basındanTemmuz 26th, 2011
иконографияикониİnsan sağlığını olumlu yönde etkileyen probiyotikler içeren kefir yaşlanmayı yavaşlatıyor. Kefir kullananlar, kefir ile kendilerin dinç hissettiklerini ve kefirin sakinleştirici özelliği olduğunu belirtiyorlar. Mucizevi ve doğal bir besin olan kefirin hiçbir yan etkisi yok. Cilde, karaciğere bağırsaklara kan dolaşımına, tansiyona çok iyi geliyor. Hücreleri yenileyip güçlendiriyor.
Kefirdeki fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlıyor. Bağırsak hareketlerini hızlandıran bu besin, mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırıyor. Mikrobik enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırıyor. Kemik erimesini önlüyor, bronşit ve astım nöbetlerini azaltıyor.
Aynı zamanda “gençlik iksiri” olarak da bilinen bu besin, içinde bulunan yararlı vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, magnezyum, flor, fosfor ve selenyum gibi mineraller de içeriyor. Düzenli tüketildiğinde sağlığın korunmasına yardımcı oluyor, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiriyor.
Kefir’i sıvı halde satın alıp tüketmek veya evde mayalayarak üretmek mümkün. Ancak sıvı olarak içilmesi kimileri için hiç de kolay değil. Çünkü bu mükemmel besinin tadı pek beğenilmiyor. Şimdi bütün bu zahmetlerden kurtaran herhangi bir katkı içermeden, doğal olarak üretilen “kefir kapsülü” genç kalmak ve güzelleşmek isteyen kadınların imdadına yetişti.
Gençliğin, güzelliğin ve sağlığın 1 numaralı besini kefirin onlarca faydasından bazıları:
■- Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır
■-Kronik yorgunluğu giderir
■- Stresi azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür
■-Sinir sistemini güçlendirir
■-Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır
■- Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler
■- Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler
■- Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar
■- Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler
■- Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir
■- Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir
■- Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir
■- Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar
■- Menapoz dönemindeki riskleri azaltır
■- İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder
■- Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir
■- Safra kesesi ve böbrek hastalıklarını iyileştirir
■-Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler
■-Sağlıklı diyet için kullanılır, kilo almayı önler
damar sertliği, deri hastalıkları, dinç hissetmek, doğal besin, dolaşım, Egzama, flor, fosfor, gençlik iksiri, hücre yenileyici, İdrar yolu iltihapları, insan sağlığı, kalsiyum, karaciğer, kefir kapsülü, kolesterol, kronik yorgunluk, magnezyum, probiyotik, Safra kesesi, Sağlıklı diyet, sakinleştirici, sinirsel depresyon, tansiyon, uykusuzluk, yan etki, yaşlanmayı yavaşlatma, yüksek tansiyon
Diyetisen Özlem Sert Aydın, bir tür solunum yolu hastalığı olan gribin özellikle kış aylarında kendini hissettirdiğini, insanların bu aylarda yediklerine daha çok özen göstermesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen Aydın, gribin insandan insana hızlı bir şekilde yayılma özelliğine sahip olduğunu, özellikle bu aylarda narenciye alınması gerektiğini ifade etti.
Aydın, ANKA’ya kış aylarının korkulu rüyası grip hastalığından korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Sarımsak, yoğurt, yeşil çay tüketmenin gripten korunmada çok önemli olduğunun altını çizen Aydın, şöyle devam etti:
“Sarımsak içeriğinde allicin adlı çok güçlü bir antioksidant bulunmakta ve vücudu serbest radikallerden korumaktadır. Sarımsak bağışıklık sistemini güçlendirmenin de en ucuz yollarından biridir. Güçlü bir selenyum kaynağı olan sarımsak ihtiyacımız olan sülfürü de içermektedir. Yoğurt veya kefir tüketin, Birçok araştırma probiyotik gıdaların bağışıklık sistemimiz için yararlı olduğunu belirtmektedir. Yoğurt ve kefir bağışıklık sistemini güçlendirerek grip ve bir çok hastalığı önleyici etkiye sahiptir. Özellikle yeşil çay çok önemli Polifenollerden zengin olan bu çay özellikle güçlü bir antioksidanttır. Siyah çayda aynı etkiye sahiptir ama yeşil çay içeriği daha zengindir.”
-NARENCİYE ÇOK ÖNEMLİ-
Kış aylarında kişinin narenciye tüketmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisen Özlem Sert Aydın, “Vücudumuz tarafından üretilmeyen ve depolanmayan C vitaminini günlük olarak çeşitli besinlerden almalıyız. Özellikle turunçgillerde bol miktarda, taze sebzelerde, maydanozda, kabakta, soğanda ve domateste bulunur. Özellikle portakalı yerken kabuğunu mümkün olduğunca ince soymaya çalışın. Alttan çıkan beyaz kısmıyla (bioflavonoid yapısıyla) birlikte tükettiğinizde daha fazla C vitamini almış olursunuz. Yapılan çalışmalara göre C vitamini ile beraber D vitamini takviyesi alınmasının da bağışıklık sisteminin güçlenmesinde etkili. D vitamini, hastalık yapan virüs ve bakterileri yok eden T hücre aktivitesini artırıp enfensiyonlara karşı savaşıyor. Özellikle yumurta sarısı ve yağlı balıklarda bulunmaktadır” dedi.
-ÇİNKODAN BESLENİN ŞEKERİ AZALTIN-
Vücudun çinko ihtiyacının kış aylarında daha fazla olduğunu belirten Aydın şekeri azaltma uyarısında da bulundu. Özlem Sert Aydın, “Çinko proteinlerin enerjiye dönüştürülmesi için çok önemlidir, zihinsel fonksiyonlarda, vücudun kendi kendini iyileştirmesi ve yenilemesi gereken durumlarda , bağışıklık sisteminin gelişmesinde, hormonal dengede önemli yere sahiptir. Kuruyemişler, deniz ürünleri, et, karaciğer, süt ve yumurtada bulunur. Ayrıca yapılan çalışmalar fazla tüketilen şekerin bağışıklık sistemini baskıladığını gösteriyor. Mümkün olduğu kadar şeker ve şekerli besinleri azaltmalısınız. Bu hem gripten hem de fazla kilodan korunmada etkili olacaktır” diye konuştu.
antioksidan, bağışıklık sistemi, balık, çinko, et, grip, hormon, karaciğer, kilo, süt, yumurta
‘Gençlik iksiri’ olarak bilinen bu besin hem gençleştiriyor hem de sağlığa iyi geliyor…
Kafkasya’da yaşayanların 5 bin yıldan beri kefir içerek uzun ömür sürdürdükleri artık biliniyor. Güzelliği ile ünlü olan Çerkez kızlarının da kökeni Kafkasya’ya dayanıyor. Özellikle kadınlarının güzelliği dünyaca bilinen Rusya’da da kefir bol miktarda tüketiliyor. Kefiri gençlik iksiri kulanan ünlü isimler var. Her zaman genç ve güzel kalmanın yolu olarak bazı ünlüler de kullanıyor . Bu besinle güzelliğini sabitleyen pek çok insan var. Ajda Pekkan’ın gençlik sırrı da kefir kullanmasından kaynaklanıyor.
İnsan sağlığını olumlu yönde etkileyen probiyotikler içeren kefir yaşlanmayı yavaşlatıyor. Kefir kullananlar, kefir ile kendilerin dinç hissettiklerini ve kefirin sakinleştirici özelliği olduğunu belirtiyorlar. Mucizevi ve doğal bir besin olan kefirin hiçbir yan etkisi yok. Cilde, karaciğere bağırsaklara kan dolaşımına, tansiyona çok iyi geliyor. Hücreleri yenileyip güçlendiriyor.
Kefirdeki fosfor, hücre gelişimi ve enerji ihtiyacının karşılanması için karbonhidratların, yağların ve proteinlerin kullanımında kolaylık sağlıyor. Bağırsak hareketlerini hızlandıran bu besin, mide ve bağırsak salgılarını arttırıp hazmı kolaylaştırıyor. Mikrobik enfeksiyonlara karşı vücudun direncini arttırıyor. Kemik erimesini önlüyor, bronşit ve astım nöbetlerini azaltıyor.
Aynı zamanda “gençlik iksiri” olarak da bilinen bu besin, içinde bulunan yararlı vitaminlerin yanı sıra kalsiyum, magnezyum, flor, fosfor ve selenyum gibi mineraller de içeriyor. Düzenli tüketildiğinde sağlığın korunmasına yardımcı oluyor, hücreleri yenileyerek yaşlanmayı geciktiriyor.
Gençliğin, güzelliğin ve sağlığın 1 numaralı besini kefirin onlarca faydasından bazıları:
- Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır
-Kronik yorgunluğu giderir
- Stresi azaltır, sakinleştirir ve kolesterolü düşürür
-Sinir sistemini güçlendirir
-Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır
- Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler
- Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler
- Gençlik ve dinçlik duygusunun sürekliliğini sağlar
- Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler
- Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir
- Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir
- Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir
- Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar
- Menapoz dönemindeki riskleri azaltır
- İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder
- Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir
- Safra kesesi ve böbrek hastalıklarını iyileştirir
-Sindirim sistemini mükemmel şekilde düzenler
-Sağlıklı diyet için kullanılır, kilo almayı önler
(Hürriyet)
ajda pekkan, antiaging, damar sertliği, depresyon, doğal besin, flor, fosfor, gençlik iksiri, gençlik sırrı, karaciğer, kronik yorgunluk, magnezyum, probiyotik, sinir sistemi, stresi azaltma, uykusuzluk, yaşlanmayı geciktirici, yüksek tansiyon
akademik, basındanMayıs 14th, 2009
Üstelik bunların çoğu kolay, ucuz ve uygulanabilir şeyler. Domates salçasına ağırlık verin, sarımsağı bütün değil ezerek tüketin, üzümün çekirdeğini çiğneyin, normal ısıdaki yeşil ve siyah çay kanserden korunmada çok etkili ama çayınızı plastik değil cam bardakta için.
KANSERDEN koruyucu bir beslenme planı söz konusu olduğunda ilk sırada yine ’sağlıklı beslenme’ prensiplerine uymak gelir. Proteini, karbonhidratı, yağı dengeli, kalorisi yeterli bir beslenme planı oluşturabilirseniz işiniz kolaylaşıyor. Tabii ki çeşitlilik de çok önemli. Farklı besinlerde farklı kanser koruyucuları var. Bu nedenle hep aynı şeyleri yemek yerine besin seçimlerinizi mümkün olduğu kadar değiştirmeniz gerekiyor. Son yıllarda kanser ve beslenme konusuna ilgi arttı. Bu gelişme, hangi besinlerin kanserden korunmada daha etkili olduğunu araştıran çalışmaların sayısını da artırdı. Bu yazıda söz konusu doğal besinler ve faydalı oldukları alanları içene alan kısa bir yolculuk yapacağız.
Plastikten uzak durun
Yeşil ve siyah çayın kanserden korunmada sağladıkları avantajlar bir hayli etkileyici. Laboratuar çalışmaları özellikle yeşil çayda bol miktarda bulunan ’kateşinlerin’ prostat, meme, kalın bağırsak ve mide kanseri gibi birçok kansere karşı koruyucu bir zırh oluşturabileceğini gösteriyor. Bu arada dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var: Tel zımbalarla hazırlanmış poşet çaylardan uzak durmak ve çay içerken plastik bardaklar kullanmamak. Çayı mümkün olduğu kadar az şekerle içmenizi öneriyorum. Çünkü kanser şekeri seviyor. Şekerli yiyecekler gelişmekte olan bir kansere de, mevcut bir tümöre de enerji kaynağı görevini üstleniyor. Tatlandırıcı kullanmanızı da tavsiye etmem. Ayrıca çayı çok sıcak ve hızlı içmemenizde fayda var.
Domates ve nar mucizesi
Kanserden korunmada yıldızı parlayan besinlerden biri de nar. Çok sayıda çalışma narın da önemli bir kanser koruyucusu besin olduğunu telkin ediyor. Narın yapısında ve çekirdeğinden elde edilen yağda bulunan birçok maddenin (elajik asit, purisik asit gibi antioksidanlar) başta prostat, meme ve kalınbağırsak kanseri olmak üzere kansere karşı güçlü bir antioksidan zırh oluşturdukları anlaşılıyor. Bir başka mucize de domateste saklı. Biz ona ’kırmızı mucize’ diyoruz. Mucizenin kimyasal adı likopen! Bu çok güçlü antioksidan karotenoid özellikle meme, prostat, kalınbağırsak, yemek borusu, mide ve pankreas kanserine karşı korunmada faydalı olabileceği anlaşılıyor. Likopenin en güçlü kaynağı domatesin kendisi ve ürünleri. Özellikle işlemden geçmiş domates ürünleri (salçası, ketçabı, sosu, çorbası) bol miktarda likopen ihtiva ediyor. Çorbanızı evinizde kendiniz hazırlayın, az tuz ve yağ kullanın. Likopen yağda eriyen bir madde olduğundan ve ısıtılınca daha kolay ortaya çıktığından taze domatesleri yerken hafifçe ısıtma işleminden geçirmeyi ve üzerine bir iki damla zeytinyağı eklemeyi ihmal etmeyin. Likopen kan portakalında, kırmızı/pembe greyfurtta, hatta karpuzda ve kayısıda da var. Bu maddenin hücrelerde kanseri tetikleyen temel olay DNA hasarını azalttığını gösteren çalışmalar var.
Üzüm çekirdeği çiğneyin
Konu kanserle mücadele olduğunda listeye üzümü eklememek haksızlık olur. Üzümün çekirdeği ve kabuğunda bol miktarda bulunan doğal ilaçlardan biri resveratrol da tıpkı likopen gibi DNA hasarını azaltarak, kanserden korunmayı kolaylaştırıyor. Bunun için en doğrusu taze, çekirdekli üzümü çekirdeklerini de çiğneyerek yemektir. Taze sıkılmış üzüm suyunda da bol miktarda resveratrol bulunuyor. Kurutulup öğütülerek kullanılan üzüm çekirdeğinin ne oranda faydalı olduğunu gösteren ciddi bir çalışma görmedim. Bu arada asma yaprağında bile resveratrol varmış. Dolma severlere duyurulur…
Sarımsağı ezerek yiyin
Listeye sarımsak ve soğanı da eklemek gerekir. Özellikle sarımsağın güçlü bir kanser düşmanı olduğu yüzyıllardır biliniyordu. Bu bilgi son yıllarda bilimsel olarak da teyit edildi. Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler yemek borusu, mide, kalın bağırsak, akciğer ve karaciğer kanserine yakalanma olasılığını düşürüyor. Sarımsak tüketimi yüksek olan toplumlarda kalınbağırsak kanserleri de, mide kanserleri de az görülüyor. Aynı şeyleri meme ve prostat kanseri için de söyleyebileceğimizi düşündüren bulgular var. Sarımsaktan faydalanmak için hapını, tozunu bir yana bırakıp doğrudan kendisini yiyin. Sorun kokusunda ama işin uzmanları sarımsak ezilmeden yutulursa değerini kaybedeceğini, ezildikten sonra da en geç bir saat içinde yenilmesi gerektiğini belirtiyor. Sarımsağın içindeki tümör savaşçısı Allisin isimli madde ancak sarımsak ezilince aktive oluyor. Sarımsaktan söz etmişken soğandan da bahsedelim. Özelikle kırmızı soğan kanserle savaşta faydalı gibi görünüyor. Bir çalışmada günde yarım baş soğan tüketiminin mide kanserine yakalanma riskini yüzde 50 oranında azalttığı tespit edilmiş. Başka çalışmalarda da soğanın çeşitli organ kanserlerini azaltabileceği (meme, karaciğer, kalınbağırsak kanserleri) gösterilmiş. Son yılların parlayan doğal kanser savaşçılarından biri de Zerdeçal! Tıka basa polifenolik antioksidan dolu olan bu doğal kanser koruyucusunun içindeki Curcumin isimli madde neredeyse kanser önleyici bir ilaç gibi çalışıyor. Zerdeçalın mevcut tümör hücrelerinin çoğalmasını da engellediğini gösteren birçok bulgu var.
Ruhunuz da beslensin
Kansere faydalı olabilecek besinler listesini daha da uzatmak tabii ki mümkün. Bu listeye portakal ve diğer turunçgilleri, kayısıyı, turp, şalgam, lahana, karnabahar grubunda yer alan bütün besinleri eklemek gerekiyor. Ama ne yazık ki yerimiz sınırlı. Bana sorarsanız konu kanserden korunmak olduğunda yalnızca bedeninizi değil, ruhunuzu da beslenmeyi ihmal etmeyin. Birçok defa yazdık, bir kez daha hatırlatalım: Manevi yanı güçlü, duanın gücüne inanan, ailesi ve içinde yaşadığı toplumla iyi ve güzel ilişkileri olan, iyimser, iyi huylu ve iyi insanlar kansere daha az yakalanıyor. Yakalansalar bile ömürleri daha uzun, sorunları daha az oluyor.
Kendinize beslenme planı hazırlayın
BİZE göre kanserden koruyucu bir beslenme planınız olsun istiyorsanız belirttiğimiz yiyecekleri daha sık kullanın. Beyaz ekmeği yememeye, tam tahıllı ekmek yemeye çalışın. Şekerin fazlasından uzak durun. Beyaz unu çok kullanmayın. Katkılı yiyeceklerden, tatlandırıcı eklenmiş ürünlerden de uzaklaşın. Mümkün olduğu kadar sebze ve meyveleri mevsiminde yemeye, yumurta, zeytinyağı, kefir gibi geleneksel yiyeceklerinizden uzak kalmamaya, abartmamak koşuluyla kabuklu kuruyemişlerden faydalanmaya çalışın. Boza, sirke, nar ekşisi gibi doğal soslar kullanın, doğal içeceklerden faydalanın.
Kırmızıbiberi nemsiz ortamda kurutun
KANSERLE savaşta yararlı olabileceği anlaşılan mutfak mucizelerinden biri de kırmızıbiber. Kırmızıbiberdeki Kapsaisin maddesi kanser hücrelerini daha oluştuğu anda öldürmeye yönelik bazı özellikler taşıyor. Kırmızıbiberdeki bu maddenin etkili olduğu kanserler pankreas ve akciğer kanseri. Dikkat edilmesi gereken nokta nemli ortamda kurutulan kırmızıbiberde üreyen küflerin Aflatoksin adı verilen toksinleri üretebilmeleri ve bunların karaciğer kanserine yol açabilmeleri. İşin uzmanları kırmızıbiberin nemsiz ortamlarda kurutulmasını ve uygun koşullarda saklanmasını şart koşuyorlar.
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
(meme, Aflatoksin, akciğer ve karaciğer kanseri, antioksidan, Boza, Curcumin, DNA, elajik asit, kalınbağırsak, kanser, kanserden korunma, karaciğer, karnabahar, lahana, likopen, nar ekşisi, Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU, prostat, purisik asit, resveratrol, şalgam, Sarımsak, sirke, tahıllı ekmek, turp, Zerdeçal