grain) adı verilen jelatinimsi beyaz ya da sarı partiküllerden oluşmaktadır. Bu tanecikli yapı, kefiri diğer süt ürünlerin den ayırmaktadır. Bu tanecikler, bakteri-maya karışımı kazein (süt proteini) ve kompleks şekerlerle küme halini almaktadır. Bazı taneciklerin fermentasyon işlemleri sonucunda bir elin avucuna sığabilecek büyüklüklere ulaştığı bilinmektedir. Tanecikler yapılarında bulunan yararlı organizmalar sayesinde sütü fermente ederek, kültüre edilmiş bir ürüne dönüştürmektedir. Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel aminoasitler bakımından son derece zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilen yapılardır. Kefirde bol miktarda bulunan esansiyel aminoasitlerden biri olan triptofan ile kalsiyum ve magnezyumun sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir.

ENERJİ KAYNAĞI

Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral madde olan ve kefirde de bulunan fosfor ise, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu açıdan da, kefir yemek yararlıdır. Kefir; B1, B12 ve K vitaminleri bakımdan da çok zengindir. Bu vitaminlerin yeterli derecede alınmasının gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

ÇOCUKLARA ŞEKER YERİNE KEFİR YEDİRİN

Düzenli olarak kefir tüketmenin sağlık açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:

* Kefir kolay sindirilebilir bir besindir. Vücut için faydalı bakteriler, mayalar, vitaminler, mineraller ve proteinler açısından son derece zengindir.

* Dengeleyici bir gıdadır. Bağırsakları temizler ve içerdiği yapılar sayesinde bağışıklık sisteminin düzenli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.

* AIDS gibi rahatsızlıkların kötüye gitmesini yavaşlatan bir özelliği vardır. Kronik yorgunluk sendromuna ve halsizliğe karşı olumlu etkileri bulunmaktadır. Kanserle mücadelede de çok önemli bir rol oynar.

* Çok fazla şeker ve şekerli gıda tüketen çocuklar için son derece faydalı bir besindir. Çocuklara şeker yerine kefir yeme alışkanlığı kazandırmak yerinde bir davranış olacaktır.

Sakinleştirir

* Sinir sistemi üzerindeki sakinleştirici etkisi sayesinde uyku bozukluklarıyla, depresyonla ve hiperaktivite rahatsızlıklarıyla mücadele de çok önemli bir rol oynar. Çünkü kefir, doğal bir sakinleştirici ve antibiyotik niteliği taşımaktadır.

* Dünyanın farklı yerlerinde, astımın ve bir takım deri rahatsızlıklarının tedavisin de kefirden yararlanılmaktadır. Günümüzde, iç eko-sistemin temizlenmesinde de kullanılmak tadır.

Sindirim sistemi üzerinde yoğurttan çok daha etkili

Kefirle yoğurt arasındaki başlıca farklar şöyle sıralanıyor:

* Her iki ürün de kültüre edilmiş süt ürünleridir ama farklı türde faydalı bakteriler içermektedir. Yoğurdun içermiş olduğu bakteriler sindirim sistemini temiz tutarak, burada konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamaktadır. Kefir, bu özelliklere ek olarak, yoğurdun sahip olmadığı sindirim sistemini kolonize etme özelliğinede sahiptir.
* Kefir yoğurtta bulunmayan birkaç faydalı bakteriyide içermektedir. Lactobacillus caucasus, leuconostoc, acetobacter türleri ve streptococcus türleri bunlara örnektir. Aynı zamanda, vücut için yıkıcı patojen özellikte olan mayaların gelişimini kontrol altına alan ve elimine eden saccharomyces kefir ve torula kefir gibi mayaları da içermektedir. Kefir, sindirim sisteminde zararlı bakterilerin ve mayaların bulunduğu ortamda mukozasta bir yapı oluşturarak bu ortamı temizler ve bağırsakların direncini artırır. Bu sayede de vücut, gerek escherichiacoli gibi patojenlere gerekse bağırsak parazitleri ne karşı çok daha dirençli hale gelir.
* Kefirin için de bulunan bakteriler ve mayalar, tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirimine yardımcı olarak besin kaybını önler. Bu sayede kefir, kolonu temiz ve sağlıklı tutar. Kefirin yoğurda kıyasla daha ince tanecikli bir yapıda olması, sindiriminin daha kolay olmasını sağlamaktadır. Bu sayede de hem bebekler, hem rahatsız yaşlılar, hem de sindirim bozukluklarına sahip olan kişiler açısından tüketimi bir hayli kolaylaşmaktadır.

Evde nasıl kefir yapılır?

Evde kefir hazırlamak için bir kavanoza veya ağzı geniş bir şişeye, 2 bardak taze süt koyun. Kefir tanelerini bulundukları kaptan demir olmayan bir süzgeç vasıtasıyla süzün. Süzgeçte kalan kefir tanelerini ise sütün konduğu kaba aktarın. Ağzını bir kapla sıkı olmayacak şekilde örtün. 24 saat oda sıcaklığında bekletin. Kefir tanelerini bir kez daha demir olmayan bir süzgeçle süzün. Bunları eğer tekrar kefir yapılacaksa sütün içine, yapılmayacaksa kendi kaplarına koyun. Hazırladığınız kefiri en çok 2 gün içinde tüketin. Ağzı kapalı bir kabın içinde, buzdolabın da muhafaza edin.

GAZETE HABERTURK – TAYLAN KÜMELİ

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis
07

Önce C ve E vitaminiyle tanıştık! Zamanla beta karoten’di, selenyum’du derken avuç dolusu hap yutmaya başladık. Oysa bu ürünler herkese lazım değil. Üstelik oldukça da pahalılar. Her şeyden önce şu noktayı iyi bilmeniz lazım. Bu desteklerin çoğu doğada, dolayısıyla yiyip içtiklerimizde zaten var.

DOKSANLI yılların başında Amerika da başlayan vitamin, mineral ve diğer besin desteklerinden faydalanma arzusu şimdi bizde de yaygınlaştı. Önce C ve E vitaminiyle tanıştık! İlgimiz zamanla genişledi. C ve E vitaminiyle yetinmemeye, beta karoten’di, selenyum’du, çinko’ydu, kalsiyum’du derken “sağlığımı güçlendireyim” düşüncesiyle avuç dolusu hap yutmaya başladık. Gözlemlerimiz bu konunun yanlış bir yola girdiğini gösteriyor. Kitapta, gazetede, dergide okuyan, arkadaşından, komşusundan duyan birçok insan bu desteklerden faydalanmaya çalışıyor. Oysa bu ürünler herkese lazım değil. Üstelik oldukça da pahalılar.

Çoğu doğada zaten var

Her şeyden önce şu noktayı iyi bilmeniz lazım. Bu desteklerin çoğu doğada dolayısıyla yiyip içtiklerinizde zaten var. Eğer doğru bir yeme içme planı yapabilirseniz bunların eksikliğini çekmez, ihtiyacınız kadarını vücudunuza zaten kazandırırsınız. Söylemek istediğim şey şudur: Kendinizi “süper hissetmek” istiyorsanız bunu vitamin, mineral ve besin desteği haplarıyla yapabilirsiniz ama doğrusu, ucuzu ve hatta daha etkilisi manav, market, pazar alışverişinizde sepetinize dolduracağınız yiyeceklerde gizlidir.

Fazlasına doktor karar versin

Hele bir de bu yiyecekleri içindeki bu gizli güçler tahrip olmadan sofranıza koyabilirseniz “bir şeyleri eksik mi alıyorum acaba?” sorusunu unutabilirsiniz, gözünüz kesinlikle arkada olmaz. Ben size öncelikle süper gıdaları mutfağınızdan, sofranızdan eksik etmemenizi öneriyorum. Ama bütün bunlara rağmen hala bir şeylerin eksik kaldığını düşünüyorsanız ya da özel bir nedenle bazı maddelere fazlaca ihtiyacınız varsa –ki bu kararı doktorunuz vermelidir- desteklerden faydalanmayı o zaman düşünün.

İşte doğal vitaminler

- ON üzüm tanesi (taze veya kuru) yediğinizde, on kiraz, ahududu, mor yaban mersini, böğürtleni midenize indirdiğinizde bir tablet rezveratrol ya da antosiyanin yüklü antioksidan haptan çok daha fazlasını elde edersiniz. Üstelik, birçok başka vitamin ve minerali de hücrelerinize gönderirsiniz.

- Sabah kahvaltısında dilimleyip hafifçe ısıttığınız domates parçalarının üzerine şöyle yarım çay kaşığı kadar zeytinyağı gezdirirseniz, salatalarınıza domates kurusu ilave eder, yaz aylarında birkaç dilim karpuzu afiyetle yerseniz ihtiyacınız kadar likopeni bedeninize kazandırmış olursunuz.

- Dörtte bir fincan ayçiçeği çekirdeği, günlük E vitamini ihtiyacınızın neredeyse tamamını, bir su bardağı yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacınızın üçte birini, bir bardak kefir probiyotik desteğinizin neredeyse hepsini sağlar.

- 3-4 fincan yeşil çay içtiğinizde inanamayacağınız miktarda antioksidan kazanıp kanınızı tam bir “epigalokateşin” cennetine çevirebiliyorsunuz.

- Dünyanın en değerli antioksidanlarından lütein ve zeaksantin gözlerinizin en yakın dostlarıdır ve bir orta boy turuncu renkli dolmalık biberin içinde bir miligram lütein, 6,5 miligrama yakın zeaksantin var.

- Aynı anda 200 miligramın üzerinde C vitamini (günlük ihtiyacınızın üç katıdır), 5 miligram kadar E vitamini (günlük ihtiyacınızın üçte biridir) de aynı biberin içinde gizlenmiş sizi bekliyor!

Peki ben ne yapıyorum

BEN, yalnızca CoQ10 ve omega-3 desteği alıyorum. Ama fırsat buldukça da pancar, turp, karnabahar, lahana tüketmeye çalışıyorum. Özellikle taze çiğ lahanayı daha bol yiyebilmek için Mihraban’dan soframızda “ev yapımı” lahana turşusu bulundurmasını istiyorum. Çünkü bunların içinde benim o sarı renkli kapsülümdeki kadar olmasa da oldukça fazla miktarda CoQ10 var.

Kansere karşı müthiş defans

Kapsülüm sadece CoQ10 içeriyor ama bu yiyecekler kalsiyumdan, C ve K vitamininden de zengin. Ve tümü kansere karşı mükemmel bir defans oluşturduğu yüzlerce yayında kanıtlanmış sulforafan ile dolu. Bu örneklere sabah kahvaltısında yudumlayacağınız yarım bardak nar veya portakal veya greyfurt suyunu, ara öğünlerde faydalanacağınız elma dilimlerini ya da 3-5 adet nohut/ 7-10 adet fındık veya bademi de dahil ederek bedeninizi tam bir vitamin, mineral ve antioksidan doğal madde cennetine çevirebilirsiniz.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eyl
06

Yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde bulunan probiotiklerin, alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını engellediği bildirildi.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, sağlık için yararlı olan ”dost mikropların” başlıcalarının ”lactobacillus” ve ”bifidobacterium” olduğunu belirtti.

Bu dost mikropların, vücuda zararlı olanların bağırsaklarda tutunma yerlerini işgal ederek, üremelerini, gerekli olan besinleri tüketerek çoğalmalarını ve hastalık yapmalarını engellediklerini vurgulayan Prof. Dr. Küçükusta, yoğurt, kefir (özel bir maya mantarıyla keçi veya inek sütünün mayalanmasıyla hazırlanan ekşi içecek) ve mayalanmış sütten elde edilen diğer besinlerin, bu dost mikroplar bakımından zengin olduğunu dile getirdi.

Probiotiklerin bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, bağırsaktan vitamin ve minarellerin emilimini artırdığını ifade eden Prof. Dr. Küçükusta, başta bağırsak iltihapları ve çeşitli nedenlere bağlı ishaller olmak üzere böbrek, idrar yolları ve derideki infeksiyonlara karşı koruyucu etkileri bulunduğunu anlattı.

Yoğurt ve Egzama İlişkisi
Prof. Dr. Küçükusta, probiotiklerin besin alerjisini önlediğinin de anlaşıldığını dile getirerek, Finlandiya’da yapılan bir araştırmada, gebeliklerinin son haftalarında ve süt verdikleri 6 aylık dönemde probiotik verilen annelerin bebeklerinde egzamanın yüzde 50 daha az görüldüğünün belirlendiğini söyledi.

Çiftliklerde doğup büyüyen çocuklarda da astım ve alerjik hastalıkların daha az görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Küçükusta, uzmanların probiotiklerin astım üzerine etkilerini de araştırdığını dile getirdi.

”Yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde bulunan probiotikler, alerjik hastalıkların ortaya çıkmasını da engelliyor” diyen Prof. Dr. Küçükusta, probiotiklerin yoğurt ve kefir gibi mayalanmış süt ürünlerinde doğal olarak bulunduğunu hatırlattı.

Eyl
06

Erken yaşlarda başlanan bazı içecekler hastalıklardan koruyor.

Erken yaşlarda başlanan bazı içecekler ileriki yaşlarda ortaya çıkabilecek hastalıklardan koruyor.

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Ayşe Baysal, hiç bir gıdanın hastalıkların tedavisinde mucize gerçekleştiremeyeceğini ancak, şalgam suyu, boza, kefir, süt, ayran gibi içeceklerin bebeklik çağından itibaren tüketilmesinin, ileride ortaya çıkacak birçok hastalıktan korunma açısından önemli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ayşe Baysal, kanser, obezite, osteoporozis, kalp-damar gibi hastalıkların ortaya çıkmasında hatalı ve dengesiz beslenmenin önemli rol oynadığını belirterek, bu nedenle bebeklikten itibaren doğru ve yeterli beslenmeye önem verilmesi gerektiğini söyledi.

Özellikle okul çağı çocuklarının yeterli kalsiyum, D, B vitaminleri almasının önemli olduğunu anlatan Baysal, şeker ve şekerli gıda, tuz tüketiminin önemli sağlık riskleri yarattığını ifade etti.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cem Karagözlü ise Kelime anlamı “yaşam için” olan probiyotik ürünler konusunda Türkiyede yasal bir düzenleme olmadığını kaydederek , “işlevsel gıda” olarak bilinen bu tür gıdaların pazar büyüklüğünün dünyada 200 milyar dolara ulaşmasının beklendiğine de dikkati çekti.

Eyl
06

Piyasada prebiyotik katkılı besinlerin tüketiciye sunumu artarken, uzmanlar da bu besinlerin faydaları konusunda uyarıyor.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, prebiyotik adı verilen yararlı bakterilerin bazı besinlerle ya da tablet şeklinde alındıklarını belirterek, “Prebiyotiklerin 2 etki mekanizması var. Birincisi bağırsaklarda zararlı olan bakterilerin çoğalmasını engelliyor. İkincisi de kanserojen etkiye sahip maddelerin emilimini azaltıyor.” diye konuştu.

Erdal, prebiyotik bakterilerin anti kanserojen olduklarını ifade ederek, bağışıklık sistemini güçlendirdiğini de kaydetti. Erdal, şu bilgileri verdi: “Prebiyotikler bağışıklık sistemini güçlendirir. Kemik erimesi ve diyabete karşı da olumlu etkileri var. Kefir ve köy yoğurdu doğal prebiyotik içerir. Ev yapımı yoğurttan, kefirden ya da prebiyotik katkılı yoğurttan, metabolizma için gerekli olan prebiyotik bakterileri sağlayabiliriz.”

Erdal, vücuda giren kanserojen maddelerin emiliminin azaltılmasında prebiyotiklerin önem taşıdığını belirterek, şöyle devam etti: “Çevresel faktörler sonucu, bazı besinlerde tat verici olarak kullanılan öğelerle ya da besinlerin pişirilmesi sırasındaki yanma, kömürleşme gibi nedenlerle kanserojen etkiye sahip maddeler vücudumuza girer. Prebiyotikler salgıladıkları asitlerle bu maddelerin ince bağırsaklarda emilimini azaltır. Prebiyotik bakteri içeren besinlerin tüketilmesi sağlık için önemlidir.”

Eyl
06

Yararlarının ortadan kalkmaması için sıcak yemekle yenmemesi gerekiyor

Besleyici, koruyucu, tedavileri destekleyici ve iyileştirici özellikleri nedeniyle her yaş grubunun istediği kadar tüketebileceği kefirin, sıcak yemeğe ilave edilerek yenmemesi gerektiği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Mustafa Tayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kafkas Türkleri tarafından keşfedilen, kefirin, laktik asit bakterileri ve asetik asit bakterileri ve torula mayalarını içeren kefir tanelerinin sütü fermantasyonuyla elde edilen, içilebilir kıvamda, sağlık açısından oldukça faydalı bir süt ürünü olduğunu söyledi.

Kefirin ekşi ve ferahlatıcı tadıyla ayrana, içerdiği bakterilerin bağırsak sisteminde tutunma özelliği olan probiyotik yapılarıyla da yoğurda benzediğini anlatan Tayar, “Kaliteli ve sağlıklı yaşama katkısı, kefirin bileşiminde bulunan probiyotik bakteri ve mayalardan kaynaklanır” dedi.

Kefirin Yararları
“Toksik maddelerden vücudu temizleyen antioksidan ve antikanserojenik özellikler, kefirin tedavileri destekleyici ve koruyucu rolünü güçlendirmektedir” diyen Tayar, şu bilgileri verdi:

“Kefirin, tüketiciler tarafından bir ilaç olarak algılanmaması, sağlıklı yaşam ve tedavi sırasında bir destek gıda olarak düşünülmesi gerekir. Kefir, bağırsak florasını güçlendirerek sindirim sistemini mükemmel hale getirir. Sinir sistemine olumlu katkılar yaparak rahatlama sağlar, uykusuzluğa iyi gelir, çeşitli hormon salgılarının seviyelerini dengeler ve normalleştirir.”

Sıcak Yemekle Yememek Gerekiyor
Kefiri günlük olarak tüketmenin önemli olduğunu, böylece sindirim sistemindeki iyi mayaların dengesinin sağlanarak, sağlık açısından yarar sağlanabildiğini belirten Tayar, şöyle devam etti:

“Günün her saatinde, istenildiği kadar kefir tüketilebilir. Bir kişi günde ne kadar yoğurt yiyorsa, o kadar da kefir tüketebilir. Önce bir çay bardağı içilip, daha sonra miktarı gittikçe artırılabilir. Kefir günün herhangi bir saatinde, yemeklerle birlikte, yemek sonrasında, ya da atıştırmalık olarak tüketilebilir. Dikkat edilmesi gereken, kefirin sıcak yemeğe ilave edilerek yenmemesidir. Çünkü yüksek sıcaklık, kefirin içindeki probiyotik mayaların ölümüne, dolayısıyla bu mayaların sağlayacağı faydaların ortadan kalkmasına sebep olabilmektedir.”

İçindeki Alkol Zararsız
Son zamanlarda kefirin içinde alkol olduğu için tüketilmesinin sakıncalı olduğu yönünde açıklamalarda bulunulduğuna değinen Prof. Dr. Tayar, “Kefirde alkol vardır, ancak bu alkol sütten kefir oluşurken doğal olarak meydana gelmektedir. Fermante olarak üretilen bazı gıdalarda da alkole sıklıkla rastlanır. En ekşi, en sert kefirde alkol onbinde 5′i geçmez. Piyasalarda satılan ve evde yapılanlarda bu oran en fazla onbinde 1 veya 2′dir. Yoğurt ve ayranda da az miktarda alkole rastlanır” dedi.

Haz
25

Tuvalet alışkanlığı küçük yaşlarda kazandırılan eğitimlerden biridir. Çoğumuz küçükken bu eğitim esnasında bazı sorunlarla karşılaşmışızdır. Bağırsak hareketleriniz iyi değil ve beslenmeniz de bunu olumsuz yönde destekliyorsa; kabızlığa aday bir kişi haline gelirsiniz. Bu durum 3 gün boyunca dışkılama olayının olmaması olarak tanımlanır. Sağlıklı her insan günde 1 kez mutlaka dışkılama ihtiyacını giderir.

Nedenleri…
* Ailesel bağırsak tembelliği

* Az posalı-lifli beslenme

* Daha çok çocukluk döneminde ağrılı bir dışkılama sonrası korku ile bunun kısır döngüye dönüşmesi

* Erişkinlerde stres

* Bu dışkılama farklılığı erişkinlerde kanser riskini de düşündürebilmektedir.

Kabızlık, kişide gaz şikayetlerine, ateş yükselmesine yol açtığı gibi kilo alımını da artırır.

Alınacak tedbirler
* Güne başlarken mutlaka aç karnına en azından 1 bardak su içerek güne başlanmalı ki; bağırsaklarımız çalışmaya başlasın.

* 1 bardak ılıtılmış su veya ıhlamur için. İçine 1 tatlı kaşığı bal, pekmez, erik ya da kayısı marmeladı koyabilirsiniz. Sonrasında 15 ile 30 dakika egzersiz yapılmalıdır.

* Posa alımı için meyveleri kabuklu tüketin. Elma, ayva, muz ve şeftali, kabızlığı artıran meyvelerdir. Daha çok armut, portakal, kuru ya da taze erik, kayısı, incir, kavun, bağırsakları daha çok çalıştırır.

* Öğünlere salata eklenmelidir.

* Sebze yemekleri daha çok zeytinyağlı olarak tercih edilmeli, günde 6-8 porsiyon meyve ve sebze yenmelidir.

* Pilav olarak bulgur, kepekli makarna veya kepekli pirinç tüketilebilir.

* Ekmek olarak daha çok tam tahıllı, kepek, çavdar ve yulaf tercih edilmelidir.

* Haftada en az 1 kez kuru baklagiller yenmelidir.

* Mümkünse oda ısısında bol su içilmelidir.

* Kolalı içecekler ve kafein içeriği yüksek içeceklerden uzak durulmalıdır.

* Çayı açık içmeniz daha yararlı olacaktır.

*Seveceğiniz bir spor dalına yönelebilirsiniz.

* Bütün bunların yanında tuvalette aç karnına biraz beklemeniz, biyolojik saatinizin o saate alışmasını desteklemeniz gerekebilir.

* Tuvalet ihtiyacını hissettiğiniz anda, işinize öncelik verip diğer ihtiyacınızı ötelerseniz sorun yaşamaya devam edersiniz.

* Yoğurt tüketimi önemlidir. Prebiyotik yoğurtlar ve kefir daha iyi gelir.

Medicana Bahçelievler Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatmagül YILMAZ More news by category Topic -: Buy phentermine saturday delivery ohio Tramadol hydrochloride tablets Picture of xanax pills Free shipping cheap phentermine Buying phentermine without prescription Safety of phentermine Pyridium Generic viagra cialis Cialis generic india Pink oval pill 17 xanax identification Buy free phentermine shipping Best price for generic viagra Information about street drugs or xanax bars Ordering viagra Snorting phentermine Hydrocodone overdose Lithium Amiodarone Get online viagra Order viagra prescription Order xanax paying cod Cheap phentermine free shipping Imiquimod Tramadol next day Linkdomain buy online viagra info domain buy onlin Pfizer viagra sperm Vidarabine Cheapest viagra price Prevacid Viagra cialis levitra comparison Dutasteride Lisinopril Thiotepa Female spray viagra Black market phentermine Betamethasone Cialis forums What does xanax look like Loss phentermine story success weight Order xanax overnight Viagra alternative uk Diet online phentermine pill Order xanax cod Mecamylamine Eulexin Cheap hydrocodone Buy cheapest viagra Viagra xenical Phentermine with no prior prescription Xanax in urine Macrodantin Cheap phentermine with online consultation Epivir Buy phentermine epharmacist Ditropan Woman use viagra Cialis erectile dysfunction Xanax withdrawl message boards Viagra online store Atorvastatin Generic ambien Is phentermine addictive Next day delivery on phentermine Buy online viagra Ethanol Natural phentermine Avandamet Xanax long term use Diet page phentermine pill yellow 5 cheap Cheapest secure delivery cialis uk Information medical phentermine Cialis experience Phentermine no perscription Compare ionamin phentermine Viagra cialis levivia dose comparison Noroxin Effects of viagra on women Buy cheap cialis Viagra shelf life Hydroxyurea Phentermine discount no prescription Buy cheap online viagra Dog xanax Online cialis Viagra class action Viagra price Phentermine without prescription and energy pill Hydrocodone cod only Nicoumalone Cheapest viagra Cheap ambien Vicodin without prescription Phentermine prescription online Phentermine snorting Mirtazapine Quazepam Isradipine Buy generic viagra online Xanax look alike Moxifloxacin Viagra experiences Piroxicam Nicorette Free try viagra Sotalol Cash on delivery shipping of phentermine How do i stop taking phentermine Xanax prescriptions Cheapest phentermine 90 day order Niacinamide Phentermine weight loss Phentermine

May
11

Hamuru ve tatlıyı azalt, sebze meyveyi çoğalt

Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.

Tatlandırıcı içeren ’light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.

Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin.

Bol taze sebze ve meyve tüketin.

Yeterli omega-3 alın, ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı) yiyin.

Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza yiyin.

Günde iki diş sarımsak veya 1 baş kuru soğan tüketin.

Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.

Şekersiz yeşil ve siyah çay tüketin.

Stresten uzak durun.

İyi uyuyun.

Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.

D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.

Yeteri derecede egzersiz yapın.

Alkol kullanmayın.

İşlenmiş soya ürünü yemeyin.

Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.

Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen ihtiva eder.

Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.

Prof. Dr. Ahmet Aydın