Archive

Posts Tagged ‘fosfor’

Tem
26

иконографияикониİnsan sağlığını olumlu yönde etkileyen probiyotikler içeren kefir yaşlanmayı yavaşlatıyor. Kefir kullananlar, kefir ile kendilerin dinç hissettiklerini ve kefirin sakinleştirici özelliği olduğunu belirtiyorlar. Mucizevi ve doğal bir besin olan kefirin hiçbir yan etkisi yok. Cilde, karaciğere bağırsaklara kan dolaşımına, tansiyona çok iyi geliyor. Hücreleri yenileyip güçlendiriyor.
Kefirdeki fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlıyor. Bağırsak hareketlerini hızlandıran bu besin, mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırıyor. Mikrobik enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırıyor. Kemik erimesini önlüyor, bronşit ve astım nöbetlerini azaltıyor.

Aynı zamanda “gençlik iksiri” olarak da bilinen bu besin, içinde bulunan yararlı vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, magnezyum, flor, fosfor ve selenyum gibi mineraller de içeriyor. Düzenli tüketildiğinde sağlığın korunmasına yardımcı oluyor, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiriyor.

Kefir’i sıvı halde satın alıp tüketmek veya evde mayalayarak üretmek mümkün. Ancak sıvı olarak içilmesi kimileri için hiç de kolay değil. Çünkü bu mükemmel besinin tadı pek beğenilmiyor. Şimdi bütün bu zahmetlerden kurtaran herhangi bir katkı içermeden, doğal olarak üretilen “kefir kapsülü” genç kalmak ve güzelleşmek isteyen kadınların imdadına yetişti.

Gençliğin, güzelliğin ve sağlığın 1 numaralı besini kefirin onlarca faydasından bazıları:

■- Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır
■-Kronik yorgunluğu giderir
■- Stresi azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür
■-Sinir sistemini güçlendirir
■-Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır
■- Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler
■- Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler
■- Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar
■- Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler
■- Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir
■- Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir
■- Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir
■- Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar
■- Menapoz dönemindeki riskleri azaltır
■- İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder
■- Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir
■- Safra kesesi ve böbrek hastalıklarını iyileştirir
■-Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler
■-Sağlıklı diyet için kullanılır, kilo almayı önler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Nis
14

Cinsel gücü de artırıyor, her derde deva…

Kefir, ok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, bugün ise Avrupa ve Amerika ülkelerinde ticari amaçla üretilen süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir Türk içeceğidir.

Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da da yapılmaya başlanmış ve ülkemizde de Ziraat Fakültelerinin Teknolojisi bölümlerinde üretilmekte olup, sınırlı miktarda satışı yapılmaktadır.

KEFİR NEDİR?

Kefir, kefir taneleri ile elde edilen Kafkas orjinli etilalkol ve laktik asit fermantasyonlarının bir arada oluştuğu tarihi geçmişi olan bir süt içeceğidir.

ASLINDA SIVI DEĞİLDİR

Kefir çok karışık mikrobiyolojik yapıya sahiptir. Boyutları 0,5-3 cm arsasında değişir ve fındık yada buğday tanesi büyüklüğünde beyaz, beyaz-sarı arasında renklerde küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir.

Read more…

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

Eyl
04

Diyetisyen Tuba Nergiz, insan beslenmesinde önemli bir yere sahip süt ve mamullerinin tüketiminin asitli içecekler yüzünden azaldığını belirtti. Süt ve süt ürünlerinin sofralarda mutlaka bulunması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Nergiz, asit yoğunluğu yüksek olan gazlı içeceklerin bazı sindirim hastalıkları ile kemik rahatsızlıklarını beraberinde getirdiğini belirtti.

Özellikle çocukların asitli içeceklerden uzak tutulması gerektiğini vurgulayan Beslenme Uzmanı Nergiz, sütle birlikte mineral içeriği yüksek doğal bir içecek olan maden suyunu önerdi.

Diyetisyen Tuba Nergiz, özellikle son yıllarda Ramazan ayının yaz aylarına denk gelmesiyle de birlikte soğuk gazlı içecek tüketiminde önemli bir artış gözlendiğini belirtti.

Asitli içeceklerin zararlarına dikkat çeken Nergiz, “Şekerli suların karbondioksit gazıyla doyurulması esasına dayanan gazlı içeceklerin asit yoğunluğu yüksek olup pH dereceleri 2.5 ile 3.1 arasında değişmektedir. Yüksek asidite ise mide asit salgısını uyararak ülser gibi sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açmaktadır. Bunun yanı sıra asitli içeceklerin içeriğindeki yüksek miktardaki fosfor, kandaki paratiroid hormonu düzeyini artırarak kemiklerden kalsiyum çekilmesine neden olarak kemik yoğunluğunun düşmesine sebep olur. Aynı zamanda artan asitli içecek tüketimi süt ve süt ürünlerinin tüketimini de azaltmaktadır. Bu durum, kırık vakalarının artmasına neden olmaktadır ve osteoporoza yakalanma riskini artırmaktadır.”

Bebek ve çocukları asitli içeceklerden uzak tutmak gerektiğini bildiren Nergiz, “Özellikle kalsiyum gereksiniminin arttığı gelişme ve yaşlılık öneminde çok dikkatli olunmalıdır. Ayrıca, unutulmamalıdır ki gazlı içeceklerin kalorisi de yüksek olduğu için kilo kontrolü üzerinde olumsuz etkileri vardır.” uyarısında bulundu.

Gazlı içeceklerden olan maden suyunun diğerlerinden farklı olduğunu hatırlatan Diyetisyen Nergiz, şu bilgileri verdi: “Maden suyu; yer altından kuyu açılarak ya da kaynaktan doldurularak elde edilen ve mineral içeriği yüksek olan doğal bir içecektir. Bu yüzden serinlemek için maden suyunu tercih ederek; hem sıvı ihtiyaçlarını gidermiş hem de mineral gereksinimlerine katkıda bulunmuş olurlar. Ancak unutulmamalıdır ki maden suyunun da (özellikle meyveli maden suyu) kalorisi vardır bu yüzden miktarına dikkat etmek gerekir. Şeker hastaları, meyveli maden sularını tercih etmemelidirler. Halkımız tarafından yapılan bir yanlış da soda ile maden suyunu aynı olarak düşünmektir. Oysa ki soda; içilebilir özellikteki suya mineraller ve karbondioksit gazı eklenerek elde edilen yapay bir içecektir.”

Özellikle gastrit, ülser ve reflü gibi sindirim sistemi rahatsızlığı bulunan kişilerin maden suyu dışındaki asitli içecekleri tercih etmemesi gerektiğini söyleyen Tuba Nergiz, “Bunların yerine iftar ve sahurda daha sağlıklı olan ayran, taze sıkılmış meyve suları, kefir gibi içecekleri tercih etmelidirler. Günlük 2-2.5 litre su içmeyi kesinlikle unutmamalıdır.” diye konuştu.

Cihan

, , , , , , , , , , , ,

Tem
21

‘Gençlik iksiri’ olarak bilinen bu besin hem gençleştiriyor hem de sağlığa iyi geliyor…

Kafkasya’da yaşayanların 5 bin yıldan beri kefir içerek uzun ömür sürdürdükleri artık biliniyor. Güzelliği ile ünlü olan Çerkez kızlarının da kökeni Kafkasya’ya dayanıyor. Özellikle kadınlarının güzelliği dünyaca bilinen Rusya’da da kefir bol miktarda tüketiliyor. Kefiri gençlik iksiri kulanan ünlü isimler var. Her zaman genç ve güzel kalmanın yolu olarak bazı ünlüler de kullanıyor . Bu besinle güzelliğini sabitleyen pek çok insan var. Ajda Pekkan’ın gençlik sırrı da kefir kullanmasından kaynaklanıyor.

İnsan sağlığını olumlu yönde etkileyen probiyotikler içeren kefir yaşlanmayı yavaşlatıyor. Kefir kullananlar, kefir ile kendilerin dinç hissettiklerini ve kefirin sakinleştirici özelliği olduğunu belirtiyorlar. Mucizevi ve doğal bir besin olan kefirin hiçbir yan etkisi yok. Cilde, karaciğere bağırsaklara kan dolaşımına, tansiyona çok iyi geliyor. Hücreleri yenileyip güçlendiriyor.

Kefirdeki fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlıyor. Bağırsak hareketlerini hızlandıran bu besin, mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırıyor. Mikrobik enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırıyor. Kemik erimesini önlüyor, bronşit ve astım nöbetlerini azaltıyor.

Aynı zamanda “gençlik iksiri” olarak da bilinen bu besin, içinde bulunan yararlı vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, magnezyum, flor, fosfor ve selenyum gibi mineraller de içeriyor. Düzenli tüketildiğinde sağlığın korunmasına yardımcı oluyor, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiriyor.

Gençliğin, güzelliğin ve sağlığın 1 numaralı besini kefirin onlarca faydasından bazıları:

- Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır

-Kronik yorgunluğu giderir

- Stresi azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür

-Sinir sistemini güçlendirir

-Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır

- Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler

- Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler

- Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar

- Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler

- Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir

- Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir

- Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir

- Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar

- Menapoz dönemindeki riskleri azaltır

- İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder

- Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir

- Safra kesesi ve böbrek hastalıklarını iyileştirir

-Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler

-Sağlıklı diyet için kullanılır, kilo almayı önler

(Hürriyet)

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

May
25

Sağlığa yararları saymakla bitmeyen kefir, hayatımızdan hiç çıkarmamamız gereken besinler arasında yer alıyor. Ayrana benzeyen ve en az ayran ile yoğurt kadar faydalı olan kefir, 7’den 70’e herkesin mutlaka tüketmesi gereken gıdalardan…
Kefir kültüre edilmiş, bir çok sağlık unsuru içeren, ayran benzeri bir içecektir. Uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içeceği. Halen Rusya’da tüketilen fermente süt içeceklerinin yüzde 70’ini kefir oluşturmakta. Bu ülkede 1981 yılında 1 milyon 160 bin ton kefir yapıldığı; Almanya, Finlandiya, Fransa, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’te ise kefirin ticari olarak üretilip satıldığı belirtilmiş. Son yıllarda ülkemizde de bazı rahatsızlıkları iyileştirmek amacıyla evlerde kefir yapılmakta ve kefir tane sine olan talep her geçen gün biraz daha artmakta.

HERKES RAHATÇA TÜKETEBİLİR

Kefir; ekşi ve ferahlatıcı tadıyla ayrana, probiyotik yapısıyla da yoğurda benzemektedir. Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar, bu içeceğin düzenli olarak tüketilmesi durumunda, sağlık açısından büyük fayda yaratmaktadır. Kefir, değerli vitamin ve minerallerle yüklenmiştir. Kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir. Kefirde yer alan çok miktardaki yararlı maya ve bakteri, kültüre edilme işleminden sonra, ortamda bulunan laktozun tamamına yakınını yapılarında bulunan laktoz enzimi ile tüketirler. Böylece laktozu tolere edemeyen kişilerde kefiri gönül rahatlığıyla tüketirler.

Kefir çok farklı sütler ile örneğin inek, keçi, koyun, hindistan cevizi, pirinç ya da soya sütleriile yapılabilir. Yapısal olan mukoz benzeri özelliği, sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır. Kefir, tanecik (grain) adı verilen jelatinimsi beyaz ya da sarı partiküllerden oluşmaktadır. Bu tanecikli yapı, kefiri diğer süt ürünlerin den ayırmaktadır. Bu tanecikler, bakteri-maya karışımı kazein (süt proteini) ve kompleks şekerlerle küme halini almaktadır. Bazı taneciklerin fermentasyon işlemleri sonucunda bir elin avucuna sığabilecek büyüklüklere ulaştığı bilinmektedir. Tanecikler yapılarında bulunan yararlı organizmalar sayesinde sütü fermente ederek, kültüre edilmiş bir ürüne dönüştürmektedir. Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel aminoasitler bakımından son derece zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilen yapılardır. Kefirde bol miktarda bulunan esansiyel aminoasitlerden biri olan triptofan ile kalsiyum ve magnezyumun sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir.

ENERJİ KAYNAĞI

Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral madde olan ve kefirde de bulunan fosfor ise, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu açıdan da, kefir yemek yararlıdır. Kefir; B1, B12 ve K vitaminleri bakımdan da çok zengindir. Bu vitaminlerin yeterli derecede alınmasının gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

ÇOCUKLARA ŞEKER YERİNE KEFİR YEDİRİN

Düzenli olarak kefir tüketmenin sağlık açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:

* Kefir kolay sindirilebilir bir besindir. Vücut için faydalı bakteriler, mayalar, vitaminler, mineraller ve proteinler açısından son derece zengindir.

* Dengeleyici bir gıdadır. Bağırsakları temizler ve içerdiği yapılar sayesinde bağışıklık sisteminin düzenli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.

* AIDS gibi rahatsızlıkların kötüye gitmesini yavaşlatan bir özelliği vardır. Kronik yorgunluk sendromuna ve halsizliğe karşı olumlu etkileri bulunmaktadır. Kanserle mücadelede de çok önemli bir rol oynar.

* Çok fazla şeker ve şekerli gıda tüketen çocuklar için son derece faydalı bir besindir. Çocuklara şeker yerine kefir yeme alışkanlığı kazandırmak yerinde bir davranış olacaktır.

Sakinleştirir

* Sinir sistemi üzerindeki sakinleştirici etkisi sayesinde uyku bozukluklarıyla, depresyonla ve hiperaktivite rahatsızlıklarıyla mücadele de çok önemli bir rol oynar. Çünkü kefir, doğal bir sakinleştirici ve antibiyotik niteliği taşımaktadır.

* Dünyanın farklı yerlerinde, astımın ve bir takım deri rahatsızlıklarının tedavisin de kefirden yararlanılmaktadır. Günümüzde, iç eko-sistemin temizlenmesinde de kullanılmak tadır.

Sindirim sistemi üzerinde yoğurttan çok daha etkili

Kefirle yoğurt arasındaki başlıca farklar şöyle sıralanıyor:

* Her iki ürün de kültüre edilmiş süt ürünleridir ama farklı türde faydalı bakteriler içermektedir. Yoğurdun içermiş olduğu bakteriler sindirim sistemini temiz tutarak, burada konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamaktadır. Kefir, bu özelliklere ek olarak, yoğurdun sahip olmadığı sindirim sistemini kolonize etme özelliğinede sahiptir.
* Kefir yoğurtta bulunmayan birkaç faydalı bakteriyide içermektedir. Lactobacillus caucasus, leuconostoc, acetobacter türleri ve streptococcus türleri bunlara örnektir. Aynı zamanda, vücut için yıkıcı patojen özellikte olan mayaların gelişimini kontrol altına alan ve elimine eden saccharomyces kefir ve torula kefir gibi mayaları da içermektedir. Kefir, sindirim sisteminde zararlı bakterilerin ve mayaların bulunduğu ortamda mukozasta bir yapı oluşturarak bu ortamı temizler ve bağırsakların direncini artırır. Bu sayede de vücut, gerek escherichiacoli gibi patojenlere gerekse bağırsak parazitleri ne karşı çok daha dirençli hale gelir.
* Kefirin için de bulunan bakteriler ve mayalar, tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirimine yardımcı olarak besin kaybını önler. Bu sayede kefir, kolonu temiz ve sağlıklı tutar. Kefirin yoğurda kıyasla daha ince tanecikli bir yapıda olması, sindiriminin daha kolay olmasını sağlamaktadır. Bu sayede de hem bebekler, hem rahatsız yaşlılar, hem de sindirim bozukluklarına sahip olan kişiler açısından tüketimi bir hayli kolaylaşmaktadır.

Evde nasıl kefir yapılır?

Evde kefir hazırlamak için bir kavanoza veya ağzı geniş bir şişeye, 2 bardak taze süt koyun. Kefir tanelerini bulundukları kaptan demir olmayan bir süzgeç vasıtasıyla süzün. Süzgeçte kalan kefir tanelerini ise sütün konduğu kaba aktarın. Ağzını bir kapla sıkı olmayacak şekilde örtün. 24 saat oda sıcaklığında bekletin. Kefir tanelerini bir kez daha demir olmayan bir süzgeçle süzün. Bunları eğer tekrar kefir yapılacaksa sütün içine, yapılmayacaksa kendi kaplarına koyun. Hazırladığınız kefiri en çok 2 gün içinde tüketin. Ağzı kapalı bir kabın içinde, buzdolabın da muhafaza edin.

GAZETE HABERTURK – TAYLAN KÜMELİ

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Mar
20

Hastane ve ilaca harcayacağınız paranın 10′da birini harcayarak bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz mümkün…Hastalığa yakalanmadan tedbir almak anlamına gelen koruyucu hekimlik uygulamasının en önemli ayağını güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturuyor. Hastanelere ve ilaçlara verilen paranın 10′da birini harcayarak bağışıklık sistemini gülendirecek besinler tüketmek mümkün.
Diyet ve Beslenme Uzmanı Hilal Acar, yeşil yapraklı sebzeler, kurubaklagiller, yağlı tohumlar, turunçgiller, soğan-sarımsak, lahana, brokoli, karnıbahar, zencefil gibi besinlerin bağışıklığı güçlendirdiğini belirtti.

Bağışıklık sistemi, insan vücudunu hastalıklara karşı koruyan bir savunma sistemi. Zaralı mikropların vücuda girmesini önlemek veya girmiş ise onların zararlı etkilerinden vücudu korumak bağışıklık sisteminin görevi. Virüsler, bakteriler, mantarlar, parazitler gibi mikroorganizmalar etkisiz hale getirilmezlerse pek çok hastalığa neden olabiliyor. Bağışıklık sisteminin güçlü silahları olan antioksidanlar insanları hastalık yapıcı etkenlere karşı koruyor.

Özel Konya Farabi Hastanesi Diyet ve Beslenme Uzmanı Hilal Acar; A, C, E, B2, B6, folik asit vitaminleri ile selenyum, magnezyum, çinko, manganez gibi minerallerin antioksidan özelliği gösterdiğini ifade etti. Acar, bazı proteinler ve omega 3 yağ asitlerinin de antioksidan etki gösterdiğini vurguladı.

Stres, radyasyon, sigara-alkol kullanımı, hava kirliliği, güneşin zararlı ışınları ve yetersiz beslenme gibi dış faktörlerin insanın savunma sistemini zayıflattığına işaret eden beslenme uzmanı Hilal Acar, bağışıklık sisteminin güçlenmesi için yeterli ve dengeli beslenmek gerektiğini dile getirdi.

BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİREN BESİNLER

Bazı besinlerin antioksidan içerikleri sayesinde bağışıklık sistemine destek olduğunu vurgulayan Diyetisyen Hilal Acar, bu yiyecekleri beslenme düzeninde bulundurarak hastalık gelmeden tedbir alınmış olacağını söyledi.

Yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, semizotu, pazı, tere, roka, maydanoz, dereotu, nane, marul): İçerdikleri A, C, E vitaminleri, folik asit ve omega 3 sayesinde kuvvetli antioksidan özellik gösterirler. Kanseri önleme ve yaşlanmayı geciktirici etkileri de var.

Kurubaklagiller (kurufasulye, nohut, mercimek, bezelye, börülce, bakla, soya fasulyesi): Kalsiyum, demir, çinko, magnezyum mineralleri, B12 dışındaki diğer B vitaminlerinden tiamin, riboflavin, niasin, folik asit ve E vitamini bakımından zengin. İçerdikleri yüksek posa oranı sayesinde şeker ve kolesterol dengeleyici özellikleri var. İyi birer protein kaynağı. Soya fasulyesinin içeriğinde bulunan isoflavanlar kanser, kemik erimesi ve kalp damar hastalıkları riskini azaltıyor. Haftada 2 kez tüketilmesi, bağışıklık sistemini güçlendirmesi açısından önemli.

Yağlı tohumlar (ceviz, badem, fındık): E, B2, B6 vitaminleri, çinko, kalsiyum, selenyum mineralleri içeriyor. Posa içeriği yüksek. Kansere ve gribal enfeksiyonlara karşı koruyucu. İçerdiği sağlıklı yağ asitleri sayesinde kalbi koruyucu etkisi var.

Turunçgiller (mandalina, portakal, limon, greyfurt ve kivi): İçerdikleri C vitamini, karotenoidler, flavonoidler, glutatyon gibi enzimlerle bağışıklık sistemini destekler, kanser ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar, gözü korurlar. İçerdikleri çözünür ve çözünmez posa ile bağırsak florasının dengesini sağlar, kabızlık probleminin çözümlenmesine ve kan yağlarının düşürülmesine yardım ederler. Viral enfeksiyonlara, alerjilere, mantar enfeksiyonlarına karşı da koruma sağlarlar.

Soğan-sarımsak: İçerdiği çinko, selenyum ve kükürtlü bileşikler sayesinde enfeksiyonlar ve kansere karşı koruyucudur. Kükürtlü bileşik olan allisin vücutta doğal bir antibiyotik etki göstermektedir.

Lahana, brokoli, karnıbahar: İyi birer beta karoten kaynağıdır ve serbest radikallerin zararlarına karşı vücudu korurlar. C vitamini ve kalsiyum içerirler. Karnabahar, içeriğindeki indol, bioflavonaid ve diğer maddeler ile antikanserojen etki gösterir.

Nar: C, B1 ve B2 vitaminleri ve potasyum bakımından çok zengin. Ayrıca, bağışıklık sistemini kuvvetlendirecek antosiyanlar ve flavonoitler içerir. Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliği var.

Ananas: Potasyum, fosfor, demir, A ve C vitamini içerir. Toksin atıcıdır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cilt sağlığında etkindir. Zindeliği artırır.

Domates: A vitamini, potasyum, folik asit ve posa bakımından zengindir. Taze domateste C vitamini de bulunur. İçerdiği likopen sayesinde kalp-damar hastalıkları, kanser ve enfeksiyonlara karşı korur.

Havuç: A, B, D ve E vitamini kaynağıdır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır. Yüksek A vitamini sayesinde güçlü antioksidan özellik gösterir.

Pancar-turp: C vitamini, iyot, kükürt içerirler. Karaciğer ve mide rahatsızlıklarını tedavi edici özelliği vardır. Enfeksiyonlara karşı koruyucu etkileri var.

Zencefil: Taze zencefil B6 vitamini, C vitamini, kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, manganez ve lif açısından zengindir. Soğuk algınlığı, grip, nezle gibi hastalıkların belirtilerini azaltır. Mide bulantısını önler.

Yoğurt-kefir: Bağırsaktaki yararlı bakterilerin çoğalmasını sağlar. İçerdikleri prebiyotik ve probiyotikler sayesinde zararlı mikroorganizmalarla savaşırlar. Yara iyileşmesini hızlandırırlar.

Keten tohumu: Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri, yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif, protein, lignanlar (kansere karşı maddeler) içerir. Bağışıklık sistemi, üreme, kalp-damar ve sinir sistemi gibi sistemlerin fonksiyonlarının düzenlenmesine yardım eder.

Balık: A ve D vitaminleri, protein, fosfor, çinko, iyot ve omega 3 içerir. Kalp hastalıklarından kolesterol yüksekliğine görme bozukluklarından kansere, pek çok hastalıktan korunmak için faydalıdır.

Yeşil çay: E ve C vitamini içerir. Yapısındaki flavanoidler sayesinde kalbi güçlendirir, kan şekerini dengeler. İçerdiği antioksidanlar sayesinde kanseri önler, bağışıklık sistemini güçlendirir.

Soya: Protein değeri yüksektir. Fitokimyasallar açısından oldukça zengin bir yapı göstermektedir. İsoflavonlar, saponinler, taninler, fitatlar, proteaz inhibitörler, lektinler, guatrojenler, alerjenler başlıca içerdiği fitokimyasallardır. Antioksidan etkisinin yanında kolesterol düşürücü özelliğide vardır. Menapoz sonrası şikâyetleri azaltır.

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,