Archive

Posts Tagged ‘bağışıklık’

Eyl
10

Kafkasların sağlık iksiri kefir sadece sindirimi değil bağışıklık sistemini de güçlendiriyor. Mevsim geçişlerinin olduğu dönemlerde kefir içerek virüslere karşı önlem alabilirsiniz.

Güneşli günler bize henüz sonbahara girdiğimizi hissettirmese de grip, nezle ve soğuk algınlığı gibi pek çok hastalık hava sahamızdan çoktan girdi. Her sene daha da güçlenen virüse karşı yapılması gereken tek şey bağışıklık sistemini güçlendirmek. Bunun için bir bardak kefir yeter. Tadını beğenin ya da beğenmeyin ama bu içecekten vücudunuzu mahrum bırakmayın. Süt, yağ, laktoz, mineral gibi maddeler ve vitamin içeriğine sahip bu içecek çok güçlü bir multivitamin etkisinde. Yararlı mikroorganizmaların sindirim sistemini harekete geçirerek vücudu toksinlerden arındırdığı kefirin kanserden koruduğunu bilmeyen kalmadı. Hatta modern tıp tüberküloz, kanser ve gastrointestinal rahatsızlıklarda tedavi amaçlı olarak kefirden yararlanıyor.

Antibiyotik etkisi var

Kefirde bulunan laktik asit bakterilerinin immün reaksiyonları kuvvetlendirici bir etki yaptığı deneylerle kanıtlandı. Laktik asit bakterileri immün sistem üzerine dışarıdan destekleyici etki gösteriyor. Sürekli içildiğinde kefirle birlikte vücuda alınan yararlı bakteriler, özellikle de laktobasiller bağırsaklara yerleşerek, buradaki mikroflorayı düzeltiyor. Antibiyotiğe benzer bileşiklerle hastalığa yol açan bakteriler yok ediliyor.

Tadını sevdirecek bir tarif

Kefir mayhoş, ekşimsi ve bozuk süt tadı ile açıkçası toplumun birçok kesimi tarafından içilmeyen bir süt ürünü olarak gözümüze çarpıyor. Birçok kişi yararlı olduğunu bilir ama içmek istemez. Bu nedenle kefiri içilebilir hale getirmek elimizde. Size hazırladığım fonksiyonel kefir tarifini düzenli olarak içtiğinizde bağışıklık sisteminiz güçlenecek. Bir kap içerisine hazır veya ev yapımı kefirinizi boşaltın. İçerisine ince kıyılmış taze nane, taze maydanoz ve salatalık dilimlerini atın. Dörtte bir çay kaşığı tuz ekleyerek karıştırıcıda iyice çırpın. İşte yemyeşil taze sebze kokan kefir ile o mayhoş tattan uzak olacak zevkle içebileceksiniz.

Selahattin Dönmez

, , , , , , , , , , , ,

Ara
28

Herhangi bir hastalık sırasında savunma yani bağışıklık sisteminin vücudu enfeksiyonlara karşı korumaya çalıştığını belirten Beslenme ve Diyet uzmanı Hülya Günsoy,enfeksiyonlarla savaş halindeki vücudun bağışıklık sistemini güçlü tutmanın elimizde olduğunu, bunun da yeterli ve dengeli beslenme ile sağlanabildiğini belirtiyor. Dyt. Hülya Günsoy domuz gribi ve çeşitli enfeksiyonlara karşı yeterli ve dengeli beslenme önerilerini aktardı:

İŞTE ÖNERİLER…

Temel besin gruplarında dengeli dağılım temel kural !

Süt ve süt ürünleri, et, balık ve kümes hayvanları, sebze ve meyveler, tahıllar dört temel besin grubunu oluşturur. Dört temel besin grubunu oluşturan çeşitli besinler, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

En yararlı mikroorganizmalar: Probiyotikler

Bağışıklık sistemini güçlendiren yararlı mikroorganizmaları (probiyotikleri) içeren süt, yoğurt veya kefir günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmeli.

A ve C vitaminin yanı sıra antioksidanların önemi büyük

Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olan A ve C vitamini ve antioksidanları içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanısıra portakal, mandalina, greyfurt, elma mevsim meyveleri ve antioksidan etkisinden dolayı nar bol tüketilmeli.

Suyun yanısıra taze meyve suları

Vücut ısısını dengede tutabilmek amacıyla bol sıvı alımı yapılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre su içilmeli. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketimi sıkça yapılmalı.

Et yine vazgeçilmez

Haftanın 2-3 günü kırmızı et, diğer günler de beyaz et veya balık öğünlerimizin vazgeçilmez yiyeceği olmalı.

E vitaminin önemi de kaynağı da çok

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahip E vitaminini sağlamak için yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller yeteri miktarda tüketilmeli.

Güneş yok, D vitamini ihtiyacı çok

Kış mevsiminde güneşten alınan D vitamininden de yoksun kalınıyor. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan D vitaminin diğer bir kaynağı olan balık, artan D vitamini gereksinimini karşılamak için kışın daha fazla tüketilmeli.

Yağ tüketiminde tercih sıvı yağ

Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı yağlar yerine sıvı yağların tüketimine özen gösterilmeli.

İyi beslenirken kilo alımına dikkat

Kilo kontrolünün sağlanması için kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine dikkat edilmeli. Tatlı olarak sütlü tatlılar ve meyve tatlıları tercih edilmeli ve hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesi için fiziksel aktivite yapılmalı.

Enerji için çok fazla tatlı ve yağlı yiyecek tüketilmemeli

Soğuklarla birlikte vücut ısısını yükseltmek için enerji açığı ortaya çıkar. Ancak bu enerji açığının yağlı yiyeceklerle (fastfood, kızartma, kavurma), tatlı ihtiyacının da aşırı şekerli tatlılarla (hamur işi, şerbetli) karşılanmaması gerekiyor. Dört temel besin grubunu oluşturan besinlerden eksik ve yetersiz tüketmek vücudumuzun bağışıklık sistemi zayıflatıyor ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor.

Tazesi yok diye beslenme az çeşit sebzeyle sınırlanmamalı

Mevsimsel nedenlerden ötürü tazesi bulunamadığı için daha az tüketilen sebzeler, kışın da aynı sıklıkla tüketilmeli. Bu amaçla dondurulmuş veya konserve edilmiş sebzeler kullanılarak yiyecekler çeşitlendirilebilir.

Yeni Şafak

, , , , , , ,

Eki
01

Peki anne-babaların bu konuda ne yapmaları gerekiyor?

En çok nelere dikkat edilmeli? Okul çocuklarını hastalıklardan korumak adına hangi yanlışlardan kaçınılmalı ve hangi doğrular uygulanmalı?

BETAYA DİKKAT!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Mindan, “Okulların açılması ve havaların serinlemesi, çocuklarda görülen hastalıkların artması anlamına geliyor. Çocuklar kalabalık sınıflarda birbirlerinden kolaylıkla mikrop kapabiliyor” diyor. Çocuklarda sık rastlanan hastalıklar arasında başı virüs ve bakterilerin neden olduğu alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının çektiğini söyleyen Dr. Mindan, ekliyor: “Çocukluk çağında görülen en önemli hastalık, A grubu beta hemolitik streptokoklar tarafından geliştiriliyor ve 100’den fazla beta mikrobu; bademcik iltihabı, kızıl, nefrit ve çocuk romatizması gibi hastalıklara neden oluyor. Bu hastalıklarda, boğazdan alınan örnek yani boğaz kültürü, kolayca tanı konulmasını sağlıyor. Tedavi penisilinle yapılıyor. Çocukta beta mikrobuna rastlanması halinde, 10 gün süresince ilaç kullanılması gerekiyor. Tedavi edilmeyen veya yanlış tedavi edilen her 100 hastadan birinde romatizma gelişiyor. Bu durum, kalp romatizmasına da yol açabiliyor.”

Dr. Mindan, okul döneminde çocuklarda sık görülen bir diğer hastalığın sinüzit olduğunu söylüyor. Çocuğun sesi boğuk çıkıyorsa, uykuya dalarken veya sabah uyandığında öksürük görülüyorsa; sinüzitten şüphelenmek gerekiyor. Bronşit ise kendini hırıltı, öksürük ve sık nefes alma ile belli ediyor. Çocukta düşmeyen ateş varsa zatürreeden şüphelenmek ve doktora gitmek gerekiyor. Akciğerlerin dinlenmesi hastalığın tanısını koymaya yetiyor.

KULAK NEZLESİNE KARŞI İŞİTME TESTİ

Çocukları tehdit eden bir diğer önemli hastalığın kulak nezlesi olduğuna dikkat çeken Dr. Emin Mindan, “Sık sık nezle olan, televizyon izlerken sesini çok açan ve karşısındaki insanın dudaklarına bakmadan kendisine ne söylendiğini anlayamayan bir çocuğa, kulağında ağrı olmasa bile doktor muayenesi ve işitme testi yapılması gerekir” diyor.

Beslenme çantasında AYRAN VE YUMURTA BULUNSUN

DR. Emin Mindan, çocukların okula giderken yanlarında götürdükleri beslenme çantalarının, son yıllarda en önemli hastalık kaynağı olarak kabul edildiğini dile getiriyor. Hazır kek, bisküvi ve yapay meyve suları gibi gıdaların ucuz ve kolay taşınır olmasının, hastalıkların artışının en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Dr. Mindan, ekliyor: “Enfeksiyonlar, alerjik hastalıklar, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve otizm gibi hastalıklar yapay gıda ve gıda koruyucuları ile yakından ilgili. Çocukların beslenme çantalarında bu tip besinler yerine; kefir, ayran, tam buğday ekmeği, peynir, haşlanmış yumurta, kuruyemiş ve kuru meyve bulunmalı.”

Doğru beslenme hastalıklardan korur

BAZI önlemler alarak, çocukları ateşli veya ateşsiz hastalıklara karşı güçlü kılmanın mümkün olduğunu söyleyen Dr. Emin Mindan, bu konuda yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Çocuklara arıtılmış ve içine mineral ilave edilmiş su içirilmeli.

Çocuklara ağır metalleri arıtan duş başlığı kullanarak banyo yaptırılmalı.

Çocuk şeker, beyaz un, katkı maddesi ve koruyucu içeren içecek ve yiyeceklerden uzak tutulmalı.

Çocuk, sağlığı için gerekli olan besleyicileri doğru gıdalardan almalı.

Organik yumurta, et, balık, kefir ve ev yoğurdunun en önemli protein kaynakları arasında yer aldığı unutulmamalı.

Çocuk; vitamin, mineral, eser element, karetenoid, antioksidan, enzim ve lif kaynağı olan sebzeleri bol bol tüketmeli.

Meyveler; vitamin, mineral, bioflavonoid, antioksidan, enzim ve liften zengin oldukları için çocuğun beslenmesinde mutlaka bol yer tutmalı.

Kuruyemişlerin ve kuru meyvelerin mineral, esansiyel yağ asidi, vitamin ve antioksidan kaynağı oldukları hatırlanmalı.
Çocukların bağışıklık sistemi zencefil, zerdeçal, kimyon ve kırmızıbiber gibi baharatlarla güçlendirilmeli. Hasta çocuğa şeker ve beyaz un verilmemeli DR. Emin Mindan, hastalık belirtileri göstermeye başlayan çocukların beslenmelerinde beyaz una ve şekere yer verilmemesi gerektiğini dile getiriyor. Çünkü beyaz unlu ve şekerli gıdalar, hem bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açıyor hem de çocuktaki mevcut hastalığın ilerlemesine neden oluyor.

Öte yandan, kolay sindirilen ve bünyeyi güçlendiren tavuk çorbası, kefir ve ev yoğurdu gibi gıdalar ise sağlık açısından son derece yararlı bulunuyor. Bunlara, çocukların beslenmelerinde mutlaka yer vermek gerekiyor.

Ceyda Erenoğlu- Gazete Habertürk- HT Magazin

, , , , , , ,

Eki
01

Sağlıklı olmanın ve hastalıklardan uzak kalmanın en önemli yollarından biri doğru beslenme… Özellikle okul çağındaki çocuklarımızı hastalıklardan korumak için onların doğru beslenmelerini sağlamamız gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Mindan, çocukların sağlık açısından çok yararlı olan bazı gıdaları yeterince tüketmediğini söylüyor. Bu gıdaların başında kefirin geldiğini belirten Dr. Mindan, “Kefirin sağlıklı bağırsak florası için gerekli olan en önemli gıda olduğu unutulmamalı” diyor ve ekliyor:

HER DERDE DEVA OLAN MUCİZEVİ BİR İÇECEK

“Kefir bağışıklık sistemini güçlendirip sindirime yardımcı olmakla kalmıyor, bağırsaktan zararlı maddelerin geçişini de önlüyor. Ayrıca vitamin üretimi yapıyor, alerjik hastalıkları engelliyor, otizm bulgularını hafifletiyor ve bağırsak geçirgenliğini azaltıp böbrek taşlarına engel oluyor. Yararları saymakla bitmeyecek kadar çok olan kefirin yaşlanmayı geciktirdiği, idrar yolları iltihaplarını önlediği ve depresyonu hafiflettiği de biliniyor. Bu mucizevi içecek evde yapılabileceği gibi ev yoğurdu ile karıştırılarak da içilebilir. Yayla çorbası veya cacık yapımında da kefir kullanılması önerilmektedir.”

MİKROPLARIN ÇOĞALMASINI ENGELLİYOR

“Atalarımız sütün iyi sindirilmediğini bundan binlerce yıl önce anlamışlar ve sütün içine iki probiyotik ilave ederek yoğurt yapmışlar” diyen Dr. Emin Mindan, kolay sindirilen bir besin olan yoğurdun da çocuklar için çok önemli bir protein ve probiyotik kaynağı olduğunu dile getiriyor. Ancak bu yararlı özellikler sadece ev yoğurdunda bulunuyor. Normalde yoğurttaki probiyotiklerin çoğalmadığını ama evde yapılan kefirde 77 adet yararlı probiyotik bulunduğunu dile getiren Dr. Mindan, kefirin bağırsaklarımızda bulunan 400 çeşit probiyotiğin çoğalmasına yardım ettiğine dikkat çekiyor. Bu nedenle de, günlük pastörize sütün evde kefir veya yoğurt yapımında kullanılmasını tavsiye ediyor. Kefir ve ev yoğurdu tüketimi alerji oluşumunu önlüyor ve vücuttaki mikropların çoğalmasına engel oluyor.

Ceyda Erenoğlu- Gazete Habertürk- HT Magazin

, , , ,

Şub
12

Prof.Dr. Neriman İnanç, probiyotiklerin, bağışıklık sistemini koruduğunu, kansere karşı etkili olduğunu ve obezitenin oluşumunu önleyici etki gösterdiğini söyledi.

ERCİYES Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Neriman İnanç, bağırsak dengesini iyileştirerek, bireyi yararlı yönde etkileyen canlı mikrobiyal besin katkıları olarak tanımlanan probiyotiklerin, bağışıklık sistemini koruduğunu, kansere karşı etkili olduğunu ve obezitenin oluşumunu önleyici etki gösterdiğini söyledi. Prof.Dr.İnanç, diyet yapanların günde 1- 2 porsiyon probiyotik eklenmiş yoğurt veya kefir tüketmelerini önerdi.

Prof.Dr. İnanç, sindirim sisteminde bulunan mikroorganizmaların temelde faydalı (gram pozitif) ve zararlı (gram negatif) olmak üzere 2 gruba ayrıldığını, bu faydalı mikroorganizmaların ‘probiyotik mikroorganizmalar’ olarak adlandırıldığı vurguladı. Prof.Dr. İnanç, “Probiyotikler metabolik faaliyetler bakımından karaciğerimiz kadar önemli ve yeterince tüketildiğinde bağırsaklarda bulunan zararlı mikroorganizmaların bağırsak duvarına yapışma ve yayılmasını engeller. Bağırsaktaki sağlıklı mikroorganizmaların dengesi, yani bağırsaktaki mükemmel dengenin bozulması çok sayıda hastalığa yol açar” dedi.

Prof.Dr. İnanç, bağırsaklardaki mikroorganizmaların diyet, stres, hastalıklar, tıbbi tedavi ve çevresel faktörlere bağlı olarak değiştiğini anlatırken şöyle konuştu:

“Mikroorganizmaların bireylerdeki etkinliğini arttırmak için çeşitli beslenme modelleri geliştirilmiştir. Bu konudaki yaklaşım probiyotiklerin ağız yoluyla alınmasıdır. Bunun için besinlere, süt ve süt ürünlerine probiyotik katkıları yapılabildiği gibi probiyotik içeren ürünler de üretilmektedir. Bugün dünya çapında çoğu süt orijinli 70′ten fazla bifidobakteri içeren ürün yapılmaktadır. Son yıllarda obezitenin beslenme tedavisine yönelik yapılan çalışmalar, sindirim sisteminin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunan ve bağışıklık sistemi koruyan probiyotiklerin diyete eklenmesinin yararlı olacağını düşündürmektedir. Özellikle probiyotik kullanımının vücutta enerji metabolizması, kilo kontrolü ve obezite üzerine etkilerine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda yapılan bir çalışmada, insanlarda bulunan bir probiyotik türü olan Laktobasillus rhamnosus PL60′ın zayıflamaya katkı sağladığı belirlenmiştir.”

Prof. Dr. İnanç, sindirim sistemini düzenleyen probiyotiklerin obez kişilerin diyet yaparken tüketmesi gerektiğini bildirirken şunları söyledi:

“Ülkemizde tüketimi çok yaygın olmayan kefir de probiyotik açısından zengin bir besindir. Zayıflamak isteyenlerin belli oranda tüketmeleri yararlı olacaktır. Probiyotikler, bağırsak florasında yeterli miktarda bulunmaktadır. Özellikle obezite tedavisi gören çocuk veya yetişkinlerin kişiye özgü özellikleri dikkate alınmak şartıyla ortalama günde 1- 2 porsiyon probiyotik eklenmiş ürün (yoğurt, kefir) tüketmelerini tavsiye ediyoruz.”  (aa)

, , , , , , , , , , , , ,

Şub
12

Aşağıdaki yazıda kötü tadından dolayı içilemeyen yazılmış buna hiç katılmıyorum ayrıca sadece süt fiyatına taze kefir içmek varken kesinlikle bu tip kapsülleri vs önermiyorum

Adanalı madenci bir aileden yetişen, aslen ekonomist olan yatırımcı Mustafa Düzen, kötü tadından ötürü içilemeyen kefiri kapsül şeklinde satışa sundu.

Gençlik iksiri olarak da bilinen kefir sayesinde Kafkaslar ve Orta Asya’daki halk çok uzun yıllar “genç kalarak” yaşlanıyor. Gerçek bir şifa deposu olan kefir bağışıklık sisteminden, karaciğere, menapozdan, selülite kadar kanıtlanmış onlarca faydası bulunuyor.

Çeşitli bilimsel araştırmalardan sonra Almanya’da bir ilaç devi ile ortak olarak üretime geçen Düzen, ürettikleri bu kapsüllerin ilaç değil Tarım Bakanlığı’ndan onaylı gıda takviyesi statüsünde bir ürün olduğunu söyledi

İçilemediği için bunu kapsüle sokmayı icat eden ve bunu dünyada ilk defa hayata geçiren mucit Düzen kardeşler, Şu an Türkiye ve Almanya’da 150 kişiyi istihdam ediyolar. Almanya’da ürettikleri 3.000 çeşit ürüne ulaşan Düzen kardeşler, Türkiye’de kefir ve lahana çorbası ve lahana çorbasının kapsülleri büyümeyi hedefliyorlar.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13750161.asp?gid=254

, , , , , , ,

Ara
20

Florayı güçlendirerek gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına karşı direnç oluştururlar. Antimikrobiyal aktiviteyi üst düzeyde tutarlar. İmmün fonksiyonlara(bağışıklığa) destek verirler. Antitümör özellik gösterirler.

Prebiyotikler ise probiyotiklerin büyüme ve gelişmesini sağlayan, aktivitelerini arttıran sindirilmeyen karbonhidrat bileşikleridir. Prebiyotikler ise başta anne sütü ve lifli gıdalarda  (enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz ve muz gibi ) bulunurlar. Yoğurt prebiyotiktir, yani probiyotiklerin üremesini artırır. Kefir probiyotiktir, yani kendisi yararlı mikroorganizmadır.

Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir içindeki mikroorganizmalar bol miktarda vitamin (K vit, B1 vitamini, pantotenik asit, niasin, folik asit B12, ve biyotin) sentezi yaparlar. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır.

Dyt. Şefika Aydın Selçuk

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,