Yoğurt ve kefirde sağlığa yararlı çok sayıda besin unsuru var ama bu iki önemli besinin gizli gücünün mikroplardan (yanlış okumadınız) mikroorganizmalardan, kaynaklandığını biliyor muydunuz? Bunlar sizi hastalandırmak yerine sağlığınızı koruyan hatta bazı problemleri neredeyse tedavi eden “dost” bakterilerdir. Bu mikroorganizmalar bağırsak iç ortamını dengeliyor, hazmı kolaylaştırıyor, sindirim sisteminin görevlerine destek oluyor. Ayrıca bağışıklık sitemini güçlendirdiği, kolesterol ve hatta kan şekerinin kontrolünü kolaylaştırabildikleri ileri sürülüyor. Onların birer sağlık mucizeleri olduğu henüz yeni fark edildi. Bağırsakta bu bakterilerin sayısı arttıkça reflüden spastik-sinirsel kolite kadar pek çok sorun şiddetini azaltıyor. Gaz -şişkinlik- şikayetlerinde belirgin bir iyileşme görülüyor. Bağırsak iç dengesi iyileşince ishal veya kabızlık gibi problemler de ortadan kalkabiliyor. Kanada’da yapılan yeni bir çalışma antibiyotiklere bağlı ishallerin tedavisinde bu bakterilerden faydalanabileceğini ortaya koydu. California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma bebeklerde alerjiye bağlı cilt döküntülerini probiyotik desteklerin azaltabilecekleri gösterdi. İsrailli araştırmacılar probiyotik bakterilerle karaciğer hastalıklarının oluşturduğu zararlanmaların azaltılabileceğini ileri sürüyor. Bu araştırmalara başkalarını da eklemek mümkün.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Beslenme alışkanlığında bazı noktalara dikkat edilerek kansere yakalanma riskini düşürmek mümkün. Balık, süt ürünleri, sebze ve meyve tercih edilmesi gereken besinlerin başında geliyor
Amerika Minnesota Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre tüm kanser olgularının yüzde 60′ı yanlış beslenme sonucudur. Bu amansız hastalıktan kaçınmak için herkesin beslenmesine özen göstermesi gerekiyor. Beslenmeye ek olarak çevre risklerinden (sigara, hava kirliliği, röntgen ışınları, elektromanyetik ışınlar) kaçınma, stresle baş etme, yeterli bedensel aktivitenin kanserden korunma programının parçaları olduğu bilinmelidir.

MEYVE VE SEBZE İLK SIRADA
Kanserden koruyucu bir diyetin en önemli özelliği her gün en az 2 porsiyon meyve ve 3 porsiyon sebze yenmesidir. Örneğin 1 porsiyon sebze yemeği, 1 büyük tabak karışık salata, 1 bardak domates suyu, 1 elma ve 1 porsiyon çilekle her gün tüketilmesi önerilen 5 porsiyon meyve ve sebze koşulu yerine getirilmiş olur. 3 porsiyon sebze yaklaşık 400 gram gelir. Bunun yaklaşık yarısı çiğ olarak tüketilmelidir (salata, sebze suyu). Tercihen taze mevsim sebzeleri yenmelidir. Ancak gerektiğinde dondurulmuş sebzeler de bir alternatiftir.

2 porsiyon meyve yaklaşık 300 gramdır. Eğer çalışma hayatında kolaylık sağlayacaksa, günlük tüketilmesi gereken 5 porsiyon meyve ve sebzenin 1′er porsiyonu sebze ya da meyve suyu olarak içilebilir. Meyve ve sebze tüketiminde dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta, birkaç çeşit sebze çerçevesinde kalmamak, geniş bir yelpaze içerisinden her gün elden geldiğince değişik sebze ve meyve seçimi yapmaktır. Böylece çok çeşitli sebze ve meyve tüketimiyle bine yakın çeşitli bitkisel kimyasallar alınır. Sebze ve meyvelerde rengine göre seçim yapılması, içerdikleri yararlı maddeleri almak için pratik bir çözümdür. Örneğin pembe-kırmızı renkliler (domates, karpuz, pembe greyfurt) likopen maddesi içerir. Likopen güçlü bir antioksidandır. Çeşitli kanserlere, kalp-akciğer hastalıklarına karşı koruyucu etkilidir. Domatesi her gün tüketmeye çalışın. Koyu kırmızı / mor renkli üzüm, çilek, erik, elma, kiraz, lahana, pancar, patlıcan gibi sebze ve meyveler antosiyanin’leri içerir.

Antosiyanin’ler kuvvetli antioksidandır. Hücreleri korur. Turuncu / sarı renkli şeftali, havuç, kayısı, kabak, portakal gibi yiyecekler karoten ve kriptoksantin maddelerini içerir. Bu maddeler de güçlü antioksidandır. Hücreleri korur. Yeşil ve koyu yeşil yapraklı ıspanak, brokoli, lahana gibi sebzeler de kanserden koruyucu diğer birçok kimyasalları içerirler. Demek ki değişik renkte sebze ve meyvelerden tüketmekle sağlığımız için çok yararlı çeşitli bitkisel maddeleri almayı garantilemiş oluruz. Günde en az bir kez baklagillerden (kurufasulye, soya, nohut, mercimek, bezelye, barbunya) bir porsiyon ve tam tahıl ürünlerinden (kabuklu pirinç, bulgur, tam tahıl makarnası ya da ekmeği) 1 porsiyon tüketmek yararlıdır. Tam tahıllar, baklagiller, meyveler, sebzeler, kuru yemişler ve çekirdekler zengin lif kaynaklarıdır ve kanserden koruyucudur.

BALIK YEMEK ŞART
Haftada bir ile iki kez balık tüketimi önerilir. Özellikle somon, sardalya, uskumru ve ton balığı sağlık için önemli olan omega üç yağ asitlerinden zengindir. Ayrıca deniz ürünlerinde hücreleri koruyan güçlü antioksidan selenyum vardır. Kırmızı et ise doymuş yağdan ve kolesterolden zengindir. Fazla tüketilmesi birçok kanser için risk oluşturmaktadır. Sağlıklı ve kanserden koruyucu diyetin kapsamında günde bir kez düşük yağlı (yüzde bir) fermente süt ürünlerini (yoğurt, kefir, probiyotik süt ürünleri ve diğer fermente süt ürünleri) tüketilmesi de yer alır. Probiyotik bakteriler aside dayanıklı bakteri türüdür. Mide ve bağırsakta ölmezler. Bağırsak hastalıklarından koruyucu ve bağışıklık sistemini destekleyici etki gösterirler. Kanserojenleri aktive eden enzimleri durdurur. Nobel ödüllü Rus bilgini Elie Metchnikof Bulgaristan’daki uzun ömürlülerin fazla olmasını fermente süt ürününün (kefir) çok tüketilmesine bağlıyor.

Kafkasya kökenli kefir, gençlik iksiri olarak anılmanın yanı sıra uykusuzluktan sindirim sistemi sorunlarına kadar pek çok konuda vücut dengesini düzenliyor

Kefir uzun zamandan beri Kafkasya’da bilinen ve yöre halkı tarafından yapılıp içilen bir süt içkisi. Kafkasyalılar, fermante bir ürün olması bakımından kımıza benzeyen kefiri, su yerine içiyor ve gençlik iksiri olarak kabul ediyor. Sütten yapılan kefir, insanların ilgisini çeken alternatif probiyotik içeceklerin başında geliyor. İçeriği ile yüksek antibiyotik aktiviteye sahip olan kefir; bağışıklık sistemini destekliyor, hastalık yapan mikroorganizmaların üremesine engel oluyor, hastalıklara karşı direncin artmasını sağlıyor, sindirimi kolaylaştırıyor. Çeşitli üniversitelerin gıda mühendisliği bölümlerince yapılan araştırmalara göre, kefir sütteki tüm besin maddelerini içerdiği için yoğurt kadar yüksek besin değerine sahip. Sindirimi kolay olan kefir, ayrıca serinletici ve iştah açıcı bir aromaya sahip. Hazmının kolay, içeriğinin proteince zengin oluşu nedeniyle kefir, hastalar ve çocuklar için de uygun bir besin. Kefir için Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknisyeni Eğitim Araştırma Uygulama İşletme Müdürü Salih Özcan, şunları söylüyor: “Kefirin, ülser, yüksek, tansiyon, bronşit, astım, safra bozuklukları ve diğer bazı hastalıkları tedavi edici özelliğe sahip olduğu ileri sürülüyor.”

DÜZENLİ İÇİLMELİ
Özcan, tüm süt mamulleri gibi, düzenli kefir içilmesinin de bağırsak florasını düzenlediğini ve buna bağlı olarak bazı bağırsak rahatsızlıklarını iyileştirdiğini belirtiyor. Ayrıca kefirin, sinirsel rahatsızlıklar, iştahsızlık ve uykusuzluk için de yararlı olduğunu ifade eden Özcan, son günlerde kefire ilginin arttığını belirtiyor. Kefir, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin satış mağazasında bulunuyor.

Çar
16
Oca
12:25

Hazmı kolaylaştırır… Kolesterolü düşürür… Bağışıklık sistemini güçlendirir… Kefirin sağlık açısından faydaları saymakla bitmez

TAYLAN KÜMELİ
Kefirin anavatanı Kafkaslardır. Kafkaslar tarafından “gençlik iksiri” olarak görülmektedir. Son yıllarda Avrupa ve Amerika’da da yapılmaya başlanan kefir, bugün ülkemizdeki ziraat fakültelerinin süt teknoloji bölümlerinde üretiliyor. Kefir ekşi ve ferahlatıcı tadı ile ayrana, yoğurtta
bulunan maya ve bakterilerin bağırsak sisteminde tutunma özelliği olan “probiyotik” yapıları ile de yoğurda benzer.Kefir asit ve alkol fermantasyonunun bir arada etkileşimi sonucu oluşan bir üründür. Fermantasyon süresinin uzunluğuna bağlı olarak içinde oluşan alkol oranına göre bir sınıflandırma yapılmıştır. Buna göre 24 saat sonucunda tatlı kefir, 48 saat sonucunda orta sert kefir, üç güne kadar uzayan fermantasyon sonucunda sert kefir ve fermantasyon süresi daha da uzunsa çok sert kefir oluşur. Birçok farklı sütle yapılabilmektedir. Örneğin inek, keçi, koyun, hindistancevizi, soya veya
pirinç sütü gibi.Kefir tanesinin boyutları 0,5-3 cm. arasında değişen, fındık ya da buğday büyüklüğünde, renkleri beyaz, beyaz-sarı arasında küçük karnabahar veya patlamış mısır görünümündedir. Taneler sütü fermante edici rol oynamaktadır. Kefir, yapısındaki bakteri ve mayalarla sahip olduğu probiyotik özelliği sayesinde hazmı kolaylaştırır. Laktoz oranı süte göre düşük olduğundan bağırsağı laktoza karşı duyarlı olan kişiler tarafından rahatça tüketilebilmektedir.
Mide ve pankreas salgılarını artırıcı, bağırsakta antibakteriyel etkisi bulunmaktadır. Vücuttaki bazı mikroorganizmaların ve patojen bakterilerinin olumsuz etkilerini azaltır. Kolesterolü düşürür. Enfeksiyonlara karşı bağışıklık sistemini baskın hale getirici özelliğe sahiptir. Yapısındaki aminoasitle sinir sistemini yatıştırır. Bu özelliği yine yapısındaki kalsiyum ve magnezyum mineralleri tarafından da desteklenmektedir. Kefir B12, B1 ve K vitaminleri açısından da zengindir. Bu vitaminlerin vücuda yeterli oranda alınmasının gerek böbrek, karaciğer ve sinir sistemine gerek deri rahatsızlıklarına karşı sayısız fayda sağladığı bilinmektedir. Günde 250 mililitre ile 1 litre arasında kefir tüketilmesi faydalıdır.
Milliyet

Per
3
May
23:05

Sitemiz Trt izmir tv tarafından hazırlanan turksiteadlı programda yer almıştır.
KEFİR HAKKINDA İNGİLİZCE BİLGİ İÇİN TIKLAYIN ..
Kefir, (Çerkesçe Kundeps) çok eski yıllardan beri Kafkasya’da(Kefirin tarihçesi için tıklayın!) bugün ise tüm dünyada ticari maksatla imal edilen Kefir mayası yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi bir içecektir.

Kefir İçeçek halinde Kefir Taneleri

Kefir, beyazımtrak renkte, karnıbaharı andırır şekilde ve genellikle bezelye veya fındık büyüklüğünde tanelerden meydana gelmiştir. Kefir tanesinde; Torula mayaları, Sacharamyces sp., Streptococcus cremoris, Betabacterium sp. gibi mikroorganizmalar bulunur. Bunların faaliyeti sonucu süt asidi, etil alkol ve karbondioksit meydana gelir. Kefir tanesi içerisinde bulunan mikroorganizmalardan bazıları süt şekerini parçalayarak süt asidi oluştururlar ve süt pıhtılaşır.

Çeşitli yayınlarda kefirin alerjik rahatsızlık,iştahsızlık, uykusuzluk, verem ve brek hastalıklarında, bronşit ve astımda, ekzema tedavisinde, bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesinde kullanıldığı belirtilmektedir. Kefirin başka nelere iyi geldiğini Sitemizde Neden kefir içmeliyim! başlığı altında bulabilirsiniz.

alternative answersBuzdan gemiler
Postacınız