Archive

Posts Tagged ‘hiperaktivite’

Eki
01

Peki anne-babaların bu konuda ne yapmaları gerekiyor?

En çok nelere dikkat edilmeli? Okul çocuklarını hastalıklardan korumak adına hangi yanlışlardan kaçınılmalı ve hangi doğrular uygulanmalı?

BETAYA DİKKAT!

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Mindan, “Okulların açılması ve havaların serinlemesi, çocuklarda görülen hastalıkların artması anlamına geliyor. Çocuklar kalabalık sınıflarda birbirlerinden kolaylıkla mikrop kapabiliyor” diyor. Çocuklarda sık rastlanan hastalıklar arasında başı virüs ve bakterilerin neden olduğu alt ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının çektiğini söyleyen Dr. Mindan, ekliyor: “Çocukluk çağında görülen en önemli hastalık, A grubu beta hemolitik streptokoklar tarafından geliştiriliyor ve 100’den fazla beta mikrobu; bademcik iltihabı, kızıl, nefrit ve çocuk romatizması gibi hastalıklara neden oluyor. Bu hastalıklarda, boğazdan alınan örnek yani boğaz kültürü, kolayca tanı konulmasını sağlıyor. Tedavi penisilinle yapılıyor. Çocukta beta mikrobuna rastlanması halinde, 10 gün süresince ilaç kullanılması gerekiyor. Tedavi edilmeyen veya yanlış tedavi edilen her 100 hastadan birinde romatizma gelişiyor. Bu durum, kalp romatizmasına da yol açabiliyor.”

Dr. Mindan, okul döneminde çocuklarda sık görülen bir diğer hastalığın sinüzit olduğunu söylüyor. Çocuğun sesi boğuk çıkıyorsa, uykuya dalarken veya sabah uyandığında öksürük görülüyorsa; sinüzitten şüphelenmek gerekiyor. Bronşit ise kendini hırıltı, öksürük ve sık nefes alma ile belli ediyor. Çocukta düşmeyen ateş varsa zatürreeden şüphelenmek ve doktora gitmek gerekiyor. Akciğerlerin dinlenmesi hastalığın tanısını koymaya yetiyor.

KULAK NEZLESİNE KARŞI İŞİTME TESTİ

Çocukları tehdit eden bir diğer önemli hastalığın kulak nezlesi olduğuna dikkat çeken Dr. Emin Mindan, “Sık sık nezle olan, televizyon izlerken sesini çok açan ve karşısındaki insanın dudaklarına bakmadan kendisine ne söylendiğini anlayamayan bir çocuğa, kulağında ağrı olmasa bile doktor muayenesi ve işitme testi yapılması gerekir” diyor.

Beslenme çantasında AYRAN VE YUMURTA BULUNSUN

DR. Emin Mindan, çocukların okula giderken yanlarında götürdükleri beslenme çantalarının, son yıllarda en önemli hastalık kaynağı olarak kabul edildiğini dile getiriyor. Hazır kek, bisküvi ve yapay meyve suları gibi gıdaların ucuz ve kolay taşınır olmasının, hastalıkların artışının en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Dr. Mindan, ekliyor: “Enfeksiyonlar, alerjik hastalıklar, dikkat dağınıklığı, hiperaktivite ve otizm gibi hastalıklar yapay gıda ve gıda koruyucuları ile yakından ilgili. Çocukların beslenme çantalarında bu tip besinler yerine; kefir, ayran, tam buğday ekmeği, peynir, haşlanmış yumurta, kuruyemiş ve kuru meyve bulunmalı.”

Doğru beslenme hastalıklardan korur

BAZI önlemler alarak, çocukları ateşli veya ateşsiz hastalıklara karşı güçlü kılmanın mümkün olduğunu söyleyen Dr. Emin Mindan, bu konuda yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

Çocuklara arıtılmış ve içine mineral ilave edilmiş su içirilmeli.

Çocuklara ağır metalleri arıtan duş başlığı kullanarak banyo yaptırılmalı.

Çocuk şeker, beyaz un, katkı maddesi ve koruyucu içeren içecek ve yiyeceklerden uzak tutulmalı.

Çocuk, sağlığı için gerekli olan besleyicileri doğru gıdalardan almalı.

Organik yumurta, et, balık, kefir ve ev yoğurdunun en önemli protein kaynakları arasında yer aldığı unutulmamalı.

Çocuk; vitamin, mineral, eser element, karetenoid, antioksidan, enzim ve lif kaynağı olan sebzeleri bol bol tüketmeli.

Meyveler; vitamin, mineral, bioflavonoid, antioksidan, enzim ve liften zengin oldukları için çocuğun beslenmesinde mutlaka bol yer tutmalı.

Kuruyemişlerin ve kuru meyvelerin mineral, esansiyel yağ asidi, vitamin ve antioksidan kaynağı oldukları hatırlanmalı.
Çocukların bağışıklık sistemi zencefil, zerdeçal, kimyon ve kırmızıbiber gibi baharatlarla güçlendirilmeli. Hasta çocuğa şeker ve beyaz un verilmemeli DR. Emin Mindan, hastalık belirtileri göstermeye başlayan çocukların beslenmelerinde beyaz una ve şekere yer verilmemesi gerektiğini dile getiriyor. Çünkü beyaz unlu ve şekerli gıdalar, hem bağışıklık sisteminin zayıflamasına yol açıyor hem de çocuktaki mevcut hastalığın ilerlemesine neden oluyor.

Öte yandan, kolay sindirilen ve bünyeyi güçlendiren tavuk çorbası, kefir ve ev yoğurdu gibi gıdalar ise sağlık açısından son derece yararlı bulunuyor. Bunlara, çocukların beslenmelerinde mutlaka yer vermek gerekiyor.

Ceyda Erenoğlu- Gazete Habertürk- HT Magazin

, , , , , , ,

May
25

Sağlığa yararları saymakla bitmeyen kefir, hayatımızdan hiç çıkarmamamız gereken besinler arasında yer alıyor. Ayrana benzeyen ve en az ayran ile yoğurt kadar faydalı olan kefir, 7’den 70’e herkesin mutlaka tüketmesi gereken gıdalardan…
Kefir kültüre edilmiş, bir çok sağlık unsuru içeren, ayran benzeri bir içecektir. Uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içeceği. Halen Rusya’da tüketilen fermente süt içeceklerinin yüzde 70’ini kefir oluşturmakta. Bu ülkede 1981 yılında 1 milyon 160 bin ton kefir yapıldığı; Almanya, Finlandiya, Fransa, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’te ise kefirin ticari olarak üretilip satıldığı belirtilmiş. Son yıllarda ülkemizde de bazı rahatsızlıkları iyileştirmek amacıyla evlerde kefir yapılmakta ve kefir tane sine olan talep her geçen gün biraz daha artmakta.

HERKES RAHATÇA TÜKETEBİLİR

Kefir; ekşi ve ferahlatıcı tadıyla ayrana, probiyotik yapısıyla da yoğurda benzemektedir. Kefirde doğal olarak yer alan bakteriler ve mayaların simbiyotik etkileşimi sonucu oluşan yapılar, bu içeceğin düzenli olarak tüketilmesi durumunda, sağlık açısından büyük fayda yaratmaktadır. Kefir, değerli vitamin ve minerallerle yüklenmiştir. Kolay sindirilebilir proteinler ve doğal antibiyotik özellikler içermektedir. Kefirde yer alan çok miktardaki yararlı maya ve bakteri, kültüre edilme işleminden sonra, ortamda bulunan laktozun tamamına yakınını yapılarında bulunan laktoz enzimi ile tüketirler. Böylece laktozu tolere edemeyen kişilerde kefiri gönül rahatlığıyla tüketirler.

Kefir çok farklı sütler ile örneğin inek, keçi, koyun, hindistan cevizi, pirinç ya da soya sütleriile yapılabilir. Yapısal olan mukoz benzeri özelliği, sindirim sisteminde yararlı bakterilerin kolonizasyonunu kolaylaştırır. Kefir, tanecik (grain) adı verilen jelatinimsi beyaz ya da sarı partiküllerden oluşmaktadır. Bu tanecikli yapı, kefiri diğer süt ürünlerin den ayırmaktadır. Bu tanecikler, bakteri-maya karışımı kazein (süt proteini) ve kompleks şekerlerle küme halini almaktadır. Bazı taneciklerin fermentasyon işlemleri sonucunda bir elin avucuna sığabilecek büyüklüklere ulaştığı bilinmektedir. Tanecikler yapılarında bulunan yararlı organizmalar sayesinde sütü fermente ederek, kültüre edilmiş bir ürüne dönüştürmektedir. Kefir, vücudun temel fonksiyonlarında ve çeşitli faaliyetlerinde kullanılan mineraller ve esansiyel aminoasitler bakımından son derece zengindir. Kefirde bulunan proteinler kısmi sindirimi yapılabilen ve bu nedenle vücut tarafından kolay değerlendirilebilen yapılardır. Kefirde bol miktarda bulunan esansiyel aminoasitlerden biri olan triptofan ile kalsiyum ve magnezyumun sinir sistemi üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu bilinmektedir.

ENERJİ KAYNAĞI

Vücudumuzda en çok bulunan ikinci mineral madde olan ve kefirde de bulunan fosfor ise, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında büyük kolaylık sağlamaktadır. Bu açıdan da, kefir yemek yararlıdır. Kefir; B1, B12 ve K vitaminleri bakımdan da çok zengindir. Bu vitaminlerin yeterli derecede alınmasının gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerekse deri rahatsızlıklarına sayısız fayda sağladığı bilinmektedir.

ÇOCUKLARA ŞEKER YERİNE KEFİR YEDİRİN

Düzenli olarak kefir tüketmenin sağlık açısından pek çok yararı bulunmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:

* Kefir kolay sindirilebilir bir besindir. Vücut için faydalı bakteriler, mayalar, vitaminler, mineraller ve proteinler açısından son derece zengindir.

* Dengeleyici bir gıdadır. Bağırsakları temizler ve içerdiği yapılar sayesinde bağışıklık sisteminin düzenli bir şekilde işlemesine yardımcı olur.

* AIDS gibi rahatsızlıkların kötüye gitmesini yavaşlatan bir özelliği vardır. Kronik yorgunluk sendromuna ve halsizliğe karşı olumlu etkileri bulunmaktadır. Kanserle mücadelede de çok önemli bir rol oynar.

* Çok fazla şeker ve şekerli gıda tüketen çocuklar için son derece faydalı bir besindir. Çocuklara şeker yerine kefir yeme alışkanlığı kazandırmak yerinde bir davranış olacaktır.

Sakinleştirir

* Sinir sistemi üzerindeki sakinleştirici etkisi sayesinde uyku bozukluklarıyla, depresyonla ve hiperaktivite rahatsızlıklarıyla mücadele de çok önemli bir rol oynar. Çünkü kefir, doğal bir sakinleştirici ve antibiyotik niteliği taşımaktadır.

* Dünyanın farklı yerlerinde, astımın ve bir takım deri rahatsızlıklarının tedavisin de kefirden yararlanılmaktadır. Günümüzde, iç eko-sistemin temizlenmesinde de kullanılmak tadır.

Sindirim sistemi üzerinde yoğurttan çok daha etkili

Kefirle yoğurt arasındaki başlıca farklar şöyle sıralanıyor:

* Her iki ürün de kültüre edilmiş süt ürünleridir ama farklı türde faydalı bakteriler içermektedir. Yoğurdun içermiş olduğu bakteriler sindirim sistemini temiz tutarak, burada konakçı olan diğer faydalı organizmalar için besin sağlamaktadır. Kefir, bu özelliklere ek olarak, yoğurdun sahip olmadığı sindirim sistemini kolonize etme özelliğinede sahiptir.
* Kefir yoğurtta bulunmayan birkaç faydalı bakteriyide içermektedir. Lactobacillus caucasus, leuconostoc, acetobacter türleri ve streptococcus türleri bunlara örnektir. Aynı zamanda, vücut için yıkıcı patojen özellikte olan mayaların gelişimini kontrol altına alan ve elimine eden saccharomyces kefir ve torula kefir gibi mayaları da içermektedir. Kefir, sindirim sisteminde zararlı bakterilerin ve mayaların bulunduğu ortamda mukozasta bir yapı oluşturarak bu ortamı temizler ve bağırsakların direncini artırır. Bu sayede de vücut, gerek escherichiacoli gibi patojenlere gerekse bağırsak parazitleri ne karşı çok daha dirençli hale gelir.
* Kefirin için de bulunan bakteriler ve mayalar, tam olarak parçalanmamış besinlerin sindirimine yardımcı olarak besin kaybını önler. Bu sayede kefir, kolonu temiz ve sağlıklı tutar. Kefirin yoğurda kıyasla daha ince tanecikli bir yapıda olması, sindiriminin daha kolay olmasını sağlamaktadır. Bu sayede de hem bebekler, hem rahatsız yaşlılar, hem de sindirim bozukluklarına sahip olan kişiler açısından tüketimi bir hayli kolaylaşmaktadır.

Evde nasıl kefir yapılır?

Evde kefir hazırlamak için bir kavanoza veya ağzı geniş bir şişeye, 2 bardak taze süt koyun. Kefir tanelerini bulundukları kaptan demir olmayan bir süzgeç vasıtasıyla süzün. Süzgeçte kalan kefir tanelerini ise sütün konduğu kaba aktarın. Ağzını bir kapla sıkı olmayacak şekilde örtün. 24 saat oda sıcaklığında bekletin. Kefir tanelerini bir kez daha demir olmayan bir süzgeçle süzün. Bunları eğer tekrar kefir yapılacaksa sütün içine, yapılmayacaksa kendi kaplarına koyun. Hazırladığınız kefiri en çok 2 gün içinde tüketin. Ağzı kapalı bir kabın içinde, buzdolabın da muhafaza edin.

GAZETE HABERTURK – TAYLAN KÜMELİ

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,