Archive

Posts Tagged ‘hamilelik’

Haz
15

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) Kongresi’nde probiyotiklerin jinekoloji ve obstetrikte kullanımı ile ilgili bir sunum yapan TJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. S. Cansun Demir, probiyotik mikroorganizmaların ortak özelliklerinin florada sürekli olarak  ya da  herhangi bir zamanda  bulunmaları olduğunu söylerken, başlıca probiyotik mikroorganizmaların laktobasil, bifidobakterium ve nonlaktik asit bakteriler olduğunu ifade etti.

Probiyotiklerin etki mekanizmasının immün modülasyon, diğer mikroorganizmalara direkt etki veya mikrobiyal ürünlerle toksinlerin inaktivasyonu ve bağırsaktaki besin ürünlerinin detoksifikasyonu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Demir, probiyotiklerin kullanım alanlarını şöyle sıraladı: İmmün sistemin güçlendirilmesi, intestinal patojenleri inhibe eden antimikrobiyal etki, konstipasyonun azaltılması, infant ve seyahat edenlerde ishalin tedavisi, kolesterolün düşürülmesi, diyabetin kontrolü, osteoporozun önlenmesi, enfeksiyonlardan korunma (kadın genital yolları) ve  gebelik.

Probiyotiklerin ürogenital sistem enfeksiyonlarında kullanımıyla ilgili bilgiler veren Prof. Dr. S. Cansun Demir, kadınlardaki üriner ve vajinal enfeksiyonların birçoğunun kaynağının  anal yol olduğunu, sağlıklı bir vajinanın, laktobasillerin yüksek popülasyonu ve  pH’nin 5’in altında tutulması ile sağlanabileceğini kaydetti.

Oral veya vajinal yolla alınacak probiyotiklerin, vajinal yolun laktobasillerle yeniden kolonizasyonunu sağlayarak, hastalıktan korunmada primer bir yol  oynadığını ifade eden Prof. Dr. Demir, “Kadınlarda vajinal veya üriner sistem enfeksiyonlarının kontrolünde, oral veya vajinal yoldan verilen  probiyotik preparatların enfeksiyonlardan korunmada  önemli bir yol oynadığı görülmektedir. Probiyotikler, bakteriyel vajinozis tedavisinde antibiyotikler kadar etkilidir. Bakteriyel vajinozis, vajinadaki laktobasillerin inflamasyon oluşturan patojenlerle yer değiştirmesi sonucu oluşur ve erken doğum riskinde artışa neden olur. Günlük, laktobasil içeren probiyotik kullanımı, vajinal florada normal laktobasil gelişimini sağlar ve bakteriyel vajinozisi önler” diye konuştu.

 

“Gebelikte 3 trimester kullanılabilir”

Gebelikte bakteriyel vajinozis konusuna da değinen Prof. Dr. Demir, bakteriyel vajinozisin gebe kadınlarda yüzde 15-23 oranında bulunduğunu ve bunların yarısının asemptomatik seyrettiğini belirtti. Bakteriyel vajinoziste, preterm doğum, düşük doğum ağırlığı, erken membran rüptürü, koryoamniyonit, postpartum ve postsectio endometrit gibi risklerin bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Demir, “Laktobasiller, vajinal enfeksiyonlardan korunmada asidik ortam oluşturma ve hidrojen peroksit gibi  metabolitlerin mikroorganizma üremesini engellemesiyle etki gösterir. Probiyotikler içerdikleri laktobasil sayesinde bakteriyel vajinozisi önleyerek erken doğum eyleminin oranını azaltmaktadır. Probiyotiklerin her 3 trimesterde de kullanımı güvenlidir” dedi

, , , , , , , , , , ,

Şub
26

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Çocuğun sağlıklı gelişimi anne karnına düşmeden başlar” diyor ve güçlü bir bebek için anne baba adaylarının hamilelikten 6 ay önce sağlıklı beslenmeye başlamaları gerektiğini belirtiyor. Prof. Aydın, çocuk beslenmesine ilişkin çok önemli noktalara dikkat çekti.

Unlu ve şekerli gıdaya hayır
Prof. Dr. Aydın’a göre sağlıklı bir bebek için atılacak ilk adım, annenin hamile kalacağı tarihten 6 ay öncesinden itibaren unlu ve şekerli gıdalardan uzak durmak olmalı. Bol miktarda taze sebze-meyve, proteince zengin et, süt, yumurta gibi gıdaların tüketilmesi ise son derece yararlı.

Bebek isteyenler
Omega 3 almalı Prof. Dr. Ahmet Aydın, Omega 3 ve Omega 6 dengesinin anne baba adayları için çok önemli olduğunu, bu nedenle bebek sahibi olmayı planlayan çiftlerin Omega 3 takviyesi almaları gerektiğini belirtiyor.

◊ Ayçiçeği ve mısırözü yağları yerine tereyağı ve zeytinyağı gibi doğal yağların
tüketilmesi gerekiyor.

◊ Günde en az 2 litre su içmek, probiyotik içeren gıdalardan yana zengin beslenmek de sağlıklı bir bebek dünyaya getirme konusunda yapılacaklar
arasında ilk sıralarda yer alıyor. Klasik beslenme usullerine dönün “Küçük çocuklara ezilerek yedirilen kabak dolmasının mükemmel bir beslenme şekli olduğunu düşünüyorum” diyen Prof. Dr. Aydın’ın başka önerileri de var: “7-8 aylık bir bebeğin ağzına havuç verilmesi diş gelişimi açısından çok önemli bulunuyor. Kemirmenin gelişmemesi, dişleri çarpık çıkmasının en önemli nedeni olduğu için, diş kemiklerinin gelişmesi için sadece kalsiyuma değil, fosfor ve magnezyum gibi birçok hormon ve C vitaminine de ihtiyaç duyuluyor.

Her dönemde balıkyağı Prof. Dr. Aydın, “Bebek doğduktan sonraki 0-6 ay diğer
dönemlerden ayrı tutulmalı” diyor ve 6 aydan sonraki dönemlerde beslenmenin farklılık göstermediğini söylüyor.

◊ 0-6 aylık bebeğin sadece anne sütü alması gerekiyor. Bu dönemde mutlaka D vitamini ilavesine gerek duyuluyor.

◊ Annenin emzirme döneminde balıkyağı takviyesi alması çok önemli bulunuyor.

◊ Prof. Dr. Ahmet Aydın, D vitamini ve balıkyağının her yaşta mutlaka alınması
gerektiğini ve bu iki önemli unsurun doğal yaşamdan uzak olan toplumlar için şart olduğunu söylüyor.

Ömrü uzun gıda ömrü kısa insan

Prof. Dr. Ahmet Aydın’a göre unlu ve şekerli gıdaların yüz şekillerini daraltıcı etkisi bulunuyor. Ev yapımı gıdalar ise çocukların beslenmesinin daha kaliteli olmasını sağlıyor. Ancak günümüzde ev yoğurdu yapılmak istendiğinde, piyasada satılan sütler nedeniyle bu gerçekleşemiyor. Çünkü gıdaların ömrünün uzaması vatandaşın ömrünün kısalmasına neden oluyor. Bunun nedeninin katkı maddelerindeki artış olduğunu belirten Prof. Dr. Aydın, “bir sütü pastörize etmek, probiyotikleri yok etmek anlamına geliyor” diyor.

Ev yoğurdu, kefir ve nar ekşisi
Mutlaka tüketilmesi gereken besinler arasında ev yoğurdu, kefir ve nar ekşisi bulunuyor.
Hamilelik gerçekleştiğinde anne adayının sağlıklı beslenmeyi
devam ettirmesi gerekiyor. Hamileliğin ilk haftaları organ taslaklarının bu dönemde oluşması ve yapılan yanlışların telafisinin olmaması açısından büyük önem taşıyor. Hatalı beslenmenin sonuçlarıyla bazen doğumla bazen
de yıllar sonra karşılaşılıyor. Bir çocuğun anne karnında iyi beslenememesi ve az kilolu doğması, 30-40’lı yaşlara geldiğinde diyabet ve hipertansiyon gibi hastalıklara yol açıyor.

GAZETE HABERTÜRK-Ceyda Erenoğlu

, , , , , ,