Paz
11
May
11:12

Diyet yaparken genellikle kabızlık şikayetlerim artar. Bir arkadaşım kullandığım çayların bağırsaklarımı hasta edebileceğini ve kabızlık şikayetimi azaltmak için kefir kullanmamı önerdi. Ayrıca zayıflamama da katkı sağlarmış. Bu konuda görüşlerinizi alabilir miyim?

Zayıflatan lezzet

Sık sık diyet yapan bireylerde tek tip besine dayalı bir beslenme sistemi ve aşırı kalori kısıtlamaları bağırsak florasını olumsuz yönde etkileyerek kabızlık şikayetlerini artırabilir. Kullanılan bağırsak çalıştırıcı çaylar bağırsak sistemini çalıştırıyor gibi görünse de daha tembelleştirir. Çünkü bağırsak yapısında yaşayan ve bağırsak sağlığından sorumlu bu bakteriler zamanla ortamdan atılır ve kabızlık şikayetleriniz bir poşet laksatif çayla azalırken bir süre sonra bir bardakta dört beş poşet tüketirseniz ancak çalışmaya başlar. Bu durum uzun vadede faydalı bakterilerin azalması ve vitamin (B gurubu vitaminler), mineral (demir, kalsiyum, sodyum, potasyum gibi) eksikliklerinin yaşanmasına neden olacaktır. İşte bu noktada uygulanan tüm zayıflama diyetlerinde günlük süt-yoğurt tüketim miktarının 100-200 ml’si kefirle sağlanması bağışıklık sisteminizi ve sindirim sisteminizi olumsuz yönde etkileyebilecek bu şikayetlerden sizi uzak tutacaktır. Kefir, Kafkas Türkleri tarafından Orta Asya’da 2 bin yıl önce keşfedilen, sindirim sistemi ve bağışıklık sistemi üzerinde bir olumlu etkilere sahip içecektir. Yapılan bir çalışma sağlıklı kilo aralığında bulunan kişilerin bağırsak yapısında yer alan probiyotiklerin şişman bireylere oranla daha fazla olduğunu bildirmektedir. Bu durum düzenli bağırsak faaliyetlerinin kilo koruyucu olduğunu göstermektedir. Bağırsak florası üzerindeki olumlu etkilerinin devamlılığı açısından kefirin hergün düzenli olarak tüketilmesini öneririm.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Beslenme alışkanlığında bazı noktalara dikkat edilerek kansere yakalanma riskini düşürmek mümkün. Balık, süt ürünleri, sebze ve meyve tercih edilmesi gereken besinlerin başında geliyor
Amerika Minnesota Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre tüm kanser olgularının yüzde 60′ı yanlış beslenme sonucudur. Bu amansız hastalıktan kaçınmak için herkesin beslenmesine özen göstermesi gerekiyor. Beslenmeye ek olarak çevre risklerinden (sigara, hava kirliliği, röntgen ışınları, elektromanyetik ışınlar) kaçınma, stresle baş etme, yeterli bedensel aktivitenin kanserden korunma programının parçaları olduğu bilinmelidir.

MEYVE VE SEBZE İLK SIRADA
Kanserden koruyucu bir diyetin en önemli özelliği her gün en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze yenmesidir. Örneğin 1 porsiyon sebze yemeği, 1 büyük tabak karışık salata, 1 bardak domates suyu, 1 elma ve 1 porsiyon çilekle her gün tüketilmesi önerilen 5 porsiyon meyve ve sebze koşulu yerine getirilmiş olur. 3 porsiyon sebze yaklaşık 400 gram gelir. Bunun yaklaşık yarısı çiğ olarak tüketilmelidir (salata, sebze suyu). Tercihen taze mevsim sebzeleri yenmelidir. Ancak gerektiğinde dondurulmuş sebzeler de bir alternatiftir.

2 porsiyon meyve yaklaşık 300 gramdır. Eğer çalışma hayatında kolaylık sağlayacaksa, günlük tüketilmesi gereken 5 porsiyon meyve ve sebzenin 1′er porsiyonu sebze ya da meyve suyu olarak içilebilir. Meyve ve sebze tüketiminde dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta, birkaç çeşit sebze çerçevesinde kalmamak, geniş bir yelpaze içerisinden her gün elden geldiğince değişik sebze ve meyve seçimi yapmaktır. Böylece çok çeşitli sebze ve meyve tüketimiyle bine yakın çeşitli bitkisel kimyasallar alınır. Sebze ve meyvelerde rengine göre seçim yapılması, içerdikleri yararlı maddeleri almak için pratik bir çözümdür. Örneğin pembe-kırmızı renkliler (domates, karpuz, pembe greyfurt) likopen maddesi içerir. Likopen güçlü bir antioksidandır. Çeşitli kanserlere, kalp-akciğer hastalıklarına karşı koruyucu etkilidir. Domatesi her gün tüketmeye çalışın. Koyu kırmızı / mor renkli üzüm, çilek, erik, elma, kiraz, lahana, pancar, patlıcan gibi sebze ve meyveler antosiyanin’leri içerir.

Antosiyanin’ler kuvvetli antioksidandır. Hücreleri korur. Turuncu / sarı renkli şeftali, havuç, kayısı, kabak, portakal gibi yiyecekler karoten ve kriptoksantin maddelerini içerir. Bu maddeler de güçlü antioksidandır. Hücreleri korur. Yeşil ve koyu yeşil yapraklı ıspanak, brokoli, lahana gibi sebzeler de kanserden koruyucu diğer birçok kimyasalları içerirler. Demek ki değişik renkte sebze ve meyvelerden tüketmekle sağlığımız için çok yararlı çeşitli bitkisel maddeleri almayı garantilemiş oluruz. Günde en az bir kez baklagillerden (kurufasulye, soya, nohut, mercimek, bezelye, barbunya) bir porsiyon ve tam tahıl ürünlerinden (kabuklu pirinç, bulgur, tam tahıl makarnası ya da ekmeği) 1 porsiyon tüketmek yararlıdır. Tam tahıllar, baklagiller, meyveler, sebzeler, kuru yemişler ve çekirdekler zengin lif kaynaklarıdır ve kanserden koruyucudur.

BALIK YEMEK ŞART
Haftada bir ile iki kez balık tüketimi önerilir. Özellikle somon, sardalya, uskumru ve ton balığı sağlık için önemli olan omega üç yağ asitlerinden zengindir. Ayrıca deniz ürünlerinde hücreleri koruyan güçlü antioksidan selenyum vardır. Kırmızı et ise doymuş yağdan ve kolesterolden zengindir. Fazla tüketilmesi birçok kanser için risk oluşturmaktadır. Sağlıklı ve kanserden koruyucu diyetin kapsamında günde bir kez düşük yağlı (yüzde bir) fermente süt ürünlerini (yoğurt, kefir, probiyotik süt ürünleri ve diğer fermente süt ürünleri) tüketilmesi de yer alır. Probiyotik bakteriler aside dayanıklı bakteri türüdür. Mide ve bağırsakta ölmezler. Bağırsak hastalıklarından koruyucu ve bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterirler. Kanserojenleri aktive eden enzimleri durdurur. Nobel ödüllü Rus bilgini Elie Metchnikof Bulgaristan’daki uzun ömürlülerin fazla olmasını fermente süt ürününün (kefir) çok tüketilmesine bağlıyor.

Kafkasların sağlıklı içeceği kefirin özellikle bebeklerde alerjiye iyi geldiği ortaya çıktı. Uzmanlar, kefirin içinde bulunan süt asidi ve alkolün bebeklerde bağışıklık sistemini alerjilere karşı güçlendirdiğini ortaya çıkardı. Yapılan araştırmalarda özellikle bebeklerde alyuvarlar içinde yer alan ve alerjik tepkilere neden olan ovalbumin proteininin üçte bir oranında azaldığı tespit edildi. Uzmanlar, Kafkaslar ve Doğu Avrupa’da yaygın kullanılan kefirin, bu bölgedeki çocukların sağlıklı olmasında da etkili olduğunu belirtiyor.

Kafkasya kökenli kefir, gençlik iksiri olarak anılmanın yanı sıra uykusuzluktan sindirim sistemi sorunlarına kadar pek çok konuda vücut dengesini düzenliyor

Kefir uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içkisi. Kafkasyalılar, fermante bir ürün olması bakımından kımıza benzeyen kefiri, su yerine içiyor ve gençlik iksiri olarak kabul ediyor. Sütten yapılan kefir, insanların ilgisini çeken alternatif probiyotik içeceklerin başında geliyor. İçeriği ile yüksek antibiyotik aktiviteye sahip olan kefir; bağışıklık sistemini destekliyor, hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel oluyor, hastalıklara karşı direncin artmasını sağlıyor, sindirimi kolaylaştırıyor. Çeşitli üniversitelerin gıda mühendisliği bölümlerince yapılan araştırmalara göre, kefir sütteki tüm besin maddelerini içerdiği için yoğurt kadar yüksek besin değerine sahip. Sindirimi kolay olan kefir, ayrıca serinletici ve iştah açıcı bir aromaya sahip. Hazmının kolay, içeriğinin proteince zengin oluşu nedeniyle kefir, hastalar ve çocuklar için de uygun bir besin. Kefir için Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknisyeni Eğitim Araştırma Uygulama İşletme Müdürü Salih Özcan, şunları söylüyor: “Kefirin, ülser, yüksek, tansiyon, bronşit, astım, safra bozuklukları ve diğer bazı hastalıkları tedavi edici özelliğe sahip olduğu ileri sürülüyor.”

DÜZENLİ İÇİLMELİ
Özcan, tüm süt mamulleri gibi, düzenli kefir içilmesinin de bağırsak florasını düzenlediğini ve buna bağlı olarak bazı bağırsak rahatsızlıklarını iyileştirdiğini belirtiyor. Ayrıca kefirin, sinirsel rahatsızlıklar, iştahsızlık ve uykusuzluk için de yararlı olduğunu ifade eden Özcan, son günlerde kefire ilginin arttığını belirtiyor. Kefir, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin satış mağazasında bulunuyor.

Per
3
May
23:05

Sitemiz Trt izmir tv tarafından hazırlanan turksiteadlı programda yer almıştır.
KEFİR HAKKINDA İNGİLİZCE BİLGİ İÇİN TIKLAYIN ..
Kefir, (Çerkesçe Kundeps) çok eski yıllardan beri Kafkasya’da(Kefirin tarihçesi için tıklayın!) bugün ise tüm dünyada ticari maksatla imal edilen Kefir mayası yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir içecektir.

Kefir İçeçek halinde Kefir Taneleri

Kefir, beyazımtrak renkte, karnıbaharı andırır şekilde ve genellikle bezelye veya fındık büyüklüğünde tanelerden meydana gelmiştir. Kefir tanesinde; Torula mayaları, Sacharamyces sp., Streptococcus cremoris, Betabacterium sp. gibi mikroorganizmalar bulunur. Bunların faaliyeti sonucu süt asidi, etil alkol ve karbondioksit meydana gelir. Kefir tanesi içerisinde bulunan mikroorganizmalardan bazıları süt şekerini parçalayarak süt asidi oluştururlar ve süt pıhtılaşır.

Çeşitli yayınlarda kefirin alerjik rahatsızlık,iştahsızlık, uykusuzluk, verem ve brek hastalıklarında, bronşit ve astımda, ekzema tedavisinde, bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde kullanıldığı belirtilmektedir. Kefirin başka nelere iyi geldiğini Sitemizde Neden kefir içmeliyim! başlığı altında bulabilirsiniz.

alternative answersBuzdan gemiler
Postacınız